Diyabet Hastalığını Farkındalığımızı Arttırarak Önleyebilir Miyiz?  

0 2.450

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Modern çağla birlikte hava kirliliği, stres, yüksek kalorili yiyecek tüketimi diyabet oluşumuna ivme kazandırıp tüm dünyayı saran ve her geçen gün büyümeye devam eden bir metabolik hastalık haline getiriyor.

Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) tahminlerine göre; 2035 yılında diyabetli insan sayısı 592 milyona çıkacak. Bunun yanında tip2 diyabetli insan sayısı her ülkede artış gösteriyor.

Türkiye’deki TÜİK verilerine baktığımızda ise 20-79 yaş aralığında 7 milyon diyabet hastası olduğu ve bununda nüfusun yaklaşık %15 ine denk geldiğini göstermektedir. Türkiye diyabet hastası bakımından şu an dünya genelinde yüksek bir rakama sahip olmayabilir ama en hızlı artış gösteren ülkelerden biri, bu da büyük rakamlara doğru gittiğimiz ve toplum bilincinin yüksek olması gerektiğine dair bir uyarı sinyalidir.

Bu yüzden toplumdaki her bireyin öncelikle diyabetin ne olduğu, nasıl belirtilerle kendini gösterdiği, nasıl teşhis konulduğu, risk faktörlerini ve korunma yollarının neler olduğunu bilmesi gerekir.

Bu yazımı da bu sorulara cevaplandırmak ve hep birlikte farkındalık düzeyimizi artırmak için yazıyorum.

Öncellikle Diabetes Mellitus yani, halk deyimiyle şeker hastalığı çevresel ve genetik faktörlerle oluşan, komplike bir bakımı olan kronik bir hastalıktır.

Birden fazla türü olan ve hala bu konuda üzerinde çeşitli çalışmalar yapılan diyabetin en çok bilinen üç türü olan Tip 1, Tip 2 ve gebelik (gestasyonel) diyabetidir. En çok görülen versiyonu da Tip 2’dir.

Tip 1 çocukluk çağlarında başlayan insülin hormonun azalmasından kaynaklanırken, tip 2 genellikle 40 yaşından sonra görülen ve yaşam tarzından dolayı insülin hormonuna karşı direnç oluşmasıyla kendini gösterir. Gebelik diyabeti, gebelik sırasında ortaya çıkar, gebelikten sonra kaybolabilir yahut devam da edebilir.  Her üç türde de insülin etkisiz veya etkisi zayıftır. Kan şekerini düzenleyen insülin hormonun bu yetersizliği vücutta kan şekerinin artmasına (hiperglisemi) sebep olur. Bu olağan dışı durumdan tüm metabolik yapı etkilenir.

Şeker hastalarının belirtilerine baktığımızda; en önemli iki belirtisi çok susama (polidipsi) ve çok idrara çıkma(poliüri) şeklindedir. Bununla birlikte tip1 hastalarında ani kilo verme ve aşırı iştah (polifaji) görülürken tip 2 hastaları genelde fazla kilolu veya obez olabiliyor.

Diyabet teşhisinin nasıl yapıldığına geldiğimizde ise teşhiste en çok kullanılan açlık kan şekerinin ölçümüdür. Kişi 10-12 saatlik bir açlıkla sağlık kuruluşuna başvurur. Kan alınır. Eğer kişideki kan değeri iki kez 126 mg/dl üzeri çıkarsa kişiye diyabet tanısı konulur. 100-125 arasında ise “bozulmuş açlık glikozu” olarak tanımlanır.

Bir diğer yol ise; kişiye ağızdan 75 gr glikoz yüklenmesinden 2 saat sonra ölçülen kan şekerinin 200 mg/dl çıkmasıyla yine bu tanı konur. Eğer 140-200 mg/dl arası çıkarsa “glikoz toleranslarının bozulduğu” kabul edilir. Bozulmuş glikoz toleransı ve bozulmuş açlık glikozu “gizli şeker” olarak isimlendirilir.

