BİMARÎSTAN: Dünyadaki İlk Gerçek Hastane

0 1.767

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

“Başlangıçtan 1100’lere Dicle Havzasında Bilimin Yükselişi ve Çöküşü” adlı kitabın “Roma’nın En Büyük Hüznü: İmparator Esir!” alt başlığı altında, MS 260 yılında Harran yakınlarında Sasani İmparatoru Şapur’ un, Roma İmparatoru Valerianus’u 70.000 kişilik ordusu ile birlikte nasıl esir aldığı detaylıca anlatılmaktadır. İran’daki üç dilli Kâbe-i Zerdüşt (ŠKZ) yazılarında Valerianus’un 70.000 kişilik Roma ordusunda, İmparatorluğundaki her ulustan birliklerin olduğu, savaş sonunda İmparator Valerianus başta olmak üzere, İmparatora eşlik eden Roma Senatörleri, komutanları, subayları, doktorları ve teknik elemanları esir alındığı ifade edilmektedir. Şapur, Valerianus’a Güney Dicle Havzasındaki Zagros Dağlarının batı eteklerinde yer göstererek şehir kurması görevini vermiştir (Günümüz İran’ında Ahvaz’ın kuzeyinde, Harita 1). Şapur’un kenti anlamındaki Gondeshapur / Gundêşapûr inşası tamamlanmış, devamında 270 yılında Roma’nın yeni İmparatoru Aurelian’ın kızı Şapur’un eşi olarak, Roma’dan Gundêşapûr’a gelmiştir. Prensesin beraberinde Hipokratik-Galenik tıp doktorları, filozoflar ve teknik elemanlarla gelmesi, Ortadoğu’nun kaderini değiştirmiştir.

Güney Dicle Havzasında Gundêşapûr ve Bağdat

Başlangıç yıllarında başkent de olan Gundêşapûr, kısa sürede modern bir bilim kenti haline gelmiştir. Şekil 1’deki Schöffler’in Gundêşapûr ’un Evrensel Bağlantıları Şemasından kolayca anlaşılabileceği gibi kent uluslararası bir konum kazanmıştır. Kent’te değişik okullar yanında ilk üniversite sayılabilecek “Gondeshapur / Gundêşapûr Akademisi” ve akademi ile bağlantılı olarak da “ Gondeshapur / Gundêşapûr Bimarîstanı” kurulmuştur.

“Gundêşapûr Akademisi” ders programlarında felsefe, astronomi, dil eğitimi ve çeviri, matematik, diş, eczacılık ve tıp dersleri verilmekteydi. Ayrıca, medrese sayılan bir başka yüksekokulda da dini derslerin verilmesi eğitim standardının ne kadar yükseldiğini ispatlamaktadır. Böylece Gundêşapûr ’da Dünyada ilk defa hem bilimsel bilgiler hem de dini bilgiler veren farklı eğitim kurumları ortaya çıkmıştır. Tıp ile ilgili bilimsel bilgilerin verildiği akademinin yanındaki hastanede (Bimaristan’da) uygulama ve tedaviler yapılmaktaydı.

Schöffler’in Gundêşapûr’ un Evrensel Bağlantıları Şeması

“Akın var! Güneşe akın!” nidaları yükselmeye başlamış, Gundêşapûr adeta olmuştu güneş, büyük bir cazibe merkezi ırk, dil, din ayrımı yapmayan. Roma ve Bizans İmparatorları, başı dik bilim insanlarının kendilerinden uzak olmalarını istedikçe, kovulanları baş tacı eden Gundêşapûr’da yaşam standartları artıyordu. Kovulanlar beraberlerinde başta Aristo ve Platon’un kitapları olmak üzere, Atina’da bilinen ünlü kitapları Gundêşapûr’a getirmiş ve bunlar Süryanice ve Pehlevice’ye çevrilmeye başlanmış ve sonra bunlara Hintçe kitap ve tıp kaynakları da katılmıştı. Hele Bizans İmparatoru Justinyen’in 529’daki dine zarar veriyorlar gerekçesiyle okulları kapatma ve filozofları-bilgeleri kovma kararları, ihya etmişti Gundêşapûr’u ve şehir olmuştu “Dünyadaki ilk Bilim Kenti”, Gundêşapûr Akademisi de “Dünyadaki İlk Üniversite”. Gundêşapûr Akademisinde yetiştirilen değişik dallardaki öğretmenler, uzmanlar ve doktorlar, Dicle Havzası ve Hinterlandının değişik şehirlerinde görevlendirilmiş, Sasaniler bilimsel devrime ışık tutmuşlardı.

