Başlangıcından Günümüze Covid-19 Güncesi – 29

0 3.546

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Merhabalar,

Yine sezgilerle dolu bir yazı olacak gibi. Dünya nefesini tutmuş aşıların uygulamaya girmesini bekliyor. Bu arada sahneye çıkmış aşılardan da aşı beğenme yarışı devam ediyor. Bugünlerde aşılar salgının sonlanması için neredeyse tek umut.

Ancak acaba aşılar gerçekten bu salgını sonlandırabilecek mi?

Toplumun %60’ını aşılamak bu derde deva olabilecek mi?

Değişik bir bakış açısıyla tartışalım.

İlk sonuçlardan sızan bilgilere ve beklentilere göre, tüm aşıların bireylerin hastalanmasını başarıyla engelleyeceği, ya da hastalığın ağır formlara ilerlemesini önleyeceği görülüyor. Ancak buna karşın hastalıktan korunan kişinin taşıdığı virüsü yaymasına engel olmada çok başarılı olmadığı söyleniyor. Yani aşı hastalıktan koruyor ancak virüs yayılmaya devam ediyor.
Toplulukların yüzde 100’ünün eş zamanlı aşılandığı bir ortamda bu bir sorun oluşturmaz. Her ne kadar mantıksal olarak aşılanmış kişilerde virüsün bağışıklık sistemince kontrol altına alınmasından dolayı başka kişilere bulaşma yeteneğinde bir sınırlanma beklense de, bu konuda aşı üreticileri çok ihtiyatlı ve henüz olumlu bir şey söyleyemiyorlar.

Şöyle bir sorunla karşı karşıyayız. Salgının birinci dalgasında hastalanan kişilerin bağışıklığı sonlanmış olabilir. Diğer dalga Ekim ve Aralık arasında çok fazla vaka üretti. Bu kişilerin bağışıklığı genel olarak sürmekle birlikte üç dört ay sonra azalabilir veya ortadan kalkabilir. Oluşan bağışıklığın gücünü ve süresini henüz bilemiyoruz. Bu olasılık gerçekleşirse dünyadaki tüm insanların aşı gereksinimi olacaktır ve bugüne kadar oluşmuş seropozitivitenin kitle bağışıklığı açısından etkisi sınırlı kalacaktır.

Üretilen aşı sayısı sınırlı olduğundan geniş kitlelerin aşılanmasının en az bir yıl gibi bir süre gerektirdiğinden söz ediliyor. Bu da sürecin başında aşılanan kişilerin sürecin ortasından itibaren bağışıklığının azalması gibi bir sonuç doğuracak. Bu durumda dünya üzerinde her zaman büyük bir nüfus enfeksiyona karşı hassas kalacak. Aşının yayılımı engellemedeki açığı da düşünülürse, enfeksiyonun yayılımı önlenemeyecek. Yayılma belki yavaşlayacak, ancak bulaşma devam edecek. