COVID-19 Salgını ve Sonuçları Açısından Kadınların Durumu

0

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ/World Health Organization [WHO]) COVID-19’u salgın olarak ilan etmesinden sonra tüm dünyanın gündeminde olan COVID-19 şüphesiz herkesi yakından etkilemeye devam etmektedir. Şu an dünyanın tüm kıtalarında, neredeyse COVID-19 vakası rapor edilmeyen ülke kalmamışken, şüphesiz bu salgın coğrafi veya ekonomik durum gözetmeksizin herkesi önemli derecede etkilemeye devam edecektir.

Tüm devletler erişilebilir bütün kaynaklarıyla salgın hızını azaltma ve salgını durdurma çabası içerisindeyken, bilim insanları bu virüse karşı etkili ilaç ve aşı çalışmalarını sürdürmektedir. Bununla birlikte, virüsün ilk tespit edildiği ülke Çin ve sonrasında İtalya, İspanya ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) gibi salgının merkezi haline gelmiş ülkelerden bildirilen verileri; virüsün yapısı, bulaşma riski, hastalık sürecinin seyri ve hatta COVID-19’a bağlı ölümler açısından riskin yüksek olduğu grupları bilmek, hem tıbbi hizmetler hem de halk sağlığı hizmetleri açısında önem taşımaktadır. Bu tür bilgiler hem klinisyenlere kimlere nasıl bir tedavi protokolü uygulayacakları ya da daha agresif tedavilere ihtiyaç olup olmayacağı hakkında, hem de hükümet yetkililerine ülke genelinde alınacak tedbirler hakkında daha iyi fikir vermektedir. Özellikle DSÖ, Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) gibi önemli sağlık otoriteleri tarafından herkesin fiziksel mesafeyi koruması ve dışarda maske kullanması gerektiği vurgulanırken (CDC, 2020a), geçmişe yönelik vakaların incelenmesi, daha sıkı önlemlerin hangi gruplarda gerekli olabileceğini göstermesi açısından da önem taşıyor.

Peki, salgının merkezi haline gelmiş ülkelerdeki COVID-19 vakalarına ilişkin veriler ne söylüyor. Şu ana kadar elde edilen veriler, COVID-19’un aslında ayrımcı bir hastalık olduğunu gösteriyor olabilir. Örneğin ileri yaşta olmak veya başka bir kronik hastalığa sahip olmak virüsün neden olduğu hastalıktan ölme riskini büyük ölçüde artırıyor. Ayrıca erkek olmanın da hem virüsle enfekte olma hem de virüse bağlı ölümler açısından kişileri daha fazla riske sokması da mümkün görünüyor (WHO, 2020a; WHO, 2020c).

Şubat 2019’da DSÖ ve Çin’in ortak yayımladığı COVID-19 raporunda Çin’de COVID-19’a bağlı kaba ölüm oranının %3,8 olduğu, yaşla birlikte ölüm oranı artmakla birlikte, özellikle kadınlarda %2,8 olan ölüm oranının erkeklerde %4,8 olduğu belirtilmiştir (WHO, 2020c). Ayrıca ölüm oranının eşzamanlı en az bir kronik hastalığı olan kişilerde önemli derecede arttığı vurgusu da yapılmıştır. Örneğin, ölüm oranının, kalp damar hastalarında %13,2, diyabet hastalarında %9,2, hipertansiyon hastalarında %8,4, kronik solunum yetmezliği hastalarında %8,0 ve kanser hastalarında ise %7,6’ya çıktığı rapor edilmiştir (WHO, 2020c). Benzer şekilde, Dünya Sağlık Örgütü hastalık survelans raporuna göre, 29 Mart 2020-5 Nisan 2020 tarihleri arasında tüm dünyada rapor edilen vakalarda; COVID-19’a bağlı gerçekleşen ölümlerin %95’i 60 yaş ve üzerindeki kişilerde görülürken, ölüm vakalarının %92’sinde en az bir tane altta yatan kronik sağlık sorunu tespit edilmiştir. Bunlara ilaveten önemli bir veri de COVID-19’a bağlı yaşanan tüm ölümlerin %68’i erkeklerde görülmüş olmasıdır (WHO, 2020a). CDC’nin yayımladığı haftalık raporlar, salgının şu anki merkezi olan ABD’de, COVID-19 vakalarına ilişkin benzer bir tablonun yaşandığını göstermektedir (CDC, 2020b).

