Delta Varyantının Hakimiyeti ve Dünyada Koronavirüsün Seyri

0 3.550

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Merhaba,

Bağışıklama oranlarının yükselmesi, kontrol önlemlerinin neredeyse tamamen kaldırılması, sağlık otoritelerinin hastalıkla mücadeleyi gevşetmesi, bireylerin hastalığa karşı eskisi kadar duyarlı olmaması gibi faktörler ülkelerin açıkladığı istatistiklerde de tutarsızlıklara yol açmaya başladı. Bu tutarsızlıklar verileri yorumlamayı ve nesnel sonuçlar çıkarmayı güçleştiriyor.

Öncelikle şu an dünyada tam bir Delta varyantı hakimiyeti söz konusu. Avrupa ülkelerinin bağışıklanma oranları ve hastalığa karşı mücadele biçimleri üç aşağı beş yukarı benzer şekilde. Yaklaşık dört aydır Birleşik Krallık’ta günde 30-40 bin yeni vaka saptanıyor. Buna karşın Fransa’da son bir aydır günlük vaka sayıları 10 binin altına, bugünlerde 5 binin altına düşmüş durumda. Türkiye’de ise 3,5 aydır günlük 20-30 binli vaka sayıları görülüyor. Salgının başlangıcının trajik ülkeleri İtalya ve İspanya’da günlük vaka sayıları 2 binler düzeyinde. Salgının çocuk ve gençlere kayması vakaların saptanmasında güçlük yaratıyor. Bu da ülkelerin açıkladığı verilerin doğruluğunu sorgulatıyor.

Örneğin Güney Amerika ülkeleri tamamen Delta varyantının etkisinde. Bunlar içinde çoğunluğu Sinovac ile aşılanmış Şili ve Uruguay dışında aşı oranları ciddi oranda yüksek olan bir ülke yok. Buna karşın günlük yeni vaka sayıları binler dolayında. Brezilya’da dahi günlük yeni vaka sayıları 10 binin altına düşmüş durumda. Oysa bu kıtada yeni bir Delta dalgası beklentisi vardı. Bu durumda ya Delta bu bölgede güç kaybetti ve olumlu mutasyona uğruyor ya da çocuk ve genç vakalar saptanamıyor.

Yazılarımın klasiği haline gelen İsrail’de 0-9 yaş vakaların tüm vakalar içindeki payı %32,4’e, 0-19 yaş vakaların ise 55,2’ye yükseldi. Giderek artıyor. Bunlar da saptanabilenler.

Uzun süredir virüsün yeni bir varyantı gelişmedi. Yeni bir dalgaya yol açacağından korkulan Lambda ve Mu şu anda son derece sınırlı görünüyor.

Görüntü çocuk ve gençlerde hastalığın hızla ve çoğu belirtisiz yayıldığını düşündürüyor. Bu yayılım hastalığa karşı hassas durumda olan ileri yaşlıların kaybedilmesini getiriyor. Ölümleri önlemek için ileri yaştakilerin kişisel korunma önlemlerini sürdürmesi, aşısız veya eksik aşılı olanların bir an önce bu açıklarının kapatılması gerekiyor. Yayılımı azaltmak içinse aşılama yaşının giderek aşağı çekilmesi şart. Okullarda alınacak önlemlerin ne kadar çabalansa da yeterli olacağını sanmıyorum. Sokaklarda da öyle. Toplum bu konuda doymuş ve sabrını da tüketmiş görünüyor.

Sağlıkla kalın.

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.