Bir Sır Olarak Hastadan Kanser Olduğunu Saklamaya Çalışmak

0 50

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

1 yılı aşkın bir süredir kemoterapi tedavilerinin yoğun olarak verildiği tıbbi onkoloji servisinde görev alan bir hemşire olarak çalışmaktayım. Çalışırken sıklıkla karşılaştığım bu konu ile alakalı gözlemlerimi siz değerli okurlar ile paylaşmak istiyorum. Belki sizin yakınlarınızın böyle bir şey ile karşı karşıya gelmesi durumunda birlikte neler yapabileceğimizi sohbet tadında anlatmamın biraz olsun düşüncelerinize ışık olması umuyorum.

Özellikle bulunduğum klinikte ağırlık olarak yaşlı hastalarımız bulunmakta. Hastanın servisimize yatışının yapıldığı sırada hemşire hastalık öyküsünü alırken her şey yakınlarının yaptığı kaş göz işaretleri ile süreç başlamaktadır. O an hastalık öyküsünde neleri sorup neleri soramayacağımı kestirmek bir hayli güç olur. Hasta eğer biraz bilinçli ise her şeyi saklamak daha da zorlaşır. Neyi, nasıl planlayacağımı uzun uzun düşünürüm. Bu sırada ekipteki diğer hemşire arkadaşlarımı bilgilendirmek, asistan hekim arkadaşlarımız kendi hastalık öykülerini almadan önce onlara bu özel durumla alakalı küçük bir bilgilendirme yapıp hasta yakınını hastası yanında zor duruma düşürmemek gibi zorlu bir süreç beni bekler.

  • Bu meslek etiği açısından ne kadar doğru?
  • Hastanın yaşı, durumu ve kanser evresi ne olursa olsun vücuduna hükmeden bu hastalığı bilmeye hakkı yok mu?
  • Bir sürü tetkikten ve hastaneye gidip gelmelerden sonra tıbbi onkoloji isimli serviste yatan hasta acaba yattığı yerin ismini biliyor mu?

Vs. gibi birçok soru kafamı kurcalar.

Tüm bu soruların cevabını netleştirememişken yeni sorularla birlikte o büyük gün gelir çatar. Yasal vekili tarafından kemoterapi tedavi onayı alınmış olan hastaya kemoterapi tedavisini doktorunun uygun gördüğü şekilde başlarım.

Peki, bütün verdiğimiz serumlardan çok farklı görünen sarı renkli poşetlerde daha önce hiç görmediği bir makine ile vücuduna gönderilmek üzere odasına getirilen bu ilaçta neyin nesidir?

O ilk soru gelir…

Hemşire Hanım, Şimdi Bana Takacağınız Bu Serum Ne İçin?

O an yutkunup, hasta yakınıyla göz göze gelmenin ağırlığını hiçbir şeyde yaşamıyorumdur.

Hemen konuyu değiştirmeye çalışmak yerine mantıklı bir açıklama yapmak için derin bir nefes alır ve hastayla sohbet ederek semptomlarını sorgulamaya başlarım. O yönde hastanın odasına getirdiğim bu değişik makine ve ilacı onun anlayacağı dilde tane tane konuşarak semptomlarına uyarlamaya çalışırım.

Kemoterapisine başlanan hasta çoğunlukla mide bulantısı, baş dönmesi gibi yan etkilere maruz kalır. Bu süreçte doğal olarak hasta yakını kendi içindeki hesaplaşmasından ötürü çok ajite olur. Ne yapacağını bilmeyerek hastanın bakımını veren hemşiresi ile iletişime geçer. İşte o aşamada gerçeği söylemeye kendini daha yakın hisseden hasta yakınını sakinleştirmek ve yan etkileri daha da arttırmadan kemoterapi tedavisinin bitişini beklemeye hasta yakınını ikna etme sürecim başlar.

Verilen mide bulantısı ve alerji önleyici destek ilaçlarla rahatlayan ve kemoterapisi biten hastanın 3-4 saat sonra kendini daha iyi hissettiğini gözlemlediğimde hasta yakınıyla şu an ne düşündüğünü, nasıl hissettiğini, hala söylemeye kararlı olup olmadığını sorgularım. Genelde kemoterapinin yan etkilerinin hafiflediğini gören hasta yakını, yaşlı hastasına bu itirafı yapmadan bir sonraki kürü almaya gelmek üzere durumu elverişli ise taburcu olur.

Hepimizin kafasında şu an aynı sorunun belirdiğinin farkındayım.

BİZ OLSAK NE YAPARDIK?

Bu süreçte elbette hastanın yaşı kaç olursa olsun kötü haber karşısında gösterilen tepki evrelerini ön görüyor olabilmek önemlidir. Bu sebeple hemşire ile hastaya yapılacak konuşma öncesi hastanın kişilik özelliklerini paylaşmak konuşmanın hazırlanması açısından çok faydalıdır.