İleri yaş, kronik hastalık varlığı veya bağışık siteminin baskılandığı durumların COVID-19 seyrini nasıl olumsuz etkilediği tıbbi olarak daha iyi açıklanabilmektedir. Peki kadın ve erkek arasındaki hem görülme sıklığı hem de ölüm oranları arasındaki fark neden kaynaklanıyor olabilir? Kavramsal olarak sağlık ve iyilik haline etkisi açısından cinsiyet özellikle üç alanda incelenmektedir: sağlığın sosyal, ekonomik ve ticari belirleyicilerinin etkisi; sağlığı koruyan veya sağlığın kötüleşmesine neden olan sağlık davranışlarının etkisi; ve sağlık sisteminin cinsiyete duyarlılığının etkisi (finansman ve kaliteli sağlık hizmetlerine erişimin etkisi) (Manandhar vd., 2018).

Sağlığın sosyal, ekonomik ve ticari belirleyicilerinin etkisi açısından; kadın ve erkek arasındaki bu farklılık, erkeklerin daha fazla yolculuk yaptığı veya farklı kişilerle daha fazla temas halinde olduğunu gösteriyor olabilir. Biliyoruz ki, neredeyse dünyanın her yerinde kadınlar erkeklere oranla işgücü piyasasında daha az istihdam edilmekte, işsizlik ve ücretsiz aile işçisi olarak ev işlerinde çalışma kadınlar arasında daha fazla görülmektedir (UN Women, 2020). Bu da kadınların hem virüsle karşılaşma hem de virüsü diğerlerine bulaştırma riskini azaltmış olabilir.

Sağlığın korunmasına veya kötüleşmesine neden olan sağlık davranışlarının etkisi açısından, özellikle kronik hastalıkların COVID-19 ölüm oranına etkisi düşünülünce, erkeklerin eş zamanlı altta yatan başka bir hastalığa sahip olma olasılığı ve dolayısıyla da COVID-19 hastalığına bağlı ölüm oranları yüksek oluyor olabilir. Biliyoruz ki, birçok toplumda, genellikle erkekler kadınlardan daha fazla fırsat, ayrıcalık ve güce sahiptir. Ancak bu avantajlar genelde daha iyi sağlık sonuçlarına dönüşmemektedir. Erkeklerin meslekî olarak fiziksel ve kimyasal tehlikelere daha fazla maruz kalması veya risk alma ve maceraya atılmayla ilişkili riskli davranışlar sergileme eğilimleri, virüse karşı hassas olmalarına katkı sağlıyor olabilir. Ayrıca kalp hastalıkları, diyabet, kanser gibi bulaşıcı olmayan kronik hastalıkların kadınlardan daha fazla erkeği etkilemesi ve daha genç yaştaki erkekleri etkileme olasılığı daha fazla olduğundan (Baker vd., 2014), COVID-19’a bağlı ölümler erkeklerde daha fazla görülüyor olabilir. Dahası doğumda beklenen yaşam süresi daha kısa olan erkeklerde, sigara ve alkol tüketiminin fazla olması (Baker vd., 2014), bu davranışların erkeklerin ölüm nedenlerine önemli etkisi olduğunu da düşündürmektedir.

Sağlık sisteminin cinsiyete duyarlılığının etkisi (finansman ve kaliteli sağlık hizmetlerine erişime etkisi) açısından, COVID-19 salgını süresince ihtiyacı olan herkesin sağlık hizmetlerinden yararlanması için mevcut kapasiteleri artırma çalışmaları devam ederken, cinsiyet açısından hizmetlere erişimle ilgili veriler bulunmamaktadır. Ancak sağlık sistemlerinin kendisi, toplumsal cinsiyet açısından tarafsız değildir. Cinsiyetin sağlık sistemleri içinde farklı rolleri vardır. Örneğin, cinsiyet eşitsizlikleri sağlık sigortasına ulaşma, cinsiyetçi bakım şekilleri veya yine cinsiyete bağlı yaşanan damgalanmalarla ilişkili olabilmektedir. Benzer şekilde, özellikle Amerika Birleşik Devlet gibi ülkelerde Afrikalı-Amerikalı veya azınlıkların oluşturduğu toplumlarda COVID-19 görülme oranının ve ölümlerin fazlalığına ve bu konuların acilen ele alınmasına yönelik tartışmalar yapılmaktadır.

