Çocuklarda Cinsel İstismar Ve Ensest: Nedir Ve Neler Yapılabilir?

0 3.636

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Dr. Suzan Saner’in sözüyle; ‘’Çocukta cinsel istismar;  tecavüz, çocukla cinsel ilişki ve ensesti içermekle birlikte, bunlarla sınırlı değildir. Oral, anal ya da vajinal yollardan giriş (penetrasyon) içeren cinsel ilişki ya da her türlü cinsel ilişki girişimini ve giriş içermeyen genital dokunma ya da okşamayı içerir. Çocuğa cinsel eylemleri izletmek, açıkça cinsel biçimde kendini ifade etmeye teşvik etmek ya da zorlamak, uygunsuz cinsel materyallere maruz bırakmak gibi fiziksel olmayan temaslar ve giriş içermeyen eylemler de cinsel istismar içine girer.’

Fikrimce ‘’Tümüyle çocuğun yaşamını tehdite sokan her şey istismardır.’’ da diyebiliriz.

Bu yazımda ‘’Çocuklarda Cinsel İstismar ve Ensest’’ konusunu ele alacağım. Fakat biliyorum ki toplumda pek çok kişi içimi karartıyor diyerek bunu okumaktan, ayıp bulduğu gerekçesiyle de konuşmaktan kaçınacak. Nitekim, ‘’Muhafazakâr bir toplumuz.’’ Aslında muhafazakâr bir toplum falan değiliz. Bizler penis, testis, vajina gibi organ isimlerinin söylediğinde bile herkesçe ayıplanan bir kesim ve bu kesime kötü gözle bakan bir başka kesimden oluşan bir toplumuz. Sağlığımız söz konusu olduğunda dahi kadın/erkek olmaktan öte insan olduğumuzu unutan bir toplumuz. Her gün yeni bir taciz / istismar / tecavüz / cinayet haberlerine uyanıyoruz fakat bu haberleri okurken ki utanç mı deseniz yoksa bu kelimeleri söylerken ki utanç mı, eminim ki ikinci seçeneği seçeceğiz.  Oturduğumuz yerden istismarcıların idamını savunup, bazen denk gelindiğinde ise onları darp etmeye çalışan pek çok büyüğümüz dışında elimizde somut olarak yaşama geçirilebilmiş bir faaliyet mevcut değil. Fakat şu mevcut: ‘’Konuşan insanları kınayan, ayıplayan ve eğitimli insanların cahil insanlar tarafından yerilmeye çalışıldığı bir toplum.’’

  • Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2015 verilerinde suç mağduru çocuk sayısının yılda 122 bini geçtiği, bunların yüzde 10 oranında cinsel suçlar olduğu bildirilmektedir.
  • Adalet Bakanlığı’nın 2015 verilerine göre ise yılda ortalama 17 bin dava açılmakta, bu davalar yüzde 55 oranında mahkumiyetle sonuçlanmakta; sonuçta yılda ortalama 8 bin çocuğun cinsel olarak istismar edildiği belirtilmekte.

Görmüş olduğumuz bu dudak uçuklatan rakamlardaki tüm cinsel istismar olgularının üçte birini de ensest ya da aile içi cinsel istismar içermektedir.  Aile bireyleri tarafından üzeri örtülen, konuşulamayan bir olgu olduğu için gündemde bulunması olağan bir durum değildir.  Hatta toplumda büyük bir kesim bu kelimeden haberdar bile değildir.

Öyleyse ensest nedir?

Ensest, nikah düşmeyen bireyler arasında gerçekleşen gayri resmi ilişkilerdir. Birinci derece akrabalar, dayı, amca, anne, baba ki buna üvey anne/baba faktörleri dahil olmak üzere kimi uzmanlarca kuzen evliliklerini de içine alan ilişkiler bütünüdür.

