Çocuklarda ve Ergenlerde Ruh Sağlığı

0 675

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nda akademik düzeyde yapılan çalışmalar bebeklikten genç erişkinliğe sağlıklı ruhsal gelişim ve patolojik durumları kapsamaktadır. Temel araştırma alanları bebek ruh sağlığı, otizm ve yaygın gelişimsel bozukluklar, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, ergenlik dönemi patolojileri (yeme bozuklukları, kimlik gelişimiyle ilgili sorunlar, depresyon, intihar), bedensel belirtilerle seyreden ruhsal rahatsızlıklar, anksiyete bozuklukları, bipolar duygu durum bozukluğu, farmakolojik yaklaşımlar, adli çocuk-ergen psikiyatrisi ve çocuk-ergen ruh sağlığı politikalarını içermektedir. 

Demokratik, ekonomik ve sosyal yönden gelişmiş bir ülke olmak yolunda, eğitim reformunda önceliğimiz yaratıcı, yenilikçi, analitik ve eleştirel düşünen, araştırmacı, anadil ve yabancı dil becerileri yüksek bireyler yetiştirmek olmalıdır. Çocuklarımızın iyi birer dünya vatandaşı olmaları için çevre bilinci, cinsiyet eşitliği, insan hakları, çok kültürlülük gibi konularda da erken yaşlardan itibaren eğitilmeleri önem taşımaktadır. Dolayısıyla temel eğitimde öncelik, “nitelikli bir eğitimin, eşitlik çerçevesinde” tüm çocuklarımıza sunulması olmalıdır.(3) Çocuk ve ergen ruh sağlığı alanındaki ihtiyacın artması ile ülkelerin bu alanda sağlık politikaları oluşturmaları ve çocuk ergen ruh sağlığı açısından planlamalar yapmaları zorunlu hale gelmektedir.(6)Çocuk ergen ruh sağlığı alanında ulusal politikalar oluşturmanın temel bileşenlerinden birisi bu yaş grubunda ruhsal bozuklukların sıklığının tespit edilmesidir ancak bu alanda çalışan ruh sağlığı profesyonellerinin sayıca azlığı, olguların tespit edilmesi ve tanılanmasında yaşanan güçlükler gibi nedenlerle çalışma maliyetleri artmakta ve geniş örneklemlere ulaşmak zorlaşmaktadır. Tüm bu metodolojik sorunlara rağmen dünyada bu amaçla kullanılan en önemli tanı araçlarının Türkçeye kazandırılmış olması ülkemizdeki araştırmacılara farklı çalışma desenleri ile çalışmalar yapma olanağı sağlamaktadır. (4)

Çocuk ve ergenler için ruhsal sağlık, ideal psikolojik sağlık ve işleve sahip olma ve bunu sürdürebilme kapasitesi olarak tanımlanabilir. Bu yaşlarda görülebilecek ruhsal bozukluklar normal psikolojik gelişimi aksatarak çocuk ve gençlerin ideal işlevselliklerine erişmesini engelleyebilir. Yapılan epidemiyolojik çalışmalar, psikiyatrik bozuklukların bu yaş grubunun yaklaşık %9 ile %21 gibi önemli bir oranını etkilediğini ortaya koymaktadır. Bu bozuklukların tespit edilebilmesi, tedavi edilmesi ve önlenmesi bu yaş grubundaki mevcut sıkıntıların ortadan kaldırılması kadar erişkin yaşamındaki işlevselliğin arttırılması ve sorunların ileride tekrarlanmasının önlenmesi açısından da önemlidir. (3) Gençlik dönemini özel önemi göz önüne alınarak, gençlerin ruh sağlığını korumak ve güçlendirmek üzere kurumlar arası iş birliğinin kurulmalı, hizmet ve olanakların sağlanmalı, işbirliği içerisinde gençlere yönelik programlar oluşturulmalıdır. (6)

“Okul Ruh Sağlığı Politikası” kapsamında çocuk ve ergen ruh sağlığı alanına özgü konuların da yer alması Türkiye için önemlidir. Çocukluk (0-11 yaş) ve ergenlik (12-18 yaş), gelişimsel özellikler ve gereksinimler bakımından farklı yaş dönemlerini kapsar.(0-1 yaş, 2-3 yaş, 4-6 yaş, 7-11 yaş ve 12-18 yaş). Niteliksel olarak farklı özellikleri olan belirli yaş dönemlerindeki çocuk ve ergenlerin hem diğer yaş dönemlerindeki çocuk ve ergenlerden hem de erişkinlerden farklı psikolojik gereksinimleri vardır. Bu nedenle nüfusun yarıya yakınını oluşturan bu kesime yönelik geliştirilecek ruh sağlığı politikalarının farklı olması gerekir. Ulusal, çağdaş, somut, uygulanabilir ve sürekliliği olan bir politika geliştirilmesi sağlanmalıdır.