COVID-19’a bağlı yaşanan salgın, kadın ve erkek açısından sadece görülme sıklığı ve ölüm oranı açısından değil farklı şekillerde eşitsizlikleri de ortaya koymaktadır. Örneğin, herkesin evinde kalmaya çağrıldığı şu günlerde, kadınlar evde gereksinim duyulan bakımı daha fazla üstlenmektedir. Biliyoruz ki, COVID-19’dan önce de, aile içerisinde kadınlar genel olarak erkeklere göre en az üç kat daha fazla aile işlerini yapmaktaydı. Salgın nedeniyle, aile içi şiddetin yaşandığı evlerde, kadınlar şiddet uygulayan kişiyle daha fazla vakit geçirmekte bu da kadının güvenliğini ve sağlığını daha fazla tehdit etmektedir (Bahita, 2020). Ayrıca, cinsiyet, ruh sağlığı ve ruh sağlığı hastalıklarının önemli belirleyicilerindendir. Depresyon, anksiyete ve somatik şikâyetlerin kadınlarda daha fazla olduğunu biliyoruz (WHO, 2020b). Dolayısıyla uzun süre evde, aile üyelerinin bakım ihtiyacını karşılamaya çalışan kadınlar, COVID-19 salgını ve sonraki süreçte ruh sağlığı hastalıkları açısından da daha fazla risk altında olabilirler. Bir diğer önemli konu ise, sağlık hizmetleri sunan meslek gruplarının %59’unu oluşturan hemşirelerin %90’ını oluşturan kadınların (WHO, 2020d), iş ve ev arasında yaşadıkları hem fiziksel hem de psikolojik sorunlardır. Hastanelerde şu an, eşi benzeri görülmemiş bir şekilde, bakım ihtiyacı olan COVID-19 hastalarına hizmet eden hemşirelerin, hem hastanelerde kendi güvenliklerini koruma hem de evlerinde aileleri veya bakıma muhtaç kişilerin bakımını planlama sürecinde yaşadıkları güçlükler toplumsal cinsiyet açısından incelenmesi gereken önemli konulardandır.

Sonuç olarak, COVID-19 bulaşma ve ilişkili hastalığa bağlı ölümler açısından kadınlar avantajlı görünse de, salgının akut sancıları azaldığında da unutulmaması gereken, Birleşmiş Milletler Kadın Birimi’nin de belirttiği gibi, COVID-19 salgınına bağlı ekonomik faaliyetler durma noktasına geldiğinde, işsizlik, ekonomik sorunlar ve hatta sağlık hizmetlerine erişimde dezavantajlı durumda olan büyük ihtimalle kadınlar olacaktır (UN Women, 2020).

Bhatia, Anita. (2020). Women and COVID-19: Five things governments can do now. https://www.unwomen.org/en/news/stories/2020/3/news-women-and-covid-19-governments-actions-by-ded-bhatia

Baker, P., Dworkin, S.L., Tong, S., Banks, I., Shand, T. ve Yame, G. (2014). The men’s health gap: Men must be included in the global health equity agenda. Bulletin of the World Health Organization, 92, 618-620. doi: http://dx.doi.org/10.2471/BLT.13.132795

Centers for Disease Control and Prevention (CDC). (2020a). Coronavirus (COVID-19). https://www.cdc.gov/coronavirus/2019-ncov/prevent-getting-sick/prevention.html

Centers for Disease Control and Prevention (CDC). (2020b). Cases, Data, and Surveillance. https://www.cdc.gov/coronavirus/2019-ncov/cases-updates/

Manandhar, M., Hawkes, S., Buse, K., Nosrati, E. ve Magar, V. (2018). Gender, health and the 2030 agenda for sustainable development. Bulletin of the World Health Organization, 96, 644-653. doi: http://dx.doi.org/10.2471/BLT.18.211607

UN Women. (2020). COVID-19: Emerging gender data and why it matters. https://data.unwomen.org/resources/covid-19-emerging-gender-data-and-why-it-matters

World Health Organization (WHO). (2020a). Weekly surveillance report – COVID-19. http://www.euro.who.int/en/health-topics/health-emergencies/coronavirus-covid-19/weekly-surveillance-report

World Health Organization (WHO) (2020b). Gender and women’s mental health: Gender disparities and mental health: The Facts. https://www.who.int/mental_health/prevention/genderwomen/en/

World Health Organization (WHO) – China Joint Mission on Coronavirus Disease 2019 (COVID-19). (2020c, 16-24 Şubat). https://www.who.int/docs/default-source/coronaviruse/who-china-joint-mission-on-covid-19-final-report.pdf

World Health Organization (WHO). (2020d). State of the World’s Nursing (Report). https://www.who.int/publications-detail/nursing-report-2020

https://kockam.ku.edu.tr/covid-19-salgini-sonuclari-acisindan-kadinlarin-durumu-memnun-seven/ Erişim Tarihi: 03.12.2020

 

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.