Bel Fıtığıyla Karıştırılan Ankilozan Spondilit Hakkında Bilinmesi Gerekenler

0 4.337

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Bu yazımda sizlere başlangıcında bel fıtığıyla karıştırılan ve özellikle genç erkeklerde yaygın görülen Ankilozan Spondilit hastalığından detaylı bir şekilde bahsedeceğim. Ek olarak yazı sonunda 3 gerçek Ankilozan Spondilit hastasının hikayesi üzerinden de çıkarımlar yaparak sizlerde farkındalık oluşturmaya çalışacağım.

Ankilozan Spondilit Nedir?

Ankilozan spondilit, bel ağrısı şikâyeti ile karakterize olan sıklıkla omurga ve omurga ile kalça kemiği arasındaki eklemi (sakroiliak eklem) etkileyen ağrılı ve iltihaplı romatizmal bir hastalıktır.

Çok sık karşılaşılmadığından kireçlenme, bel fıtığı ve kemik erimesi ile karıştırılabilir. Fakat kireçlenme ve kemik erimesi yaşlılarda görülürken Ankilozan Spondilit gençlerde görülmektedir.

Bazı vakalarda omurganın öne doğru eğilmesi, kamburlaşması, gibi durumlara sebep olarak iş ve sosyal hayatı olumsuz etkileyen Ankilozan Spondilitin tam olarak sebebi bilinmese de genetik faktörler kaynaklı (HLA-B27) olduğu düşünülmektedir.

Hastalığın seyri kişiden kişiye değiştiği bilinse de (parmak izi gibi bir hastalık) erkeklerde daha sık görüldüğü ve kadınlara göre hastalığın seyrinin daha hızlı ilerlediği bilinmektedir. Bazen ergenlikte belirtileri görülmeye, bazen de genç yetişkinlikte kendini göstermeye başlar.

Başlarda bel ağrısı şikayetleri olsa da iltihabın tüm omurga boyunca ilerlemesinden kaynaklı kalça, sırt, omuz ve boyunda da ağrı ve bu bölgelerde tutukluk yaşanması muhtemeldir. Hastalığın ilerleyen aşamasında omurlar, iltihabın sertleşmesi sonucu kaynaşır, omurgada hareket kısıtlılığı ve ardından öne doğru eğilme görülebilir. Bu bütün Ankilozan Spondilit hastaları için geçerli değildir. Kadınlarda bu durum gözlenmeyebilir, ancak boyun hareketlerinde kısıtlılık yaşanabilir.

Tüm omurga boyunca hissedilen ağrılar (kalça, sırt, omuz ve boyun ağrıları), istirahat halindeyken veya sabahın il saatlerinde artarken, hareket halinde azalır. Bunun nedeni hareketsiz eklemlerin ağrı potansiyellerin artmasıdır. Bu yüzden Ankilozan Spondilit hastaları sabah ilk yarım saat tutukluk yaşayabilir ve ayağa kalktıklarında topuk ağrısı hissedebilirler.

Bazen el, ayak, diz, kalça, omuz eklemlerinde ve göğüs kafesinde ağrı, şişlik görülebilir. Kas iskelet sisteminin inflamatuar (iltihaplı) hastalığı olan Ankilozan Spondilit sistemsel bir hastalık olduğu için bazı vakalarda gözde kızarıklık ve ağrı, iltihaplı bağırsak hastalığı ve böbrek hastalıkları gözlemlenebilir.

Ankilozan Spondilitin Başlıca Belirtileri Nelerdir?

  • 20 yaşından itibaren başlayan bel fıtığı şikayetleri,
  • İstirahat halinde ve uyku sonrası ağrı problemleri,
  • 3 aydan fazla süren şikayetler,
  • Hareketlerin kısıtlanması,
  • Hareketle ağrının azalması.

Ankilozan Spondilit Nasıl Teşhis Edilir?

Ankilozan Spondilit hastalığının teşhisi iyi bir hasta öyküsününün alınmasıyla başlar ve sonrasında detaylı genetik taramalar yapılır. Sonrasında ise radyolojik görüntüleme ve laboratuvar testleri yapılmaktadır.

Hareket kısıtlılığı testleri ise Ankilozan Spondilit hastalığının teşhis edilmesinde büyük önem arz etmektedir.

Hareket Kısıtlılığı Testleri

  • Nefes alıp verme sırasında göğüs hareketlerinin normal olup olmadığı değerlendiriliyor.
  • Omur ve bacak eklemlerinin durumu inceleniyor.

Ankilozan spondilit ömür boyu devam eden ve kesin tedavisi olmayan bir hastalıktır. Bu yüzden tedavi ile şikayetlerin (ağrı ve iltihaplanmanın) azaltılması, geriletilmesi ve yaşam kalitesinin arttırılması amaçlanır.

Uzman hekim tarafından düzenlenen ilaç tedavisi ve fizyoterapist ile yürütülen egzersiz programları bu yöntemler arasında gösterilebilir.

Ayrıca iltihabı arttırıcı yiyeceklerden kaçınmak (şekerli, aşırı tuzlu besinler, alkol, et, yağlı yiyecekler vs.) bunlar yerine omega-3 ten zengin gıdalar, meyve ve sebzeler, kalsiyum ve D vitamininden zengin gıdaların tüketilmesi yapılabilecekler arasındadır.