Gondeshapur / Gundêşapûr Bimarîstanı: Dünya’daki İlk Gerçek Hastane

Genel olarak, Gundêşapûr Bimarîstanı/ Bimarestanı, tıp tarihindeki ilk eğitim hastanesi ve en ünlü İran hastanesi olarak kabul görmüştür. Nayernouri’ye göre Gundêşapûr Bimarîstanı doktoru Borzuyehê Tabib, Hindistan’da çok ilginç bir bitki olduğunu ve ağır hastaları hatta ölüleri bile dirilttiğini duyduğunu Sasani İmparatoru Nuşêrvan’a aktarır. İmparator onu görevli olarak gönderir ve Borzuyeh Hindistan gezisinden dönerken beraberinde birçok bitki, bitkisel ilaç ve dokümanları getirir ve getirdiklerini Pehlevice’ye çevirir. Ayrıca şeker kamışı ve santraç oyunu malzemelerini de birlikte getirir ve bu yeni veriler, Gundêşapûr’ da yeni bir dönem başlatır.

“Hastane” kelimesi, Farsça “hasta/yaralı” + “hane/ev-konut” kelimelerinde oluşmuş, “yaralı evi” anlamındadır6. Bu anlamda kullanılan “Bimarestan/Bimarîstan” ise Pehlevice’dir (Avesta dili). Bi + mar + stan üçlüsünden oluşan kelimenin sonundaki “-stan” konum-yer son eki olduğu bellidir.

Nayernouri, geriye kalanlar ile ilgili iki değişik yazımdan, “Bimar” ve “Wemer” söz etmektedir7.
“…The word bimar or wemer is an ancient Iranian word formed from the two words wé meaning near and merg meaning death and so wemer or bimar means near death./… Eski bir İran kelimesi olan “Bimar” veya “wemer” kelimesi, yakın anlamına gelen “wé” ile ölüm anlamına gelen “merg” kelimelerinden oluşmuş ve böylece “wemer” veya “bimar” ölüme yakın demektir.”

Thus Bimarestan is a Pahlavi word for the place for the sick /those close to death… As this word existed in Sassanid Pahlavi language and later became a word for hospital in the Islamic medical terminology…/ Böylece Bimarestan bir Pehlevi kelimesidir ve hasta yeridir (ölüme yakınların yeri) … Sasani Pehlevi dilinde var olan bu kelime daha sonra İslami tıp terminolojisinde hastane kelimesi haline geldi…”

Nasturi ve diğer mültecilerin gelişiyle Gondeshapur’da Tıbbi Eğitim ve Aktivitenin özellikleri çok gelişmiş ve kısa sürede ün kazanmıştır. İskenderiye müfredatı-pratik öğretim, İskenderiye ve Bizans tipi bir hastane, oralardan daha mükemmel olarak faaliyet gösterdi. Hipokrat, Galen, Platon ve Aristoteles’in metinlerine dayanan eğitim, Nisibis/Nusaybin okulunda takip edildiği gibi kurs’ un üç yılına dağıtıldı8. Geleneksel Hipokrat ve Galen tıbbı Gondeshapur’da mükemmel bir şekilde uygulandı8. Nuşërvan, Galen’in “Every physician should be a philosopher /Her hekim bir filozof olmalıdır” ünlü özdeyişini kendi görüş ve felsefesi gibi özümsemiş ve uygulamıştır.

Doğum tarihi bilinmeyen ancak İskenderiye’de doktorluk yaptığı ve 536’da öldüğü bilinen ünlü filozof, rahip ve hekim Sergius of Reshaina /Reshaina’lı Sergius, 500’lü yıllarda Gundêşapûr Akademisinin en gözde bilginlerindendi8. Silva’ya göre Sergius, felsefi ve tıbbi eserleri Yunancadan Süryaniceye çeviren ilk kişiydi.