Türkiye Psikiyatri Derneği “Ensestte belirleyici olan kan bağı değil, yetişkinin hakimiyeti, gücü ve çocuğun bağımlılığıdır” diyor. Yani “Ensest eskiden biyolojik yakınlığı yani kan bağı olan kişiler arasındaki cinsel ilişki olarak tanımlanırken, günümüzde kan bağı olan veya olmayan, yakın veya uzak hısım ve akrabalar ile çocuğa bakım veren tüm yetişkinleri kapsamaktadır.”

Bizler ensest ilişkilerde çoğunlukla çocuğun tanıdığı, güvenliği erişkinleri ve bu erişkinler arasında da baba-erkek kardeş rollerinin hakimiyeti olduğunu görmekteyiz. Fakat biliyoruz ki cinsel istismarda suçlular ve mağdurlar erkek ya da kadın olabilirler.

Neden insanlar bu olguya yönelir, kimler istismarcı olabilir diye soracak olursanız, istismarcılarda belirgin bir özellik aramanın pek mümkün ve doğru olmadığını belirtmek isterim. Araştırmalar sonucunda, failler genellikle erkek akrabalar olarak belirlenmiştir. (Baba, erkek kardeş, amca, dayı, dede, erkek kuzen gibi.) Lakin bunu bir genellemeye çevirmek elbette mümkün değildir. Medyadan da sıklıkla gördüğümüz üzere farklı kesimden insanlar da bu suçu işleyebilmektedir. Çeşitli sağlık kontrollerinden geçen faillerin, çoğunlukla sapık ya da psikolojisi bozuk olmadığı da net bir dille açıklanmıştır. Yine de unutmamak gerekir ki; ‘’İstismar yaşayan istismar yaratır.’’ Yani faillerin de kendi özgeçmişlerinde sıklıkla istismar mağduriyetleri de gözlemlenmektedir.

Toplumca mağdur/mağdurları suçlamak ve olayı felakete sokmak gibi bir yönelimimiz var. Hatta bazı suçlama örneklerini şöyle sıralayabiliriz:

  • Çocuk/genç tahrik etmiştir.
  • Çocuk/genç kışkırtıcı eylem veya sözde bulunmuştur.
  • Çocuk/genç korkudan neden sussun? Kesin yalan söylüyordur.
  • Çocuk/genç kendi istemiştir nasıl açıklayacağını bilemediği için iftira atıyor.
  • Annesi olayı nasıl anlamamış canım? Olacak iş değil.
  • E annesi de eşinin cinsel isteklerine karşılık verememiş demek ki.
  • E annesi çalışıyor tabi vakit bulamamıştır ki eviyle ilgilensin.

Bahsi geçen kurban eğer bir kız çocuğu ise muhtemel olarak çocuk gelin adayıdır. Çocuk, çocukluğunu öldüren bir katile mahkûm edilir. Çünkü, taciz eden kişi aile içinde olduğu için ve aile içindeki sırların dışarıyla paylaşılmasının ailenin onuruna zarar vereceği için konu örtbas edilecek ve çocuk evlilikleri ailenin onuru zedelemeyecek olan tek çözüm olarak görülecektir.

Bu durum, çocuğun yaşadığı acıyı değil ailesinin itibarını düşünenler için ‘’Namusumuzu kurtardık.’’ olarak algılansa da çocuk için yaşanan bir başka travmanın yeni bir unsuru olacaktır.

Çocuk yaşı itibariyle yaşadıklarını anlamlandıramayabilir ve ilk zamanlarda algılayamayabilir. Fakat birey olma yolunda ergenliğe girmekle beraber toplumun cinsiyete yüklediği anlam ve sorumlulukları görür. Böylece yaşanan trajedik durumlar bir felaket haline gelir.  Bu sebepten cinsellik namus olarak algılanmamalıdır. Çünkü tecavüz bir namussuzluk değildir. Eğer bu noktada anlaşamazsak 6 yaşındaki bir çocuk uğradığı istismar sonucu gözlerinize bakıp ‘’Şimdi benim namusum gitti mi?’’ diye sorduğunda ne cevap vereceğinizi şimdiden düşünmelisiniz mesela.