Ankilozan Spondilit Tedavisinde Hedefler

  • Hareket kabiliyetinin yitirilmemesi veya geri kazanılmaya çalışılması,
  • Kuvvet ve dayanıklılığın artması,
  • Postürün devamlılığının sağlanması veya iyileşmesi,
  • Kas esnekliğinin arttırılması.

Ankilozan Spondilit hastalarında verilen ilaçların düzenli kullanılmasının yanı sıra kişiye uygun olarak düzenlenen egzersiz programlarına uyum sağlamak çok önemlidir. Düzenli egzersiz ile eklem hareket açıklığı korunarak kasların güçlenmesi sağlanır.

Ankilozan Spondilit Hastalarının Egzersiz Sırasında Dikkat Etmesi Gerekenler

  • Akut atak sırasında egzersiz yapmayalım.
  • Egzersiz sırasında ağrı artıyorsa programın bize uygun olmadığını belirtip değiştirelim.
  • Ani ve sert hareketlerden kaçınalım.
  • Önerilenden daha uzun süre egzersiz yapmayalım.

UNUTMAYALIM!

Ankilozan spondilit kronik bir hastalık olsa da bu hastalığın erken tanı, uygun tedaviyle, yüksek moral motivasyon ve aktif-üretken bir yaşam sürme isteğiyle yaşam kalitemizi bozmasına izin vermemek bizim elimizde.

Ankilozan Spondilit Hasta Hikayeleri

Hadi gelin 3 Ankilozan Spondilit hastası bireyin hikayelerine ve her bir hikâyeden çıkarımlara bakalım.

H.U. 43 yaşında, İzmir

Ergenlik döneminden itibaren hastalık belirtileri görülmeye başlandı. Hareketsizliğin ardından tutulmalar yaşıyordum. Ama bunlar adı konulmamış süreçlerdi. 2013 yılında Ankilozan Spondilit tanısı konuldu. Ankilozan Spondilit tanısı olan (HLA-B27) genini taşıdığım araştırmalar sonucunda anlaşıldı. İleri boyutta bir Ankilozan Spondilit hastası olmama, iltihaplar artık kemikleşme boyutuna ulaşmasına rağmen kamburlaşma olmadı. Ama bu risk beni yine de korkutuyordu. Fakat sonra sporu hayatıma girdirdiğim anda pozitif bir rüzgâra kapıldığımı hissettim. Benim ilacımın egzersizler olduğunu düşünüyorum. Düzenli olarak yüzüyorum. Başlarda kafasını suya bile girdiremeyen ben şimdi serbest, sırtüstü, kurbağa stili yüzebiliyorum. Belki de duruş bozukluğu yaşamamamın sebebi budur.

ÇIKARIM: Ankilozan Spondilit için bir tedavi yöntemi de olan düzenli egzersizin bu hastaların yaşamını daha aktif hale getirdiği çok açık. Hastalığı hayatımıza katmayı ve onunla yaşamayı öğrenmek psikolojimize iyi gelecektir.

M.V.S. 40 yaşında, İzmir

İlk belirtileri 2002 yılında yaşamaya başladım. Gece uykudan uyandıracak kadar bel ve sırt ağrısı şikayetiyle hastaneye gittim ve bel fıtığı tanısı konuldu. Verilen ilaçlar ağrılarımı kesmedi. Bir gün evde televizyon izlerken bir TV programında elinde omurga ile konuşan bir doktor gördüm. ‘Bu hastalık bel fıtığıyla karıştırılıyor’ cümlesini duydum televizyona kitlendim hemen. Ankilozan Spondilit dedi, belirtilerinden bahsetti bende hemen birkaç araştırma yaptım ve romatoloji uzmanı ile görüştüm, tekrar şikayetlerimi anlattım, radyolojik görüntülemeler istedi ve sonucunda Ankilozan Spondilit tanısı koydu. Tedavi sürecim başladı. Hastalığı yaşamıma katarak, tedavi ve kontrollerimi aksatmadan, aktif olarak iş ve sosyal hayatıma devam ediyorum.

ÇIKARIM: Araştırmacı olmalı, vücudumuzun söylediklerine kulak vermeliyiz.

K.Ö. 50 yaşında, Diyarbakır

1993 yılında sol ayağımda başlayan ağrı şikayetiyle hastaneye gittim. O zamanki koşullarda ne olduğunu bulamadılar ve ağrı kesici verdiler. Ağrılarımda biz değişme olmadığı için 2-3 ay sonra aynı şikâyetten tekrar doktora başvurdum bu defa bel fıtığı teşhisi koydular. 6 ay sonra ağrı şikayetiyle tekrar gittiğim hastanede omurilikte daralma var, ameliyat olman gerek sözleriyle geri döndüm. 6 yıl sonra (yıl 2000) eğilme(kamburlaşma) başladı. Bu süreç beni çok yıprattı ama vücudum imkân verdiği sürece çıkıyorum, yürüyüş yapıyorum. Hayattan kopmamaya çalışıyorum.

ÇIKARIM: Erken teşhis ve tedavi her hastalıkta olduğu gibi Ankilozan Spondilit hastaları için de çok önemli.

Çeliker, R. (2000). Ankilozan Spondilit: Klinik Özellikleri. Romatizma, 15(1), 15-21.

Elbey, B. (2015). Ankilozan Spondilitli Hastalarda Güncel Tedavi Yaklaşımları. Dicle Tıp Dergisi, 42(1), 123-127.

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.