Bir Kadın Olarak Üreme Baskısı Yaşadığınızı Nasıl Anlarsınız?

0 1.703

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Bu yazımda kadınların sıklıkla yaşadığı üreme baskısı konusunu ele alacağım.

Öncelikle size bu konunun önemini hissetmeniz için bir soru sormak istiyorum.

Dünyadaki gebeliklerin yüzde 40’nın istenmeyen gebelikler olduğunu biliyor muydunuz?

Özellikle Türkiye sınırları içerisinde gebe kalan/kalacak kadınların kendi üreme kontrolleri için söz hakları fazlasıyla düşük oranda seyretmektedir. Bunun en büyük sebeplerinden biri de eş ya da partner tarafından kadına gösterilen baskıdır.

Kadın üzerinde uygulanan üreme baskısı;

  • doğum kontrol yöntemlerini kullanmayı engellemek,
  • şiddet göstermek,
  • kondom kullanmayı reddetmek veya
  • kadın tarafından istenmeyen gebeliğin devamı için zorlama gibi çeşitli şekillerde olabiliyor.

Bu aile planlama yöntemlerinden birine veya birden fazlasına ulaşması engellenebiliyor.

Ülkemizde bazı yaş grupları ve bölgelerde üreme baskısı oranlarının artması durumun ciddiyetine işaret etmektedir.

Gebelik süreci ve bebek sahibi olmak kadınların hayatını birçok yönden etkilemektedir. Bu sürece girmeyi en başta bireyin kendisi hiçbir baskı ve zorlama olmadan karar vermelidir.

Erkek partnerlerin kadınların üreme tercihlerini kontrol etmeye yönelik manipülatif davranışlarına karşı dikkatli olunması gerekmektedir.

Özellikle ataerkil toplumlarda cinsellik ile ilgili konularda erkeklerin sözlerinin dinlenilmesi gerektiği gibi son derece çağdışı fikirlerin hayatımızdan uzaklaştırılması gerekir. (Lütfen, artık 2023 senesine geldik!)

Üreme baskısını uygulayan ya da yapılmasını hoş gören bireylerin şunu hatırlamasını şiddetle tavsiye ediyorum; ne kadar güzelleme yapılırsa yapılsın bu bir istismardır.

Kadın hastalıkları ve doğum klinikleri ve aile sağlığı merkezlerinde bu konu için dikkatli taramalar yapılmalıdır.

Üreme baskısı, kişiye gösterilmiş olan diğer şiddet göstergelerinin altında saklanmış olabilir veya kişi bunun bir istismar olduğunun farkına varmadığı için konudan bahsetmeyebilir. Şüpheli durumlarda özellikle hemşireler tarafından gerekli danışmanlığın verilip risk altında olan kadınlar tanımlanmalıdır.

Kadınlar olarak kendi bedenimiz üzerinde sadece kendimizin söz hakkı olduğunu tekrardan hatırlatmak isterim. Çeşitli istismar türlerine- hatta sevgi altında saklanmış olanlarına daha dikkatli olarak- gözümüzü dört açarak yaşam kalitemizi yükseltmeliyiz.

Kadın okuyucularıma kısa bir son not 🙂

Sevginin yanında saygıyı da derinlere kadar hissettiğimiz ilişkiler ve arkadaşlıklarla dolu bir yaşamı hak ediyoruz.

Sağlıklı günler dilerim.

Öztürk, R., & Güner, Ö. (2021). Turkish Validity and Reliability of the Reproductive Coercion Scale. Turkish Journal of Family Medicine and Primary Care, 15(1), 100-109.

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.