Başlangıcından Günümüze Covid-19 Güncesi – 37

0

Bir salgının yıldönümü.

Merhaba,

Geçtiğimiz yıl bu zamanlar Çin’de ortaya çıkan ve dünyanın tedirginlikten çok ilgiyle izlediği bir salgın vardı. İlerleyen günlerde bu ülkede, o güne dek sinema filmlerinde izlediğimiz, dünyanın kalan kısmında da endişe yaratan görüntüler ortaya çıktı. Herkes salgının Çin ile sınırlı kalacağını düşünüyordu. Tuhaf beslenme alışkanlıkları olan, milyonlarca kişinin içi içe yaşadığı ve gelişmiş dünya tarafından hala yoksul olarak algılanan bu ülkede salgın hastalık olağan görülmüştü sanki. Ancak Çin eski Çin değildi ve salgının parlamaya başladığı günlerde milyonlarca Çinli, eğitim, turizm ve iş yaşamı nedeniyle dünyada hareket halindeydi. Avrupa’da ve ABD’de salgın bu kişilerin hareketliliği ile başladı.

Çin kendini çok sert önlemlerle kısa sürede kontrol altına aldı. Bu dönemde salgın kendini çok da ciddiye almayan Avrupa ve ABD’de yayıldı. Sayılar yükselip, ölümler artmaya başlayınca gelişmiş dünya kendini kısıtlamaya ve hareketliliği azaltmaya çalıştı. Sınırlar kapandı, seyahatler yasaklandı, insanlar evlerine kapandı. Bu önlemlere ilk tepkiyi tekrar kendine gelme şansı bulan ve canlanan doğa verdi. Ancak yaşamı şekillendiren sosyal ve ekonomik düzen kapanmaya uygun değildi. Ülkeler, sayıların biraz kontrol altına alınmasıyla bir iki ay içinde tekrar eski yaşam tarzlarına dönmeye başladılar.

Yüz yıl önce dünyayı saran İspanyol gribi de benzer bir seyir izlemiş, ancak ilkinden bir süre sonra çok daha büyük bir dalgayla dünyayı perişan etmişti. Kimse aynı senaryonun tekrarlanabileceğini düşünmek istemedi. Yaz mevsiminin etkisiyle yaşam alabildiğince serbestleşti. Sonbahar aylarına gelindiğinde aynı yüzyıl önce olduğu gibi, salgın beş altı kat büyüklükte bir dalga ile yeniden tüm dünyayı sardı. Salgın yerküre üzerinde sürekli gezinti halinde idi. Bir ülkeye ya da bölgeye giriyor, kırıyor, yeterince vaka oluştuktan ve insanlar kendilerini korumaya aldıktan sonra soluyordu. Salgının hafiflemesini zafer gibi görüp gevşeyen ülkeler ise salgına yeniden davetiye çıkarmaktan başka bir şey yapmıyorlardı.

Bu hengâme içinde bugünlere gelindi. Toplam olgu 100 milyona yaklaştı, ölümler 2 milyonu aştı. Belirtisiz enfeksiyonların olgu sayısının on katı olduğundan söz ediliyor. Pek çok ülkede nüfusun yüzde 30’undan fazlası enfeksiyonu geçirdi. İşin kötü tarafı hastalık kalıcı bir bağışıklık bırakmıyor ve virüs iyi yönde bir mutasyona uğrayana kadar salgını söndürmek mümkün görünmüyor. Şu an tek bir silah var; aşı.

Hastalığın tedavisi henüz bulunmuş değil. Salgını sonlandırmak için aynı zaman diliminde nüfusun %60-70’nin bağışıklanması veya hastalığı geçirmesi gerekiyor. Bugünler yakın zaman diliminde hastalığı geçiren kişi sayısının oldukça fazla olduğu günler. Etkili bir aşılama programıyla salgının beli kırılabilir. Yaklaşık bir aydır pek çok ülkede aşı programları başlatılmış durumda. Ancak, bir iki ülke dışında süreç çok yavaş ilerliyor (Şekil). Bu hızla salgını kontrol altına almak çok kolay olmayacak. Önümüzde birkaç yıl sürecek, sürekli bir aşı uygulaması var gibi. Kişiler bu dönemde birden fazla döngüde aşılanmak durumunda kalabilir.

Bu salgın en büyük zararı pek çok diğer hastalık gibi daha düşük eğitimli ve yoksul insanlara verdi. Bütün ülkelerde ve bölgelerde bu kişiler daha çok hastalandı ve öldü. Birleşmiş Milletler, Dünya Sağlık Örgütü ve ülkelerin sağlık otoritelerinin böyle bir salgına hazırlıklı olmadığı ortaya çıktı. Dünyanın ekonomik düzeninin ve uygulanan politikaların insan sağlığı tarafında yer almadığı bir kez daha anlaşıldı. Modern yaşamın doğa karşısındaki aczi belli oldu. Virüs salgınları bitmeyecek. İnsana ve doğaya saygılı bir yaşam tarzı ve hastalıkla eş zamanlı küresel mücadele edebilecek organizasyonlar gerekli. İnsanoğlunun bu deneyimden aldığı ders gelecek salgınların akıbetini belirleyecek.

Sağlıkla kalın.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.