Bir Öğrenci Olarak Motivasyonumu Nasıl Sağlıyorum?

0 4.277

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Bu yazıyı yazacak seviyeye gelmem ve sizin şu an bu metni okuyor olmanız benin için oldukça kıymetli. Bu nedenle yazımla ilgili geri bildirimleri yorumlar bölümüne yazarsanız çok sevinirim.

Bölüm sonunda tek isim yazar fakat arka planda belki de binlerce isim vardır. Tıpkı benim şu an yazdığım yazıda doğrudan ya da dolaylı olarak birçok kişinin katkısının bulunuyor olması gibi. Bana katkı sağlayanlardan birinin eksikliği demek, bu yazının baştan sona farklı bir hale bürünmesi demek.

Çünkü; her şeyin bir anlamı olduğu gibi, tek kaldığında da bir anlamsızlığı vardır.

Örneğin, üniversite okumak tek başına anlamlı mı sizce?

Bunu farklı anlamlarla destekleyip daha değerli hale getirebilmek varken, insanın olduğu yerde sayıp durması ne kadar anlamlı?

Açıkça konuşmak gerekirse bu benim için oldukça anlamsız bir olay.

Bu yazıyı kaleme almak pek kolay olmadı. İçini doldurabilmek için çok çabaladım fakat sonunda buradayım.

Peki, buraya nereden ve nasıl geldim?

Biraz da bundan bahsedeyim.

Küçük bir ilçede doğup büyüdüm ama burada düşüncelerimi büyütmem için pek fırsatım olmadı. Hayalim hep üniversiteyi Ankara’da okumaktı. Öyle de oldu. Hemşirelik bölümünü kazandığımda biraz endişelenmiştim. Çünkü bu meslek benim için çok zordu. Kan göremez, açık yaraya bakamaz ve acı çeken birini görse gözyaşlarını tutamaz bir kişiyken öğrencilik hayatımda kendimi oldukça hızlı bir şekilde tüm bunlara alıştırdım. Mesleğimi yapmak için öncesinde bu mesleğin gerekliliklerini taşımam lazımdı. İnsanlarla empati kurabilmem için onları görmem, hayatlarına dokunmam lazımdı. Öyle de yaptım. Üniversitenin ilk yılları sosyal sorumluluk projeleriyle geçmişti. Şimdi arkama dönüp bakıyorum da çok kıymetli insanlarla kıymetli işler yapmışım. O zamanlar manevi olarak beni tatmin eden küçük işler bugüne büyüyerek geldi ve benim kariyer basamaklarını hızla çıkmamı sağladı. Henüz 4. sınıf öğrencisiyim fakat şimdiden mesleğim adına oldukça kapsamlı bir özgeçmişim var.

Önce kişisel gelişim bahanesiyle seminerden seminere koştururken buldum kendimi. Yorulmuyor aksine enerji ihtiyacımı karşılıyor gibiydim. Boş durmak hiçbir zaman bana göre olmadı, bu konuda biraz obsesif olabilirim. Hep bir şeylerle meşgul olmalı, zamanımın 1 dakikasını bile boşa harcamamalıydım. Ta ki derslerim yoğunlaşıncaya kadar. Artık enerjimin bir kısmını ders çalışmaya harcıyor olsam da hala sosyalliğimden ödün vermemekte ısrarcıydım.

Önce bölümüm ile ilgili topluluklarda ve çalıştaylarda yer aldım. Bu benim için inanılmaz bir deneyim oldu çünkü şu an farklı illerde bulunan meslektaşlarımla aynı ekole sahip birer hemşireyiz. Bu da demek oluyor ki biz yavaş yavaş dünyada görmek istediğimiz değişimin kendisi olduk. Mesleki çalışmaların yanı sıra sosyal sorumluluk alanında da faaliyet göstermekten geri kalmadım tabii ki. Kendime lider vasfım var mı yok mu diye defalarca sordum. Bunu görmek çok kolay olmadı ama bu konuda kendime güvendiğim an okulumda sosyal farkındalık teması altında bir topluluğun yönetim kurulu başkanı oldum. Başta üniversite genelinde faaliyet gösteren bu topluluk birdenbire tüm ülkede faaliyet göstermeye başladı. İşler daha da karmaşık bir hal almaya başlamıştı ama iyi bir ekiple bunun da üstesinden geldik. Bunu ben bile beklemiyordum.

Sonra şunu fark ettim, bir işe aşkla bağlıysan o iş şüphesiz en iyisidir.

Tüm bunlar olurken üretmeye başladığımı fark ettim ve aslında bu fikirlerin içinin boş olmadığın geç olsa da gördüm. Projeler üretmeye, bunları hayata geçirmek için çalışmalar yapmaya başladım. Defalarca reddedilen projelerimi her defasında daha da iyileştirip sundum. Ve artık sonuç almaya başladım. Bu bana büyük bir özgüven verdi.

Tüm bunların bölümümle ilgisi neydi?

Neden bu kadar çok karmaşanın içine daldım?

Neden bunca şeyle karşılıksız uğraştım?

Amaç manevi tatmin miydi yoksa ego tatmini mi?

Ya da gerçekten bir başarı tutkusu mu?

Bunların cevabını ben hep biliyordum ama çevreme anlatmak zaman aldı.

İşini seven bir hemşire olmam için rollerimi iyi bilmeliyim. Empati yeteneğim olmazsa hastaya iyi bakım veremem. Araştırıcı ve sürekli düşünen, üreten biri olmazsam hastane karmaşası içinde duraksar, her şeyi birbirine katabilirim. Sürekli değişen ve gelişen literatüre hâkim olamam ve pratik çözümler varken kendimi, ekip arkadaşlarımı ve en önemlisi hastamı yorabilirim. Özerk ve sorumluluk sahibi bir birey olmalıyım, anlık kararlar vermem gerekebilir ve kendime güvenim olmazsa bu çok zor. İşlerin yolunda gitmesi ve hastayı optimum düzeyde memnun edebilmem için iletişimimin de güçlü olması lazım.

İki kelimeyi bir araya getiremez, göz teması kurmaz ve hasta ile anlaşamazsam işler hiç de kolay ilerlemez.

Ve en önemlisi ekip olarak çalışan bir meslek grubu mensubu olarak her daim liderlik, ekip çalışmasına yatkınlık, uyum içinde çalışma ve işleri koordine etme vasıflarına sahip olmazsam kendimi koskoca bir kaosun ortasında buluveririm. Yani diyeceğim o ki öğrencilik yaşantımda içinde bulunduğum iyi ya da kötü sonuçlanmış tüm bu faaliyetler karşılıksız gibi görünse de hayatım boyunca önüme çıkan engellere karşı kullanabileceğim bir silah oldu. Herkes başarı ister ama başarıya giden yolda engellere karşı kullanabileceğin bir silahın yoksa yolda kalırsın. Başarıyı hak edip etmediğim konusuna ben karar veremem ama benim başarım kendimi en başta korkak adımlarla ilerleyen, özgüven problemi olan, her koşulda negatifi düşünen yanıma kanıtlamak oldu. Bu elde edebileceğim başarıların en büyüğüydü. Engellere karşı silahımı aldım ve yoluma artık daha emin adımlarla devam ediyorum.

İçimde beslediğim bu uçsuz bucaksız isteğe ve bu isteğe inanan herkese sonsuz teşekkürler.

Sağlıkla kalın!

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.