Bel Ağrılarında Geleneksel Yöntemler

0

Bel ağrısı; insanın ömründe en az bir kez karşılaşabileceği ve günlük hayatımızı doğrudan etkileyen bir sağlık sorunudur. Ancak bazılarımız için süreklilik arz eden bir durum olabilir ve ağrıların sık tekrar etmesi baş edilmesi zor bir hal alabilir. Çalışma hayatını engellemesi bir yana bazen kişisel ihtiyaçlarımızı bile karşılamamıza engel teşkil eder.

Bel ağrılarının nedenleri bu bölgenin anatomik yapısını oluşturan dokulara göre değişebilir. Omurganın bel bölgesinde kemikler, kaslar, bağlar (ligamanlar), eklemler, kıkırdak dokular ve disk olarak adlandırılan omurlar arasındaki destek dokuları bulunmaktadır. Yukarıda saydığımız yapıların birinde veya tümünde ağrıya neden olabilecek sorunlar oluşabilir. Bel kayması, bel fıtığı, romatizmal hastalıklar, omurga ve omurilik tümörleri gibi “hastalık” olarak tanımladığımız durumlar dışında sadece belin kötü kullanımı ve yaş nedeniyle ortaya çıkabilen ağrı sebepleri de mümkündür. İşin karmaşık olan yanı ise zorlamaya bağlı ağrı gibi en makul durumdan, omurilik tümörü gibi kötü bir hastalığa kadar aynı başlangıç belirtilerini gösteriyor olmasıdır; “bel ağrısı”…

İşte tıbbi bilgiye ve uzman değerlendirmesine burada fazla iş düşmektedir. Hekim hastasının şikayetlerini dinlemeli, muayenesini yapmalı ve gereksinim duyduğunda tetkik etmelidir. Tedavi planlaması ancak bu şekilde doğru yönde ve olması gerektiği biçimde sağlanabilir.

İnsanlar sadece günümüzde bel ağrısı çekmiyorlar. Bundan bin yıllar öncesinde de insanların beli ağrıyordu. Hatta daha fazla ağrıyordu. Çünkü modern arabalarla değil, at sırtında seyahat ediyorlardı. Bedensel çalışma daha ağırdı, elektrik süpürgesi yoktu mesela. Dolayısıyla hastalıkların tedavisi için yüzyıllardan beri aktarılan bilgilerin ışığında günümüze kadar gelmiş geleneksel yöntemler de halen vardır. Modern tıp bunların bir kısmını geliştirilerek kullanmaya devam etmektedir. En güzel örnek “bel çekme”, “balmumu ile sarma” gibi yöntemlerdir. Bunlar ve daha birçok yöntem geliştirilerek halen fizik tedavi seanslarında bilinçli eller tarafından kullanılmaktadır.

600 yıl önce Anadolu’da ünlü hekim Şerafettin Sabuncuoğlu geçmeyen şiddetli siyatik ağrıları için sinirleri kızgın demir ile dağlıyor ve ağrıyı dindiriyordu. Biz bugün siyatik sinirin tamamını dağlamıyoruz ve bunun için kızgın demir kullanmıyoruz. Ama belin bozulan eklemlerinin yarattığı siyatik ağrısını dindirmek için radyo dalgalarından faydalanarak ağrının kaynağında dağlama işlemi yapıyoruz. Sıkışan sinirin altındaki fıtık parçasını endoskop veya mikroskop altında alarak ağrıyı dindirebiliyoruz. Eklem kilitlenmesi ve kaslardaki spazm gibi durumlarda hastaya elle uygulanacak bazı hareketler ile hızlı sonuç alabilmek mümkün olabilir ancak bu kısa süreli mutluluğun oradaki dokuların kalıcı hasar görme riskini de içerdiği unutulmamalıdır. Nasıl ki elinizde oluşan bir yara 7-10 günden önce iyileşemiyorsa belinizde olan ağrı da iyileşmek için zamana ihtiyaç duyacaktır. Çünkü ağrı bir uyarıcıdır, bedenimiz bize mesaj vermektedir ve ağrının geçmesi her zaman hastalığın düzelmesi demek değildir. Bazı şeylerin hemen olması doğru olduğu anlamına gelmemektedir.

Günümüzde çok büyük bir bel fıtığını basit ilaçlarla tedavi edebilirken, küçücük bir fıtığın ise acilen ameliyatla alınması gerekebilir. Bu kararı verebilmek doğru muayene ile hastayı değerlendirecek hekime aittir. Omurilik içinde çok ağrı yapan bir fıtık parçası bele ve bacaklara yapılacak bazı zorlayıcı hareketlerle yerinden oynatılıp ağrının geçmesi sağlanabilir. Ancak bu hareketler çok ciddi sakıncalarda doğurmakta ayaklarda kuvvet ve duyu kayıpları oluşabilmektedir. Ne yazık ki bu durumların çoğu suçluluk psikolojisiyle hastalarımız tarafından saklanmaktadır.

Omurga ve omurilik hastalıklarının büyük bir kısmı dejeneratif (eskime-yıpranma) gibi nedenlerle oluşan rahatsızlıklardır. Bu nedenle hekim olarak hastalarımıza mucize vaat etmemiz mümkün değildir. Ancak yıllardır süregelen bilgilerimiz ve cerrahi deneyimlerimiz ışığında sizler için en doğruyu yapmaya devam edeceğiz.


ŞERAFETTİN SABUNCUOĞLU (1386-1470)
SİYATİK SİNİRİN DAĞLANMASI

ŞERAFETTİN SABUNCUOĞLU (1386-1470) TRAKSİYON (BEL ÇEKME) UYGULAMASI

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.