“…Sergius de Ra`s al`Ayn (d.536), a Syrian physician, philosopher, priest and translator, is said to have been the first to translate philosophical and medical works from Greek to Syriac. Khosrow considered him the wisest of all translators and it is possible he invited him to stay at his court. / Suriyeli hekim, filozof, rahip ve çevirmen Sergius de Ra`s al`Ayn’in (ö.536) felsefi ve tıbbi eserleri Yunancadan Süryaniceye ilk çeviren kişi olduğu söyleniyor. Hüsrev onu tüm çevirmenler arasında en bilge olarak görüyordu ve onu sarayda kalması için davet etmesi mümkün.”

Sergius’un Yunancadan Süryaniceye çevirdikleri arasında, Galen’in yirmiden fazla tıbbi eserinin yanı sıra; “Categories of Aristotle”, Porphyry’s Introduction to the Categories and theological works by Pseudo-Dionysius the Areopagite. / Aristoteles’in Kategorileri, Porphyry’nin Kategorilere Giriş ve Pseudo-Dionysius the Areopagite’in teolojik çalışmaları” çevirileri vardı.

Miller’e göre, MS 400’lerde Gundêşapûr dışında herhangi bir yerde hastane yoktu ve buradaki eğitim sisteminden Peygamber Muhammed’in Arap doktoru da yararlanmıştı.

“With the exception of the hospital at Jundi-Shapur, hospitals as we now know them probably were not present prior to 400 AD. / Jundi-Shapur’daki hastane haricinde, şu anda bildiğimiz hastaneler muhtemelen MS 400’den önce mevcut değildi.”

“…In fact Harith bin Kalada, the Prophet Mohammed’s physician, trained at Jundi-Shapur9 / Aslında Hz.Muhammed’in hekimi Harith bin Kalada, Jundi-Shapur’da eğitim gördü”

Nuşêrvan tarafından, tıp ve diğer konularda kitaplar almak için Hindistan’a gönderilen İranlı Doktor Burzuyah, dönüşünde getirdiği birkaç Hint ve Sanskritçe metni Pehlevi diline çevirmiştir. Ayrıca, 550 yılında Nuşêrvan’ın emriyle İlk Uluslararası Tıp Sempozyumu düzenlendi. 500-600’lerde Gundêşapûr Akademisi, antik dünyanın en önemli tıp merkezi olarak kabul edildi. Gundêşapûr ‘un en seçkin doktorları, İranlı Hristiyan iki ailenin üyeleriydi: Buhktishu (Süryanice “İsa’nın kurtardığı”) ve Masuyeh. Bunlardan Buhktishu ailesi, iki yüzyıldan fazla okulda çalıştı. Gundêşapûr Okulu’nun Pehlevice, Yunanca ve Süryanice dillerinde yazılmış birçok kitabı olan bir kütüphanesi vardı.

Masjedi’ye göre, 6. ve 7. yüzyıllarda dünyanın en önemli tıp merkezi olan Gondi-Shapur Kompleks’inde “Tıp, felsefe, teoloji ve diğer bilim alanlarında eğitim yapılmaktaydı…” ve kütüphanesinde 400.000’den fazla kitap mevcuttu. Özellikle tıp merkezinde birçok ülkeden seçkin bilim insanları çalışmaktaydı.

“…Hospital became the most important medical center during the 6th and 7th centuries and attracted many distinguished scientists from Greece, Egypt, India, and Rome./Hastane, 6. ve 7. yüzyıllarda en önemli tıp merkezi haline geldi ve Yunanistan, Mısır, Hindistan ve Roma’dan birçok seçkin bilim insanını cezbetti.”

“… Khosrow Anushiravan added an observatory and a school of sciences to the Gondi-Shapur complex, where they taught medicine, anatomy, dentistry, astronomy, mathematics, philosophy, military commandership, architecture, craftsmanship, agriculture and irrigation, and geometry… /… Khosrow Anushiravan, tıp, anatomi, diş hekimliği, astronomi, matematik, felsefe, askeri komutanlık, mimarlık, zanaatkârlık, tarım ve sulama ve geometri öğrettikleri Gondi-Shapur Kompleksine bir gözlemevi ve bir bilim okulu ekledi…”

