Edirne’den Avrupa’ya Çiçek Aşısı – Sultan II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi Gözlemlerim

0 79

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Merhabalar!

Bir önceki yazımda bahsettiğim darüşşifadaki ruh ve sinir hastalarının müzikle tedavisine ikinci seri olarak düşündüğüm Sultan II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesine sizlerle ayrıca bir yolculuk yapmak istedim.

Bu yazımda darüşşifadaki o döneme damga vurmuş hekimlerden, ünlü cerrahlardan, ilginç, geleneksel ve bir o kadar da günümüzdeki tedavi şekillerinin zeminini oluşturmuş tıbbi uygulamalardan bahsedeceğim.

Bu yolculukta bana katılır mısınız?

Haydi başlayalım o halde.

Osmanlı hekimlerinin geliştirdiği birçok tedavi, modern tıbba ışık tutmaya devam ediyor.

İlk olarak bizim topraklarımızdaki hekimlerin çiçek aşısını keşfetmesiyle Dünya’ya kadar yayılan ve ünüyle nam salmış Türk Usulü Çiçek Aşısından bahsedelim.

Edirne’den Avrupa’ya Çiçek Aşısı

İnsanlığın enfeksiyon hastalıklarıyla mücadelede ulaştığı en büyük başarı, çiçek hastalığının yok edilmiş olmasıdır. Adım adım gerçekleşen bu başarının bir ayağı da Türk Usulü Çiçek Aşısı’dır.

17’inci yüzyılın başlarında Avrupa’da çiçek hastalığı yüzünden yaklaşık yarım milyon kişi hayatını kaybediyordu. İnsanların yaşamlarını yitirdikleri bu dönemde Osmanlı çiçek aşısını bulmuştur. O dönemde Edirne’de bulunan İngiliz elçisinin eşi Lady Montegu bir arkadaşına yazdığı mektupta ‘Burada kimse çiçekten ölmüyor” diye kaydediyor. Bu mektuptan sonra Edirne’deki kapalı çarşıları gezmiş ve arkadaşına günlük mektuplar yazmıştır. Kaldığı süre boyunca çiçek aşısının Edirne’de yapıldığını görmüştür ve bu tedavi yönteminin Avrupa’ya yayılmasını sağlamıştır.

Şimdi ise çiçek aşısı o dönemde nerede ve nasıl yapılıyor?  

Öncelikle çiçek aşısının kadınlar hamamında yapıldığını görüyoruz. Aşı yapılacağı gün hamam duvarları güllerle süslenirmiş. Yemekler yenir, şerbetler içilir, hanendeler şarkılar söylermiş. Tam da bahar havası veren, bayram hissi yaşatan, bir ortam değil mi? Böyle hummalı bir hazırlıktan sonra çiçekçi kadın bir incir yaprağı içine koyduğu aşı ile gelir, aşı yapar, aşı yerinin üzerine gül suyu ile ıslatılmış gül yaprağı koyarmış. Gül yaprağını kullanırlarmış çünkü gül suyunun ciltteki yaralanmalarda, cilt rahatsızlıklarında büyük bir etkisi var. Ayrıca serinletici ve ateş düşürücü özelliği de bulunmakta. İlerde darüşşifada çeşitli formlarına göre gül bitkisinden tıptaki kullanımlarına göre uzun uzun bahsedeceğim. Şimdilik burda kısaca değinmiş olalım.

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.