COVID-19 Aşılaması İle Kitle Bağışıklığına Ulaşmak Mümkün Mü?

0 8.612

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Geçtiğimiz yılın sonlarında henüz Alfa, Beta, Gamma virüsleri yayılmaya başlamamış, çalışılan aşılar da uygulamaya hazır hale geldiğinde, dünya Wuhan virüsünün yol açtığı pandemiyi sonlandırmak için toplumun %70’inin aşılanması gerektiği konusunda hemfikirdi. Böylece enfekte bir kişinin etrafındaki on kişiden yedisi bağışık olacağından dolayı hastalığın yayılım hızı çok düşecek ve ortadan kalkacaktı.

Varyant virüslerin ve özellikle Delta’nın yüksek bulaşma özellikleri, kitle bağışıklığının sınırının yükselmesine neden oldu ve artık %80’ler, aşı etkinliğinin bir miktar düşmesiyle birlikte de daha büyük oranlar konuşulur oldu. Peki,  en iyi koşullarda dahi böyle bir orana erişmek mümkün mü?

Toplumun %80’inin aşılanması demek, %20 toleransa, güvenlik alanına, yani “aşılayamasak da olur” oranına sahip olmak demek. Şu an 12 yaş üstü, o da ancak bazı ülkelerde aşılanabiliyor. Aşılamada yüksek oranlara ulaşmış ülkelerde 12 yaş altı nüfusun oranı kabaca %10 ile %15 arasında değişiyor. 0-4 yaş grubundaki aileleri bağışıklanmış çocukları dış ortamla bir ölçüde temassız kabul eder ve hassas kişi sayılarından düşersek dahi yüzde 20 toleransımızın yüzde 10’a yakınını tüketmiş oluruz. Gelişmekte ve az gelişmiş ülkelerde 12 yaş altı çocukların oranı çok daha yüksek düzeylerde ve şimdiki koşullarda kitle bağışıklığına ulaşmak bu ülkeler için daha zor.

Elimizde kaldı geriye %10’luk bir tolerans. Verilerine ulaşabildiğimiz, çoğu gelişmiş on beş kadar ülkede 18 yaş üzerinde aşısız olup, aşı yaptırmayacağını söyleyenlerin oranı %14 ile %30 arasında değişiyor. Bu ülkelerde ek olarak %10 civarında da kararsız kitle var. Tüm nüfusa uyarladığımızda bu oranlar biraz düşer ancak sadece biraz. Nitekim pek çok gelişmiş ülkede tam aşılı oranları %50-65’lere gelmiş ve burada çakılıp kalmıştır. Bu ülkelerde, İsrail örneğinde olduğu gibi, tam aşısız gruplarda yeni bir salgın dalgası başlamış, ağır hastalık ve ölümler artışa geçmiştir.

Ülkemizde şu an 15 yaş ve üstüne aşı uygulanma kararı alındı. 15 yaş altında kalan nüfusun toplam nüfusa oranı %30. Hadi 0-4 yaş grubunu risksiz kabul edip düşelim, kalan 5-14 yaş grubu %23. Bugünkü uygulamayla diğer tüm kişileri tam aşılasak bile ulaşıp ulaşacağımız tam aşılı oranı %77. IPSOS’un araştırmasına göre, Türkiye’de aşı yaptırmam diyen kişilerin oranı %16 (18 yaş üstü), kararsız olanlar %23. Bu bilgiye inandığımız takdirde,  rakamları  standardize ederek toplamdan düşersek ulaşabileceğimiz tam aşılı oranı %50, zorlayalım %55. Biraz fazla, biraz eksik.

Kitle bağışıklığına yetecek mi?

Maalesef.

Eskiden hastalığı geçirenleri bağışık kabul ediyorduk, ancak artık bu bilgi de çürüdü.

Sözü uzatmadan hem dünya genelinde hem Türkiye’de kitle bağışıklığına erişmek, daha doğrusu yaklaşmak için ne yapılması gerektiğini açıkça yazalım.

Birincisi; bilimsel gelişmeler doğrultusunda aşı yaşı mümkün olan en düşük düzeye çekilmelidir.

İkincisi; aşı kararsızlığı çekenler yoğun ve etkili iletişim yöntemleriyle bu kararsızlıktan kurtarılmalıdır.

Üçüncüsü de aşı karşıtı tutum sergileyenlerin, kapalı mekanlara, toplu aktivitelere, sosyal etkinliklere, toplu ulaşıma ve toplu çalışma ortamlarına erişimi kısıtlanmalı, bu kişiler aşıya teşvik edilmelidir.

Bir insanın, özellikle hayvan deneylerine karşı olma ve benzeri kişisel nedenlerle, aşı karşıtı olmasına saygı duyabiliriz, duymalıyız da. Ancak kitle bağışıklığına ulaşıp salgını durdurmak istiyorsak akla gelen başka bir çare şu an için yoktur. Aksi takdirde bu salgının kısa süre içinde sonlanması, olağan dışı bir gelişme yaşanmaz ise,  mümkün görünmemektedir.

Sağlıkla kalın.

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.