Covid-19 Pandemisi İle Hareketli Yaşamın Büyüsü Bozuluyor Mu?

0

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yaşam tüm yönleriyle bizimle var oluyor. Yaşamın anahtarı biziz. Bizim duygularımız, bizim seçimlerimiz ve bizim seçmediklerimiz. Tüm bunlar direksiyonu elimizde olan ama bazen de olmayan bir hayatın yolculuğu…

Bu cakalı edebi girişin hareketli yaşamla ilgisine gelirsek; hepimiz teknolojik çağ ile hareketli yaşamı büyük oranda ihmal ettik. Özellikle küresel salgın yaşadığımız bu dönemlerde bunun anlamı ve önemi koca bir dağ gibi kendini göstermektedir.

Eskilerin beden yorgunluğu hayatın motivasyonunu oluştururdu. Şimdi ise bireylerde bir beyin yorgunluğu var demek yersiz bir iddia olmaz diye düşünüyorum. Bulanık zihinsel bir yorgunluk sanki. Bu yorgunluğun varlığı ve nedenleri elbette bir araştırma konusu olabilir ve elbette bu iddia çürütüledebilir. Ancak genel anlamda hareketsizliğin ve özellikle kapanma ile birçok kişinin zamanı yönetimi konusunda zorluk yaşıyor olma gerçeğini göz ardı edemeyiz.

Örneğin; sosyal medyada geçirilen süre Türkiye’de zaten fazla iken şu an daha fazla olduğunu tahmin etmemek de zor değil. Nitekim Türkiye’ de 6 kişilik 18-60 yaş aralığında 5 grup üzerinde hazırlanan anket sorularıyla yapılan bir araştırmadaki: Salgın öncesinde 3 saat olan sosyal medya kullanım süresi pandemi günlerinde 5 saati geçtiği tespit edildi. Araştırmada, kullanıcıların yüzde 52’sinin de sosyal medya kullanım alışkanlıklarının değiştiği belirlendi. Sonuç ifadesi de göstermektedir. Tabi buradaki çalışmanın sınırlılıkları olduğunu belirtmekte fayda var.

Burada çıkaracağımız genel anlam her yaş grubunda sosyal medya kullanımında bir artış olduğudur.

Bununla birlikte zihinlerimizin sık sosyal medya kullanımı ya da uzun süreli televizyon izleme gibi elektronik cihazlardan yayılan elektromanyetik dalgalarına maruz kalmasıyla zihinsel yorgunluk dediğimiz kavramın bilimsel temelini oluşturduğunu söylemek mümkün.

Kişilerin etkin üretim yapamadığı, zamanını iyi kullanamadığı ve hareketsiz kaldığı bu sürecin elbette çeşitli şekillerde psikolojik etkisi olacaktır ancak salgın öncesinde de hareketli yaşam konusunda dünyanın gittikçe puanını düşürdüğünü unutmayalım.

Fiziksel egzersizle özellikle kardiyovasküler hastalıklar, depresyon, demans, obezite ve günlük pratiğimizde sıklıkla görülen kronik ağrı sendromları üzerine olan sağlık yararları güçlü kanıtlarla bilim dünyasına sunulmuştur.

Hatta egzersizin psikoloji üzerindeki etkisi için düzenli olarak spor yapan 120 kişi ile 119 düzenli spor yapmayan gönüllü kişi arasında yapılan bir araştırmanın bulgularında: Düzenli egzersiz yapan grubun, düzenli egzersiz yapmayan katılımcılara göre anlamlı olarak yüksek depresyon/mutluluk, mutluluk ve psikolojik iyi oluş puanlarına sahip olduğu belirlenmiştir.”

Yurtdışındaki yapılan bir çalışmada ise; Orta derecede güçlü kanıtlar hem koşmanın hem de futbolun dinlenme sırasında aerobik kondisyonu ve kardiyovasküler işlevi iyileştirdiğini ve futbolun şişmanlığı azalttığını gösterdi. Koşullu kanıtlar koşmanın metabolik zindelik, yağlanma ve postüral dengeye fayda sağladığını ve futbolun metabolik zindeliği, kas performansını, postüral dengeyi ve kalp fonksiyonunu iyileştirdiğini gösterdi.”

Tüm bu çalışmalar bize gösteriyor ki hareketli yaşam beden ve ruh sağlığının anahtarıdır. Bu anahtarı hayatımıza geçirmek için daha çok bu konunun bilincine ve en önemlisi hareketliliğe doğru bir değişime ihtiyacımız var. Böylelikle daha zinde ve daha üretken bireyler olabiliriz. Özel koşullara ihtiyacımız yok, evde çeşitli egzersiz programlarıyla da aktivasyonumuzu artırabiliriz. Tabi, yine de salgın sürecinde hareketliliğin optimum düzeyde tutulması için ülke genelinde çeşitli ve etkin bilgilendirme politikaları yürütülebilirdi.

Sosyal medyanın kullanım sıklığına gelince; bu platformların yaşamı ajite etme popülerliğinden, kaynağı belli olmayan sözde bilgi yığınlarından, üretkenliği sığ bir mizah olan anlayışından, vakit geçirmeyi ilham kaynağı olmayan hayatları takip etme arayışından korunmamız lazım.

Televizyonun; gerilimli haber dünyasını, evimizin ortasına oturan gerçek yaşamdan absorbe entrika dizilerini asgari düzeyde tutabilmemiz lazım. Kendimizden aldığımız her şey yaşama aynı hızla etki ediyor.

Evrenin zekasıyla uyum sağlayıp akıştan kopmamız umuduyla…

Başar, S., & Sarı, İ. (2018). Düzenli Egzersizin Depresyon, Mutluluk Ve Psikolojik İyi Oluş. Beden Eğitimi Ve Spor Bilimleri Dergisi, 25-34.

Oja P, T. S. (2015). Yetişkinler İçin Farklı Spor Disiplinlerinin Sağlık Yararları: Gözlemsel Ve Müdahale Çalışmalarının Meta-Analiz İle Sistematik Olarak Gözden Geçirilmesi. İngiliz Spor Tıbbı Dergisi, 434-440.

Pandemi Döneminde Sosyal Medya Kullanımı. (15-18 Ekim 2020). İnternational Congress Of Eurasıan Social Sciences- 4, (S. 215-222). Bodrum / Muğla.

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.