Başlangıcından Günümüze Covid-19 Güncesi – 25

0

Merhabalar,

Artık her yazıdan yazıya iki üç milyon daha fazla vaka oluyor dünyada. Öylesine hızlı değişiyor ki iki gün önce yazdığınızın pek bir hükmü kalmıyor. İşin nereye gideceğine dair tevatür muhtelif. Salgının bir sonraki kış aylarında sonlanacağını iddia edenler olduğu gibi, 2023 yılına kadar ömür biçenler de var. Daha önce bahsettiğim gibi ezber bozan bir salgınla karşı karşıya olduğumuzdan, daha doğrusu ezber bozan bir dünyadaki salgınla uğraştığımızdan, bu tahminlerin hepsinde gerçeklik payı olabilir. Bu gün bu gidişi etkileyebilecek olaylarla ilgili saptamalar yapalım.

Ülkelerin eş zamanlı olarak bir kapanma eylemine giremeyeceğini ve ekonomik kaygılarla hareketliliğin önlenemeyeceğini artık anladık. Anlaşılan o ki önlemlerle salgının hızını kesebiliriz, ancak sonlandıramayacağımız kesin gibi.

Bugün itibariyle 55 milyonun üzerinde vaka oluştu. Her ne kadar dünya nüfusu sekiz milyarlarla ifade edilse de salgın riski açısından öncelikli bölgeler sırayla metropoller, büyük kentler ve kentsel nitelikli yerleşimler. Bunlar içinde de yine sosyo-ekonomik açıdan daha olumsuz özelliklere sahip bölgeler. Büyük kentlerde kent içi hareketlilik önlenemediğinden başta yoksul semtleri tutan hastalık, kolayca diğer bölgelere yayılabiliyor. Dünya’da bu özellikteki büyük kentlerde, örneğin Manaus, Mumbai, hastalık geçirme hızları oldukça yüksek sayılara ulaştı ve salgın kendi kendini sınırlayan bir yapıya kavuştu. ABD’nin büyük kentleri ve Avrupa başkentleri de bu seyre aday bölgeler arasında. Ülkemizde de İstanbul’u bu seyre en yakın kent olarak değerlendirmek yanlış olmayacaktır.

Salgında genel geçer bir doğru olarak “gerçek vaka sayısı saptadığınızın on katıdır” diye bir söylem var. Bu söylemin en büyük aktörleri belirtisiz enfeksiyon geçiren kişiler. Bu kişilerle ilgili en kritik kuşku ise belirtisiz olduklarından dolayı düşük virüs yüküne sahip olma, düşük virüs yüküne sahiplerse düşük immün yanıt verme olasılıkları. Yani virüse karşı yeterli miktarda ve uzun süre koruyacak bir antikor düzeyine ulaşamamaları. Böyle ise insanlar bir yandan hastalanıp hastalığa bağışık hale gelirken, öte yandan pek çok belirtisiz hastalık geçiren kişi yeniden hastalığa hassas hale dönüyor demektir. Bu da hastalığın yaygınlıktan dolayı kendi kendini sınırlandırmasını güçleştirecek ve öteleyecektir. Belirtisiz kişilerden kimse haberdar olmadığından bu kuşkunun yanıtı şimdilik gri alandadır.

Yine de somut bir bilgimiz olmamakla beraber, bazı ülkelerde yapılan antikor taramaları belirtisiz kişilerin de yeterli miktar ve sürede antikor taşıdığını hissettiriyor. Şayet bu doğru bir saptama ise metropoller ve büyük kentlerde salgının kendini sınırlamaya başlaması yakın bir gelecekte söz konusu olacaktır ki bu deneyimi yaşayan kent sayısı giderek artmaktadır.

Aşıların kullanıma girmesi, her ne kadar mutasyonlar nedeniyle etkilerinin sınırlı kalabileceği kuşkularını barındırsa da bu sürece olumlu katkıda bulunacak ve süreci hızlandıracaktır. Tüm dünyada homojen bir aşılamanın kısa sürede yapılamayacak olması, buna karşılık ülkeler arası ve ülkelerde kentler arası hareketliliğin önlenememesi ise bu süreci yavaşlatacak, geciktirecektir.
Diğer önlemler vaka sayılarında azalma yaratması ve sağlık sisteminin yükünü azaltması açısından önemlidir. Öte yandan küresel olarak, en azından ülke bazında çok katı eş zamanlı önlemler almadıkça bu salgının sonlandırılamayacağı artık anlaşılmış gibidir.

Virüsün olumlu anlamda mutasyona uğrayarak hafif hastalık yapan veya güç yayılan bir kimliğe bürünmesi de her an gerçekleşme olasılığı olan, ancak geciktikçe tatlı bir düş tadına dönüşen bir beklentidir. Ancak bu özellikteki virüsün mevcut virüsün yerini almasının da zamana muhtaç olacağı unutulmamalıdır.

Sağlıkla kalın.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.