Bir Organ Nakil Hemşiresinin Günlüğünden

1 2.292

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Nakil hemşiresi olmak demek; hayata sıfırdan başlayan hastaların umutlarını, korkularını, sevinçlerini, ağrılarını, küçük hareketlerle mutlu olduğuna, yeniden yaşama tutunmalarına şahit olmak demektir.

Birgün yine umutla kliniğe gelirken acil üç vakanın mantar zehirlenmesinden dolayı kliniğe yatışı yapılmıştı. Koşuşturmaca başlamıştı. Bir aile toplama mantar yediği için zehirlenmişti. Durum çok karmaşıktı. Son zamanlarda mantar zehirlenmeleri bizi üzücü sonuçlarla karşılaştırmıştı. Bu durumu yaşamamak için can ve başla çalışıyorduk. Deyim yerinde ise kafamızı kaşımaya vaktimiz yoktu.

Sürekli hastaların durumu değişiyordu. Bir ara ailenin yanına gidip anemnez formunu doldurmam gerekmişti. Tam kalkarken hasta yakını elimi tutup lütfen onlara iyi bakın…

Boğazım düğümlenmişti, tek kelime bile edemeden oradan ayrılmıştım. Ama hiç o bakışları unutmadığımı söyleyebilirim. Sözün bittiği yer denebilirdi.

Gün tüm hızı ile devam ederken hastaların durumu iyice kritik bir noktaya varmış, telaş içinde oradan oraya koşuyorduk. Biran tüm gün bir yudum su içmediğimi fark ettim. Tam su içmek için bir dakika bile olsa kendime vakit ayırdığımda gece saat ikiyi bulmuştu. Sabah sekizden bu yana 14 saat geçmişti.

Zaman su misali akıp gitmişti…

İki hastanın durumu iyice kötüleşmişti. Bir hasta ise kötünün iyisi durumunda idi. Sabaha doğru durum iyice karmaşık ve inanılmaz bir hal almıştı. Bir hasta kaybedilmiş, diğer iki hasta yaşam savaşı vermeye devam ediyordu.

O gün sabah olmuştu; fakat unutamadığım günlerimden biri olmuştu. Sürekli karşımıza çıkan, daha önce konuşmacı olduğum ve köşe yazısı yazdığım yazımda toplama mantar yemeyin karaciğere zara verir vb. nedenleri saymıştım. Fakat bir ailede iki kişinin hayata gözlerini yumacağı, bir kişinin nakil olarak hayata tutunarak yaşaması çok uzak bir ihtimal gibi geliyordu. Bir sonraki nöbetimde bir hastanın daha vefat ettiğini öğrendim. Bir hastamız kalmıştı. Tüm ekip olarak umarım kadavra verici çıkar diyorduk ve öyle oldu.

Son hastamızı nakille hayatta tutabilmiş ve günden güne durumu iyi gidiyordu. Bir aylık süreçten sonra hastayı servise transfer etmeyi başarmıştık. Hastayı serviste ziyaret etmeye gittiğim sırada hastanın ağzından dökülen şu sözcükler çok mutlu etmişti. “Bir aylık süreçte bana o kadar iyi baktınız ki, saçımı yıkadınız, her gün ben farkında olmadan sürekli bağırıyordum, her şeyi hissediyordum. Birgün biriniz kalbimi kırmadınız sürekli bana yaşam sevinci aşıladınız iyi ki varsınız, insanın başına her zaman iyi şeyler gelmez ama iyi birileri ile karşılaşmak da kimseye nasip olmaz” diye konuşmasını bitirmişti.

Mutluydum ve gururluydum.

Tabi ki süreç daha devam ediyordu; ama hastamız mücadeleye devam ediyordu ve her gün daha iyiye gidiyordu. En son ekip olarak bir arada olduğumuzda evet hasta bugün ilk adımını attı… aslında kocaman bir ekibin ve zorlu bir mücadelenin meyvesi olmuştu.

Aslında duygularımın çok az bir kısmını yazıya dökebilmiştim.

En güzeli de hep bir umudun olduğunu unutmamak.

Sevgiyle.

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

1 yorum
  1. Özgür Engin diyor

    Yaptığınız iş çok kutsal ve değerli gerçekten siz değerli sağlık camiasına ne kadar teşekkür etsek azdır sizin gibi hassas görevini insanlık için kullanan sağlıkçılarımıza ayrıca sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.