Bir Kadın Kaç Yol Bulur Yaşamak İçin?

0 3.517

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yaşamın ortasına oturmuş bazı gerçek görünümler vardır. Bu gerçek görünümler çoğu zaman bizi yanıltır. Eylemlerimizi kısıtlar. Bu görünümler zamana öyle bir yayılırlar ki nasıl bu kadar inatçı olduklarını anlayamazsınız.

Öyle ki sorgularsınız.

Bu yanılgı ne zaman ve nasıl başladı? diye.

Sorular sizi bir yerlere götürür, bazı cevaplar verir. Belki bu keskin yanılgılar kaybolur zamanla ama iz bırakır hep kaldığı yerde.

Bahsettiğim bu gerçek görünümlü yargı kadınların ta kendisidir.

Tarih boyunca yaşam onlara hep yapamayacağı şeylerden bahsetti. Babil yasaları, Geleneksel Roma, anekdotlar, fetvalar uzun uzun anlattılar kadının toplumdaki yerini. 21.yy’a geldiğimizde artık yaşam kadına çok daha cömert davranıyordu. Hakları, yaşam alanları büyük oranda yol kat etmişti. Yine de geçmişin izlerini silmek hiçbir zaman kolay olmadı.

Kadınlar öyle ya da böyle çoğu zaman bu gerçek görünümlü tüm yargıların zincirleriyle hala mücadele ediyor. Kendi varlıklarını inşa etmede erkeklere göre daha fazla efor sarf etmek durumunda kalabiliyor. Bu onların zayıflığından değil önlerindeki engel sayısının fazlalığından kaynaklanıyor.

Geçenlerde Virginia Woolf’un  “Kendine Ait Bir Oda” kitabını okudum. Woolf kitabında kadınların yazar olma yolunda karşılaştığı engellerden bahsediyordu. Uzun tarihler boyunca üstünlüğünü kadın varlığı üzerinde icra eden erkeklerin kadının yazma fikrine alaycı bakışları bir yana birçoğunun yoksul olmaları ve kendilerine ait bir odaları bile olmaması temel engeller arasındaydı. Yazmaya başlayan her kadın da pek çok zaman yeterliliğini ispat etme gerekliliğiyle özgürce yazamıyordu. Bugün hala kadınlar sorunlu kültür kodlarına rağmen başarılar için mücadele ediyor. Ve müthiş başarılar da elde ediyor. Ancak her kadın aynı şartlarda yaşamadığı gibi aynı sağlıklı yaşam kalitesine de sahip değil maalesef. Hala her yerde haklarını savunmak durumunda kalıyorlar, hala sistemdeki eksikliklerin ilerde üzerlerinde oluşabilecek etkinin kaygısıyla ve korkusuyla yaşıyorlar.

Örneğin sadece bu pandemi sürecinde bile kadın sağlığına yönelik ciddi aksaklıklar yaşandı.

Verilere baktığımızda;

  • Dünya Sağlık Örgütü’nün 105 ülkenin verilerine dayanarak yayınladığı rapora göre pandemi sürecinde ülkelerin %89’unun sağlık sistemi içerisinde yer alan en az bir temel hizmetin kesintiye uğradığını, %68’inde kontraseptif hizmetlerin, %53’ünde antepartum ve %32’sinde intrapartum hizmetlerin kesintiye uğradığını bildirmiştir.
  • Mart 2020’nin ortalarından itibaren, COVID-19 nedeniyle Avustralya, Brezilya, Çin ve Amerika Birleşik Devletleri’nde kadın ve çocuklara yönelik şiddette artış olduğunu gösteren raporlar bulunmaktadır.
  • Aynı zamanda Çin’in Jianli şehrinde Şubat 2019°da partner şiddeti vakasının 3 kat arttığı bildirilmiştir.
  • Başka bir araştırma sonucu göre aile içi şiddet yardım hattına yapılan başvuruların pandemi döneminde %48 oranında artması, bu endişeleri desteklemektedir.
  • 2020 yılı raporuna göre ise Türkiye’de 2020 yılında erkekler tarafından 300 kadın öldürülmüş ve 171 kadın şüpheli şekilde ölü bulunmuştur.
  • Birleşmiş Milletler Nüfus Fonuna göre pandemi nedeniyle toplumsal cinsiyete dayalı şiddeti sonlandırmaya yönelik ilerlemede üçte bir oranında gerileme yaşanacağı öngörülmektedir.

Medeniyetimizin ilkel kalıntılarının ifadesi olan yukarıdaki rahatsız edici verilere rağmen sanatta, bilimde, felsefede, siyasette, sporda, müzikte ve yazarlıkta hatta yeni dünyanın yeni alanlarında ya da hiçbirinde sadece kendisi gibi olmanın yolculuğunda onları desteklemek ve sağlık sektörünü bu yönde motive etmek, politikalara aracılık etmek, gerekli kurum ve kuruluşlar hakkında bilgi sahibi olmak biz sağlık çalışanlarının asli görevi olmalı.

Virginia Woolf kitabının sonunda başarılı ve özgün yazarlar olmak için kadınların kendini savunmak gibi bir derdinin olmaması gerektiğini söylüyor. Böylece kompleksli yazılar yazmaz. Yazılarının androjen, özgür ve huzurlu olacağını söyler. Yetenekler zihnin engebeli arazilerine saplanmaz. Tüm doğallığıyla akar, gider. Bir gün o tüm doğallığıyla akan nehirde buluşmamız umuduyla.

Sevgilerle kalın…

Akpınar, F, Gümüşsoy, S, ‘Covid-19 Pandemi Sürecinin Kadın Sağlığı Üzerindeki Etkileri’ , Değişen Dünyada Hemşirelik Bilimine Çok Yönlü Yaklaşımlar, Ankara, Astana Yayınları, 2021, 93-102

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.