Bu ve benzeri diğer açıklamalar, Gundêşapûr’da bir yerleşke ve içinde değişik bilim dallarında eğitim veren ciddi bir kurumun olduğunu, tıp eğitiminin yanında hasta tedavilerinin de yapıldığı anlaşılmaktadır. Aslında kurum günümüz üniversiteleri benzeridir, hatta uluslararası bağlantılarından dolayı şimdiki birçok ülke üniversitelerinden çok daha iyi de olabilir. Ancak o zamanlar üniversite kavramı olmadığı için bu kelimenin kullanılması uygun görülmeyebilir ve “Akademi” olarak değerlendirilebilir. Fakat Dicle ve Fırat Havzalarında Sasani İmparatorluğu döneminde kiliselerce açılmış birçok “Medrese” mevcut olup, sonraları bunlara da o zamanlar bilinen “Akademi” kelimesi yakıştırılmıştır. Toplam 5000 civarındaki her dil ve dinden öğrencisi ile “Gundêşapûr Akademisi” bu medreselerle karıştırılmamalıdır. Gundêşapûr yerleşkesinde ilahiyat eğitimi veren ilahiyat fakültesi benzeri bir yüksekokul da zaten vardı.

Gundêşapûr Bimarestanı’nda çalışan veya yetişen doktorlar arasında, Teodoros, Sergius, Nafi ibn al-Harith, Tribinus, Uranios, Stephen, Borzuya, Buhtishu, Masuyeh, Sabur Ibn Sahl gibi isimler öne çıkar. Bunların bazıları veya akrabaları daha sonra Bağdat’ta kurulan bimaristan’da da çalışmışlardır1.

550-Gundêşapûr Tıp Sempozyumu: Dünyadaki İlk Uluslararası Tıp Kongresi

Gundêşapûr’da Tıp Kongre veya Sempozyumları düzenlendiği ile ilgili değişik iddialar vardır. Cyril Elgood, “Jundi Shapur-A Sasanian University / Jundi Shapur-Bir Sasani Üniversitesi ” başlıklı araştırmasında Nuşêrvan zamanında bir tıp kongresi düzenlendiğini açıklamıştır. Bu görüş başka araştırmacılar tarafından da desteklenmiştir.

“A medical congress held in the University during the days of Anushirvan12…/ Anushirvan günlerinde Üniversitede bir tıp kongresi düzenlendi…” cümlesi ile açıklarken, Nuşêrvan tarafından her yıl Tıp Sempozyumları düzenlendiği de iddia edilmiştir. Dünyadaki “İlk Tıp Sempozyumu” Nuşêrvan tarafından 550 yılında Gundêşapûr’da düzenlenmiş ve kendisi de bizzat katılmıştır.

“…In addition, in 550 AD “the first medical symposium” was held on Anoushiravan’s order… the Gondishapur School was regarded as the most important medical center of the ancient world…/ Ayrıca MS 550 yılında Anoushiravan’ın emriyle “İlk Tıp Sempozyumu” düzenlendi… Gondişapur Okulu, antik dünyanın en önemli tıp merkezi olarak kabul ediliyordu…”

Wiesehöfer13, İmparator Khosrow II’nin emriyle 610 yılında da Gundêşapûr’da bir tıp sempozyumu düzenlendiğini ifade etmiştir.,“… In the twentieth year of the reign of Khosrow II the physicians of Jundaisabur assembled for a scientific Symposium by order of the king13…/ II. Hüsrev’in saltanatının yirminci yılında, Jundaisabur hekimleri kralın emriyle bilimsel bir sempozyum için bir araya geldi…”

McMenemey’e göre, 1865 yılında Paris’teki “3. Fransız Yıllık Tıp Kongresinde uluslararası kongre yapma fikri geliştirilmiş ve böylece 1867 yılında Paris’te ilk “Uluslararası Tıp Kongresi” yapılmıştır. Bu kongreye Belçika, Hollanda, İtalya ve diğer ülkelerden katılım olmuştur. Ancak kongrenin ilk oluşu eksik bilgiden kaynaklanmış olabilir.