Çocuklara okul öncesi eğitim, gelişimin en hızlı ve yoğun olduğu 3-6 yaşlarında verilmeli ve okul öncesi eğitim zorunlu olmalıdır. Bu eğitim, 36 aydan başlayarak, öğrenmenin, kavram gelişiminin en yoğun olduğu bu evrede, o yaş çocuğunun özelliklerine yönelik eğitim almış eğiticilerle ve o yaşa uygun öğrenme ortam ve koşullarına göre planlanmış bir eğitim ortam da yapılmalıdır. (4) Okul öncesi eğitim kurumlarında ruh sağlığı mesleklerinin eğitimini veren üniversite bölümlerinin öğrencilerinin gönüllülük esasında veya yarı zamanlı olarak çalışabilmeleri için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Çocuklara yönelik kitap, dergi gibi yayınlar, bilgisayar oyunları ve diğer oyun malzemelerinin toplu üretim öncesinde çocuk ruh sağlığı meslek uzmanları tarafından çocukların ruh sağlığı ve gelişimlerine uygunluğu yönünden denetimden geçirilmesini sağlayacak bir düzenlemeye gidilmelidir. 

Temel eğitime başlama yaşı çocuğun bedensel,ruhsal, toplumsal ve zihinsel gelişimini tamamlaması amacıyla “72 ay” olmalıdır.Okula erken başlatılan çocuklar uyum problemler, güvensizlik, anneden yada evden ayrılma korkusu, dikkat eksikliği, okul ve sınıf kurallarına uymada güçlük, arkadaş edinme ve iletişim kurmada güçlük gibi problemlerle karşı karşıya kalmaktadır. Bu yüzden bu çocuklar daha çok hastanelere ve rehberlik merkezlerine gönderilmektedir.Zorluk çeken çocuklara yönelik eğitim çalışmalarında öğretmenlerin özlük hakları kadar bu çocuklara nasıl davranacakları yolunda da donanımlı kılınmalıdır. Bu sisteme göre mesleki eğitime karar verilmesi için öngörülen yaş 9’dur. Bu yaş mesleki eğitime karar verilebilecek bir yaş olarak kabul edilemez. Mesleki eğitim bölümlerine girişin mesleki beceriye göre değil, puana göre belirlenmektedir.Mesleki eğitimin müfredat programlarının, teknolojik donanımlarının, çağdaş gereksinimle uygun ve onları karşılayacak biçimde yeniden yapılandırılması gerekmektedir. 14-15 yaşındaki çocukların açık lise okumalarının önerilmediği, uzaktan eğitimin yetişkinler için uygun olduğu belirtilmiştir.İlk uygulamalar sırasında çoğunluğu kızlar olmak üzere okul terki sayıları kaygı verici boyuttadır.Çocuk işçi çalıştırma ve çocuk emeğinin sömürülmesi sorununa herhangi bir katkı getirmeyeceği belirtilmiştir.Önlük ya da formanın, öğrenciye disiplin duygusu aşıladığı, dikkat dağılmasını azalttığı, toplum duygusunu güçlendirdiği, ekonomik ve sosyal düzeyler arası farkı en aza indirdiği, aidiyet duygusunu güçlendirdiği, güvenlik sağladığı, şiddet, suç, başarısızlık gibi konularda aracı bir değişken olarak azalma yarattığı tartışılmıştır.Seçmeli derslere yönelik uygulamaların özgür bir seçime olanak sağlayamayabileceği, müfredat programlarının yeniden gözden geçirilmesinin zorunlu olduğu düşünülmektedir.Bilimsel çalışmalar daha çok soru sorulması,kanıta dayalı bilgiler, bilimsel yöntemlerin kullanılması gibi uygulamalar içermektedir. Dinsel eğitimde ise karşıt görüşler tartışamamaktadır. Bu nedenle okullarda din eğitimi verilmesinin bu konuda uyuşmazlık yaratacağı düşünülmektedir. 

Dursun Onur Burak, Güvenir Taner,Özbek Aylin, Çocuk Ergen Ruh Sağlığında Epidemiyolojik Çalışmalar http://kozmikcadi.blogspot.com/2013/04/ruh-sagligi-politikasi-gelistirmek.html Erişim Tarihi: 01.04.2020

http://hastane.pau.edu.tr/Haber/degisen-dunyada-gencler-ve-ruh-sagligi Erişim Tarihi: 01.04.2020

http://meramtip.com.tr/dahili/cergenpsikiyatri.php Erişim Tarihi: 03.04.2020

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.