Ey Halkım, Hemşireler Olarak Emeğimize Değiyor Mu?

0

Tüm günümü hastaneye gitmek için kullandığım metronun durağına kadar giderken sabahın altı buçuğunda ara ara soluklayarak depoladığım oksijenle geçirdiğim 24 nöbetler…

Maskeyi nefes almak için açmaya asla hakkım yok.

Çünkü bu hak bizlerin değil.

Sigarasını yolda yürürken içmeyi kendilerine hak gören, maskelerini sigarası bitene kadar açık tutan, çıkardıkları dumanı birilerinin yüzüne gelir mi diye düşünmeden rüzgarın tersine üfleyen insanların hakkı!

Servise ilk girdiğimde en son boş olarak teslim ettiğim hasta odalarının önünde gördüğüm dosya ve ilaçlar yeni hasta yatışı olduğunu belli ediyordu. Nasıl geçmişti acaba arkadaşlarımın nöbeti merak ediyordum. Bir an önce üstümüzü giyinip teslimi almaya başlamalıydık. Çünkü yapılacak işler çoktu. Üstüne reglimin en ağır geçtiği günlerdi. Bir anda sancılanmasam bari. Bir kadın olmanın vermiş olduğu fizyolojik ve psikolojik hassaslık ve hemşireliğin bizlerden bu dönemde istediği bordo berelilik.

Allah yardımcımız olsun diyorum her zaman.

İçimde hala kullanamadığım yıllık iznimin ukteliği var. Memleketime gidecektim. İndirimden beğenerek aldığım elbisemi giyinip gezecektim. Memleketimin sahilinde yürüyüş yapıp, güneşin batışındaki huzuru hissedecektim ama ne var ki bizler covid savaşçılarıydık. Dinlenmeye, uyumaya, eğlenmeye bırakın, tuvalete gitmeye, su içmeye bile vaktimiz yoktu.

Full dolu bir servis. Bakım hastalarının olması, solunum sıkıntısı olan  hastaların olması, araya giren ek orderlar, ilaçların istenmesi, sistemsel sıkıntılar, flakon kapağı açmaktan serum setlemekten nasırlaşan parmaklarımız, sürekli yıkamaktan ve antiseptik dökmekten kuruyan ellerimiz, uzun süre ayakta kalmaktan varisleşmeye başlayan bacaklarımız, enerjinin tükenmesi, saatler ilerledikçe önce ayaklar sonra da sırtına yayılan o ağrı hissi.

Bitmeyecekmiş gibi gelen, özveriyle yaptığın halde yaptığın işi kimsenin görmeyişi, yorgunluk ve bıkkınlığın gözyaşına dönüştüğü o anlar. Ve iyi bir insanın yorulduğumuzu anlayarak bizler için dua etmesi, gülümsemesi ve susamış bir insana su içirirken ki yudumladığı o suyun sesi…

İşte bunlardı bizleri biraz da olsa motive eden, ayakta tutan şeyler.

Ex vermiştik mesela son nöbette. Canla başla CPR yapışlarımız, mavi kod verişim, nöbet arkadaşımın acil arabasını hızlı bir şekilde odaya çekişi, mavi kod ekibinin gelmesi, adrenalinleri kırmaya başlayışımız…

Ve daha geride kalan diğer hastaların takipleri, tedavileri, kanları, diyabeti olan kişilerin kontrol şekerleri, yaşlı hastaların alt bakımları, …..x numara cam kenarında yatan hastanın istediği çarşaf, gece üçte yoğun bakımdan kabul ettiğimiz bakım hastası, ex olan hastanın eşyalarının tutanağı, acil arabasından kullanılan ilaçların ve malzemelerin düşülmesi derken kendini kötü hissetmesine rağmen nöbete gelen meslektaşımın oğlunun covid pozitif oluşunu kendisini telefonla arayan filyasyon ekibinden öğrenmesi…

Aklımızda tutacağımız onlarca şey, yorgunluklarımız, ağrılarımız, korkularımız…

VE BİR SERUMU GEÇ ÇIKARDIĞIMIZ İÇİN,

Kan alırken DAMARI TEK SEFERDE BULAMADIĞIMIZ İÇİN,

HER ÇAĞRILDIĞIMIZDA KORUYUCU EKİPMANLARIMIZI GİYİNMEDEN ODAYA GİREMEDİĞİMİZ İÇİN bizler KÖTÜ HEMŞİRE olabiliyorduk.

İşte bu yüzden bazı şeylerde hakkımız varsa helal etmeyeceğimiz yerler de var. İnanın var. Çünkü bizler de insanız.

Bizler de yoruluyoruz.

Bizler de acı çekiyoruz.

Bizler de acıkıyoruz.

Bizler de sevdiklerimizle gezip tozmak istiyoruz.

Bizler de temiz havaya ihtiyaç duyuyoruz.

Bizler de sevdiklerimize bulaştırmaktan korkuyoruz.

Bizler de hastalanıyoruz.

Ve inanın,

BİZLER DE ÖLÜYORUZ.

Paylaşarak duygudaşlığımızı ortaya koyalım.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.