“The International Medical Congress of 1867, the first of its kind, was held in Paris from 16-28 August. The idea to hold such a gathering to coincide with the Paris exhibition was advanced by Professor Henri Gintrac of Bordeaux during the third annual French medical convention held in that city in the year 1865…/… Türünün ilki olan 1867 Uluslararası Tıp Kongresi 16-28 Ağustos tarihleri arasında Paris’te düzenlendi. Böyle bir toplantıyı Paris sergisine denk getirme fikri, Bordeaux’lu Profesör Henri Gintrac tarafından 1865 yılında o şehirde düzenlenen üçüncü yıllık Fransız tıp kongresi sırasında ortaya atıldı …”

Bu bilgiler topluca değerlendirildiğinde, Gundêşapûr’ un zaman zaman bilimsel sempozyumlara-toplantılara sahne olduğu kesindir1. Gundêşapûr’ un Hindistan ve Çin ile bağlantıları yanında, gerçekte batının veya Avrupa’nın bir parçası olduğu da kolayca kabul edilebilir ve böylece burada yapılan toplantıların bazıları veya en az birisi uluslararası nitelikte olmalıdır. Bu verilere göre “İlk Uluslararası Tıp Kongresi” 550 yılında Gundêşapûr’da yapılmıştır.

Çok dinli-çok kültürlü ve değişik halkların yaşadığı dönemin en modern şehri Gundêşapûr ‘un 638’lerde Arapların eline geçmesi ile atmosferi tamamen değişmiştir. 762’de kurulan Bağdat ve 800’lü yıllarda Bağdat’ta kurulan Beytül-Hikme ve Bimaristan, Gundêşapûr’dan kalan son çevirmen ve hekimlerden yararlanmış ve kısa süreli de olsa Dicle Havzasında ikinci bir bilim yuvası oluşmuştur…

Gundêşapûr Akademisi, Gundêşapûr Bimarîstanı ve 550-Gundêşapûr Tıp Sempozyumu ile 500’lü yıllarda yapılan bilimsel ve diğer bütün kültürel-sosyal-endüstriyel faaliyetleri ile acaba Gundêşapûr “Bilimin Altın Çağını Başlatan Kent” unvanını hak etmemiş midir?

Not: Makalenin rahat okunması için içindeki kaynak gösterimlerini çıkardık. Makalenin PDF formatına buradan ulaşabilirsiniz.

1. Bahattin Gümgüm, Dicle Havzasında Bilimin Yükselişi ve Çöküşü, e-book, Ocak 2022, lulu.com.

2. Heinz Herbert Schöffler, Gundi-Şapur Akademisi, Çeviren Sedat Umran, Vedii İlmen, Yaba Yayınları, İstanbul, 2008.

3. Robert J. Ruben, Otology at the Academy of Gondishapur 200–600 CE, Otology & Neurotology, Vol. 38, P.1540-1545, 2017.

4. Mohammadali M. Shoja1, R. Shane Tubbs, The History of anatomy in Persia (Review), J. Anat., 210, pp 359-378, 2007.

5. Touraj A. Nayernouri, Iranian Medical Histories and other Essays, Tehran, 2017.

6. Sevan Nişanyan, Sözlerin Soyağacı, Everest Yayınları, 5. Baskı, İstanbul, 2009.

7. Touraj A. Nayernouri, Gondeshapur Revisited; What Historical Evidence?, Archives of Iranian Medicine, 20(4), April 2017.

8. João Alcindo Martins e Silva, The Influence of Gondeshapur Medicine during the Sassanid Dynasty and the Early Islamic Period, Arch Iran Med., 22(9):531-540, 2019.

9. Andrew C. Miller, Jundi-Shapur, bimaristans, and the rise of academic medical centres, J. R. Soc. Med., 99, 615–617, 2006.

10. Mohammad-Hossein Azizi, Gondishapur School of Medicine: The Most Important Medical Center in Antiquity, Arch Iranian Med., 11(1):116 – 119, 2008.

11. Mohammad Reza Masjedi, Academy of Gondi-Shapur, Historical Pie Tanaffos Journal, Vol. 10, 2011.

12. Cyril Elgood, Jundi Shapur-A Sassanian University, History of Medicine 1., Proceedings of the Royal Society of Medicine, Vol. XXXII, pp 1033-1036, 1938.

13. Josef Wiesehöfer, Ancient Persia from 550 BC to 650 AD, Translated by Azizeh Azodi, I.B. Tauris Publishers, London, 1996.

14. W.H. McMenemey, International Congress of Medicine 1867 and Some of the Personalities Involved, The British Medical Journal, Vol. 3, No. 5563, pp. 487-489, 1967.

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.