HbA1c değeri ise kandaki glikozlanmış hemoglobini ifade eder. Teşhiste pek kullanılmasa da 3 aylık glikoz seyri için değerlendirilir. Genelde en fazla %7, bazı kaynaklara göre ise %6,5 altında tutulması istenir. Bu değerler vücuttaki kan şekeri yönetiminin iyi yapılıp yapılmadığını ifade eder. Sadece sağlık çalışanların değil, hastanın da bu değerlerin ne anlama geldiğini biliyor olması önemli.

Böylece belirtilerden şüphelendiğinde sağlık kuruluşundaki bu testlerin nasıl yapılacağını ve sonuçların ne anlama geleceğini bilmesi kendi öz bakımı konusunda daha özerk ve yapıcı bir tutum kazanmasını sağlayacaktır.

Diğer yandan aynı şekilde tip 2 diyabet risk faktörlerinin bilinmesi de bireyleri erken önlem almaya sevk edecek, hastalığın oluşmasını engelleyip ya da geciktirecektir. Bu risk faktörlerini sıraladığımızda ise;

  • Hareketsiz yaşam,
  • Obezite,
  • Birinci derecede akrabalarda diyabet öyküsü,
  • İri bebek doğumu,
  • Gebelik diyabeti,
  • Hipertansiyon,
  • Hiperlipidemi,
  • Polikistik over sendromu,
  • Önceki testlerde BGT (bozulmuş glikoz toleransı) saptanması,
  • Erken yaşta kardiyovasküler hastalıklar,
  • 45 yaş üstünde olmak şeklinde sıralayabiliriz.

Tip 2 diyabet %80 oranında önlenebilir bir hastalıktır.

Bu kronik hastalıktan korunmak için sağlık çalışanlarının toplumla iş birliği içinde olması korunmaya büyük oranda katkı sağlayacaktır. Korunma yollarını incelediğimizde; sağlıklı ve dengeli beslenmek, hareket etmek, fazla kilolarınızdan kurtulmak, stresten uzak durmak, sigara ve alkol gibi zararlı alışkanlıkları bırakmak, yeterli ve düzenli uyumak, sağlık kontrollerinizi düzenli yaptırmak gibi hususları içerir.

Modern çağla birlikte hava kirliliği, stres, yüksek kalorili yiyecek tüketimi diyabet oluşumuna ivme kazandırırken diyabet tanısı konulan hastalarda ilaç tedavisi, beslenme tedavisi, fiziksel egzersiz, bireysel izlem ve komplikasyon yönetimi gibi büyük çapta ve titiz bir süreç yönetimi gerektiriyor.

Yaşamın her alanında bu süreci iyi yönetebilmek hastaları ciddi anlamda zorlayan ve kaygılandıran bir durum. Hastalık sürecinde kontroller ve eğitimlerle kişiye özel bir süreç oluşturuluyor, kesin bir tedavisi olmaması da kişileri sürekli bu hastalıkla yaşamaya mecbur kılıyor. Tüm bunlar hastalığın bu evresine gelmeden bilinçlenmenin önemini vurguluyor.

Özellikle birinci basamak sağlık kuruluşlarına bu anlamda çok görev düşüyor.

Sağlığın geliştirilmesi ve korunması bakımından bireylere hastalıktan önce ulaşan tüm sağlık çalışanlarının riskli bireylere, okul çocuklarına kişilerin demografik özelliklerine göre beslenmeyi, fiziksel egzersizi, stres yönetimini kapsayan eğitimler düzenlemesi ve bunu geniş kitlelere ulaştırması gerekir.

Bizi farkındalık kurtaracak…

Akaltun, H., & Ersin, F. (2016). Evde bakım hizmeti alan diyabetli hastaların diyabet tutum ve davranışlarının belirlenmesi. Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Elektronik Dergisi, 9(4), 126-133.

https://sggm.saglik.gov.tr/TR-76887/dunya-diyabet-gunu-2020.html Erişim Tarihi: 03.04.2021

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.