‘’Aslında baktığımızda anneler bilse de susabiliyor.’’ diyen bir kesim de var. Haklılar evet. Bilseler de susabilecek pasif, güçsüz, korumasız ve korunmasız kadınlarımız da var. ‘’Güçsüz kılınan bir anne, kendisine uygulanan şiddete boyun eğdiği gibi, çocuklarının yaşadığı ensesti de görmezden gelebilir. Ancak, bu durumda kadını suçlamak veya anneliğini sorgulamak yerine, içinde bulunduğu çaresizliği anlamak önemlidir. Cinsiyet rollerinin baskısı altında pek çok olumsuzluğa boyun eğmek bu gibi durumlar için tek seçenek gibi görünmektedir. Çocuk yaşta evlendirilmiş ve anne olmuş kadınlar, eğer gelişimini tamamlamış, kendi kararı ve arzusuyla evliliği seçmiş olsaydı, yeterince güçlü ve haklarını bilen/savunan bir birey olmasına izin verilseydi, ensest dahil her türlü şiddete direnebilirdi. ‘’ (1)

‘’Kardeşini Doğurmak’’ adlı kitabın yazarı Büşra Sanay kitabında, ensestin eğitimsizlikle ya da dindarlıkla açıklanamayacağını ve bu durumun tüm sosyoekonomik gruplarda görüldüğünü ifade ediyor. Yani baktığımızda bunun sosyokültürel, politik ve toplumsal bir sorun olduğunu görebilmekteyiz.

Peki ya neler yapmalıyız? Eksiklerimiz neler?

Okullarda cinsel sağlık eğitimi yok. Böyle bir ders ya da ders içeriği de mevcut değil. Oysa cinsel sağlık eğitimi okulun ilk yıllarından başlatılmalıdır. Çoğu çocuk kendini nasıl koruyacağını bilmiyor. İşin üzücü yanı koruması gerektiğini de bilmiyor. İstismarcılar çocuklara yaptıkları istismarı sanki onların kendilerine karşı olan sorumluluklarıymış gibi lanse ediyor. Bu da çocuğun bu durumu normalleştirmesine sebep oluyor. Yani mağdur da bilmiyor mağdur olduğunu. Böylece çocuğun başka bireylerle bu konuyu paylaşmaması, yeri geldiğinde de tehdit edilip susturulması da kolaylaşıyor.

Bilinçli ebeveynler olmadan bilinçli çocuklar yetiştirmeyi bekleyemezsiniz.

  • Önce anne/baba olarak kendinizi, sonra da ebeveynleri olarak çocuklarınızı eğitin.
  • Çocuk istismarını önleyebilmek için çevrenize şüpheci gözle bakmak yerine, çocuğunuzun bir yetişkinle yalnız kalmasını önleyin ve çocuğunuza mahremiyet eğitimini mutlaka verin.
  • Çocuğunuza istemediği davranışlar karşısında ‘hayır’ diyebilmeyi ve yardım istemesi gerektiği anlatın.  Bunları çocuğunuza anlatırken de utanmayın.
  • Çocuk haklarını, çocuk istismarı ve cinsel gelişimler ilgili bilgileri edinin.
  • Çocuklar çoğunlukla bizlere tacizi anlatmaz/anlatamaz, ama belli eder. Bu yüzden çocuklarınızı iyi tanıyın. Çünkü sözel olarak ifade edemese de cinsel istismar veya tacize uğrayan çocuklar hem fiziksel hem de psikolojik tepkileriyle kendilerini ele verecektir.

Eğer bir gün çocuğunuz cinsel olarak istismar edildiğine ilişkin size bir bilgi veriyorsa temel yaklaşımınız çocuğunuza inanmak olsun. Aile içi şiddet ve cinsel istismar durumunda başvurulabilecek kurum ve kuruluşlara nasıl ulaşılabileceğinizi bilin. Çocuklar, savunmasız bireyler oldukları için yaşadıkları bu travmatik durum karşısında çaresizdirler. Onların sesi olmaktan korkmayın.

http://www.sabancivakfi.org/i/content/4845_2_Cocuk_Evlilikleri_ve_Ensest.pdf Erişim Tarihi: 26.07.2020

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.