Bilinmezliğin Verdiği Sancılara…

0 3.836

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

“Beni buraya neden getirdiniz? Kimse yok mu ailemden, siz kimsiniz? Beni burada tutamazsınız…

Evet sizi burada tutamayız, ailenizin veya iyi olduğunuz takdirde kendinizin rızası ile…” diye başlayan bir çoğumuzun günlük yer aldığı diyalogların bir sebebi olmalıydı.

Peki, bu sebepler neler olabilir, ne kadarı çözümlenebilir?

Haydi birlikte düşünelim.

Yoğun bakım denildiğinde genel olarak dört duvar arası, kasvetli, tedirginlik hissi uyandıran ortamlar gibi anlatımlar ile karşı karşıya geliriz. Ve bu genel kanı hasta bireylerin servislere kabulü sırasında iki taraflı, oldukça zorlu bir süreci beraberinde getirir. Zihinsel ya da duygusal zorlanma hissi sonucu kişi o an için normal ve sağlıklı gördüğümüz stres haliyle yanıt verir. Bunun sebepleri ve baş etme yöntemleri ise bireyin hazır oluşluğu ile çözümlenip olumlu şekilde sonuçlandırılmalıdır ki kişinin yaşam kalitesini düşürmesin.

Peki, ne olabilir de kişinin yaşam kalitesi bu denli düşebilir?

İçinizden bazılarının yoğun çalışma koşullarımıza istinaden alışkın olduğu uykusuzluğa dem vurmak istediğini duyar gibiyim. Diğerleri de ne alaka diyor sanırım. Alakası şuradan gelmekte…

Uykusuzluk anlık bir tepki gibi gözüküyor olsa bile stres-uykusuzluk-stres şeklinde kısır bir döngü haline geldiği zaman kabul edersiniz ki işler biraz karışıyor. Kötü bir uyku hâli ya da uyuma güçlüğünün yaşanması diye tanımlanan bu durumun %80’i anksiyete ilişkili bulunmuştur dedikten sonra stres diye bahsettiğimiz bir önceki duruma dönüyoruz ki bunu çözüp kişinin sağlıklı bir uyku döngüsünü tamamlamasını sağlayabilelim.

“Aman efendim, biz size geldik; siz yoktunuz…” diyerek gelen hastanın gidebileceği nerede görülmüştür. Önce hasta yakınının rızası dahilinde otomatik kapılar geçilir. Sonrasında kendisine uygun yatak seçilir -izole oda gerekliliği gibi bir durum mevcut ise- ve çevreye uyumu sağlanır. Bir yerde bilinmezliğin verdiği tüm bu sıkıntılar ancak yeterli ve güvenilir bilgiler ile değişebilecektir ki her ne kadar iş yükümüz fazla bile olsa her bir meslektaşımın çalışmış olduğu birimlerde ekip arkadaşları ile hasta bireylerin ve ailesinin, tam ve doğru bilgiye ulaşmasını sağlamaktan ayrıca memnuniyet duyduğunu belirtebilirim.

Gelelim çalışmış olduğumuz birimlere kabulü uygun görülen hasta bireylerin çalışan kişilere, ortama ve tedavi ile bakıma yönelik karşılaşabileceği problemleri en aza indirgeyebileceğimiz tutum ve davranışlarımıza…

İletişim şeklimiz: Güler yüzüm, tatlı sözüm

Toplumsal olarak amca, teyze gibi akrabalık ilişkileri kuvvetli kişiler olsak da özellikli birimlerde ekstra bir hassasiyet göstermemiz gereken konu kişinin kendi değer yargıları ile bütüncül bir şekilde değerlendirilmesidir. Alternatif tıp diye başlayıp şimdi sıklıkla kullanılan ve dallara ayrılmış olan alan içinden aromaterapi için babaanne ilaçları derlerdi. Bu ilaçlar bir takım fiziksel işlemler sonucu elde edilip hastalara sunuluyordu.

Efsanelere göre Lokman Hekim, bu konuda bitkilerin dilinden anlama ve onları dertlere deva katıp karıştırma ile ün salmıştı. Ve yine bir gün Çukurova’nın çiçekleri kendi aralarında konuşurlarken onlardan duyduğu bilgileri kullanan Lokman Hekim bir ilaç yaptı. Bu ilacın içindeki malzemeleri yazdığı kâğıda bakıp iç geçirirken Ceyhan nehri üzerindeki Misis Köprüsünden aynı kâğıt uçtu gitti. Şimdi bu efsanelerin geçmiş olduğu Anadolu yetiştirmiş olduğu bitkileri ile önemli olmasında ne yapsın. Nesiller nesilleri bu bilgilere bakıp yetiştirirken Mersinli bir teyzemizin kuru üzümü dövdükten sonra baharat ve bal ile karıştırıp ezik, bere ve morluklar için kullanması bizlerin Kondroitin Sülfat içeren kremler kullanıyor olmamızdan farksız sayılmaz. Yani kişilerin bir bütün halinde düşünülmesi yaşayan kültürlerini de kapsar. Bunların yanı sıra hasta birey kendisi ile kurduğumuz iletişimlerde profesyonel yaklaşım sergiliyor olduğumuzu hissetmelidir ve olması gereken hastamızın “Evladım benim şekerim hep bu civarda, iğnelerimi de kontrol etmeden yapıyorum!” demesi değil “Kan şekerim şu aralıkta iken insülinlerimi şu şekilde uyguluyorum, benim için yeterli oluyor.” diyerek doğru bilgi için çabalaması ve düşüncelerini rahatlıkla izah edebilmesidir.

Doğru ve yerinde bilgi paylaşımı

Net cevaplar ile desteklemek suretiyle daima kişinin bilgi eksikliğini telafi ederek aklındaki soru işaretleri en aza indirilmeli ve olası problemlerin önüne geçilmelidir. HT tanısı ile yatan bir hastanın yemeklerin de tadı tuzu yok derken tuzdan ziyade biraz olsun ilgi ve bilgi ihtiyacı olduğunu çoktan fark etmiş olmalıyız diye düşünüyorum. Öyleyse hemen şuracıkta ilk iki maddeyi örneklendirerek konuyu toparlamış olalım.

Ayşe hanım servise kabulü yeni yapılmış ve ağrısı yüzüne yansımış halde ne olup bittiğini anlamaya çalışan bir hastamız olsun. Şu durumda ne yapardınız? Benim içimden “Ayşe Hanım ağrınız olduğunda belirtmenizi isterim. Doktorunuzun uygun gördüğü ağrı kesicinizi uykunuzu rahat alabilmeniz amacıyla gece saatine bırakıyorum.” diye bir ses çoktan Ayşe hanıma bir teklif ile gitmiş bulunmakta ki böyle dediğiniz takdirde Ayşe Hanım sizin teyzeniz bile olsa o an için ortak vermek istediğiniz karara riayet edip olumlu geri dönüşler yapabilecektir.

Her şeyin ardından, hemen sonra başarımızın sevinciyle çay içer misin Ayşe teyze diyebiliriz ki çay veren insan kötü olmazdı hiç…

Müftüoğlu O (2003). Yaşasın Hayat, Doğan Kitapçılık Aş, İstanbul

Turan F.A. (2000). Türkiye’de Halk İlacı Araştırmaları, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.