Hemşire ile iş birliği içerisinde;

  • Hastanın sevdiği insanları yanına getirtmek,
  • Önce sevdiği şeylerden bahsetmek,
  • Gerekli konuşma ortamının sakinliğini hastanın odasında sağlayabilmek
  • Konuşmayı hastanın herhangi bir ağrısının, mide bulantısının olmadığı altın saatlere denk getirebilmek ve
  • Hastaya duygularının anlaşıldığını kurduğumuz cümlelerle veya davranışlarımızla ifade etmek son derece önemlidir.

Saklayamadık Ve Saklamaktan Vazgeçtik Ne Yapacağız?

Bir hemşire olarak gözlemlerime göre hasta yakını hastanın hemşiresiyle veya tek başına hastaya her şeyi uygun bir dille itiraf ettikten sonra ilk başta hastanın konuşmasına izin vererek onun neler hissetiğini ifade etmesini beklemesi gerekir. Hasta hiçbir şey söylemeyebilir, yalnız kalmak da isteyebilir gerekli güvenlik önlemlerini hemşire ile aldıktan sonra buna da izin verebilmek son derece önemlidir. Hasta yeniden bizimle iletişime geçtiğinde kurduğumuz ilk cümle ‘’Bak senden daha kötü hastalarda var burada haline şükretmelisin, Allah’tan geldi, dua et gibi’’ gibi hiç de yapıcı olmayan cümlelerden birini dahi kurmadan hastanın yaşadığı durum karşısındaki tepkilerini kendince dillendirmesini saygı ve sabırla beklemeliyiz.

PEKİ, BU TEPKİ EVRELERİ NELERDİR?

1. İnkar

İlk aşama olan inkar aşamasında genellikle olay veya durum yok sayılır, başa gelmiş kabul kabul edilmez, bir yanlışlık olduğu düşünülür.

Bu aşamada hemşireden veya doktordan yeniden kan değerlerini ve yaptırdığı tetkikleri değerlendirmesini isteyen hasta hastaneden taburcu olup başka doktorlara da gitmek isteyebilir.

2. Öfke / Kızgınlık

Kızgınlık aşaması, inkâr aşamasında devreye sokulmayan sorgulamaların devreye girmesi ile başlar, üst üste gelen sorgulamalar neticesinde öfke duyguları vücudu ele geçirir. En bilinen soru “Neden ben?” sorusudur. Hasta hastalığına, yakınlarına, hekimlere ve kendine öfke duyar.

Bu aşamada hasta hiçbir tedavisini kabul etmeyebilir, kemoterapi kürlerine devam etmek istemeyebilir, yasal vekiline (oğluna, kızına, eşine) öfkelenip ajite olabilir.

3. Pazarlık

Bu dönemde hasta iş birliği ve çaba içerisindedir. Hasta kendince durumu kabul edilebilir bir seviyeye indirmeye çalışır. “Bu hastalık varsa, çaresi de vardır, belki bir yol bulunur” düşünceleri korkularına eşlik eder.

Bu aşamada hasta sıklıkla kaç kür kemoterapi alacağını, bunun ne kadar süreceğini, günlük alınan kan sonuçlarını, tetkiklerini veya yeniden neden tetkik yapılmadığını sorgular.

4. Depresyon

Pazarlık aşamasının tamamlanmasıyla birlikte etkisi oldukça uzun sürebilen ve hastayı halsiz, yorgun ve bitkin düşüren depresyon aşaması başlar.

Bu aşamada bütün durumun idrakına varılmıştır, bundan ötürü büyük bir mutsuzluk hakim olmaya başlar. “Neler yaşanacak?” korkusu, “Tamamen düzelir mi?” endişeleri vardır. Hayattan soyutlanma, hiçbir şey yapmak istememe, hayata ve hastalığa karşı kayıtsızlık hali görülür. Hasta bundan sonra yapamayacakları ve kaybettikleri için yas tutar. Bu süreç kabullenme dönemine geçebilmek için gereklidir.

5. Kabullenme

Bu dönemde hastalık kabul edilir fakat bu durum umutsuzluk olarak düşünülmemeli, hastalığın durumu ve ciddiyetini anlamak olarak düşünülmelidir. İnkâr ve kabullenmeme süreci tedaviye başlamayı geciktirebilir, prognozu(hastalığın gidişatını) kötüleştirebilir. Bu süreçte psikiyatri doktorları ve hastanın hemşiresi ile iş birliği içerisinde olmak ve onların söylediklerine kulak vermek hasta için faydalı olabilir.

Kötü Haber Verme Teknikleri Demirkol, M. E., & Koç, F.  https://www.noroloji.org.tr/TNDData/Uploads/files/K%C3%96T%C3%9C%20HABER%20VERME%20TEKN%C4%B0KLER%C4%B0(1).pdf

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.