Farklı Kültürler Farklı Müdahaleler: Kadın Sünneti

1

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yazıma Montesquieu’nun bir sözü ile başlamak istiyorum.

Ayrı ayrı birer ahlaksız yaratık olan insanlar toplu oldukları zaman namuslu kişiler olurlar.

Bu söz çok şey ifade etse de bu yazımda bunu Kadın Sünneti üzerinden ele almak istiyorum.

Klitoris yüzyıllardır insanoğlunun ilgisini çekmeyi başarmış, bazı ilkel ve gelişmiş toplumlarca din, töre ve geleneklerin hedefi olmuş. Buna bağlı olarak klitoris, “Kadın Sünneti” adı altında çeşitli cerrahi müdahalelerce katledilmiş ve günümüzde katledilmeye de devam etmekte.

Dünya’da yaygın bilinen adı ‘’Female Genital Mutilation’’ olan kadın sünnetinin üç farklı uygulanış derecesi var:

  1. Derece: labia minorların birleştiği bölge olan klitoris kılıfı alınır, iltihap riski ve iyileşme süresi en az olandır.
  2. Derece: klitoris labia minoranın üst birleşim kısmıyla birlikte alınır.
  3. Derece: klitoris, labia minora ve labia majora tümüyle kesilip alınır. Ağır iltihapların dışında vulvanın yapışarak vajina girişini tamamen kapatması riski vardır. Bu tip durumlarda idrar çıkışını sağlamak için üretraya içi boş bir çubuk takılır ve vulva ilerde ilişkiye girecek erkek tarafından bıçakla yarılarak tekrar açılır.

Görüldüğü üzere içlerinde en vahşi olanı klitorisin tümüyle çıkarılması ve dış dudakların birbirine dikilmesi. Üzücü olan ise halen daha yaygın olarak uygulanıyor olması.

UNICEF’e göre, Afrika’da kadın sünneti olması beklenen kız çocuklarının sayısı yılda yaklaşık 3 milyon. Şu zamana kadar Afrika ve Ortadoğu ülkeleri yoğunlukta olmak üzere dünyada 29 ülkede 125 milyondan fazla kadına sünnet uygulanmış. Her yıl 2 milyon kadın risk altında. İşlem geleneksel sünnetçiler tarafından yapıldığından bıçak, ustura, makas, keskinleştirilmiş kaya, cam ya da tırnaklar gibi steril olmayan nesnelerin kullanılması muhtemel (1).

Çoğunlukla yenidoğan ile 15 yaş grubu arasındaki kız çocuklarına, bazense erişkin kadınlara uygulanan bu işleme elbette batı ülkeleri tarafından toplumsal bir tepki var. Hatta söz konusu ülkelerde canice bir işlem olarak kabul edilmiş ve yasalarca engellenmiş bile. Lakin bazı kabile geleneklerine göre klitoris kesimi yapılmamış kadınların evlenmesi asla doğru karşılanamaz çünkü klitoris kesimi kadının temizliği ve saf bir anne olabilmesi için mutlak gerekli bir durumdur. Bazı kabilelerde ise bu durum öyle bir boyutta ki çocuğun doğum sırasında kesilmemiş klitorise değmesi durumunda öleceğine dahi inanılır.

“Namus görünmez bir cevherdir; çok kere ona sahip olmayanlar sahipmiş gibi görünürler.”

Shakespeare

Peki, sizce kadın sünnetinin esas amacı ne?

Kız çocuklarının cinselliklerini geliştirmek mi yoksa onu köreltmek mi?

Literatürde kadın sünnetinin çeşitli şekilleri bulunmaktadır. Bazı toplumlar klitorisi kesme sembolik olarak yapılırken, bazılarındaysa aileler kendini suçlu hissetmesin diye (!) dini törenlerle işlemler gerçekleştirilmekteymiş. Kadın sünnetini yapanlar ise; ebeler, hemşireler, doktorlar ve yerel ismiyle ‘’dukun’’ adı verilen geleneksel iyileştiricilerden ibaret (2).

Kadınların sünnet edilmesinin görünen sebepleri kabileden kabileye farklı. Ama asıl amaç isteyerek ya da istemeyerek kadının seks yapmasını önlemekten başka bir şey değil. Böylelikle toplumun düzeni ve ataerkil yapısı incinmeyecek. E tabi kadının namusu da korunacak dememe gerek yoktur sanırım.

Anlayacağınız uygulandığı toplumlarda bekâretin sembolü olan sünnet, kadının ve ailesinin onur ve haysiyetinin adeta bir belgesi gibi. Bu yüzden 6 Şubat Uluslararası Kadın Sünnetine Karşı Sıfır Tolerans Günü ile her ne kadar zararlarına dikkat çekilip farkındalık yaratılmaya çalışılsa da vazgeçilmez bir uygulama olarak birilerinin hayatında var olmaya devam edecektir.

Biliyorum, içeriklerim toplumun genel yapısınca pek iyi karşılanmayan ve hatta kişileri karamsarlığa sokabilecek konulara sahip olabiliyor. Bu konuda eleştiri alsam da pembe gözlükle gezmeyi tercih edemiyorum. Meslek hayatım boyunca insan hayatı üzerine göstereceğim çaba bir yana, aklım ve bilgim ışığında varlığım boyunca insanlık için de çaba göstermeye devam edeceğim.

Karşıtlara karşı kalıcı bir mücadelenizin olması için, siz de başkalarının zihinlerinde yaşayanlardan olmayın. Kendi yolunuzda sağlam yürüyün. Yürüyün ki, insanların acılarının bir sesi olsun.

Namus, yalnız Allah adına yemin etmeye yarayan bir kelimedir.

Samuel Butler

Soyer Senem, Kadın Sünneti: Kültürel Dayanakları Ve Yol Açtığı Sorunlar, Ekev Akademi Dergisi Yıl: 18 Sayı: 60 (Yaz 2014)

Kültürlerarası Hemşirelik, İstanbul Tıp Kitapevi, Syf 297.

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

1 yorum
  1. Esra diyor

    Yazdığınız yazılar kesinlikle karamsar değil.Farkındanlık açısından çok güzel ele alınmış bir yazı örneği…

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.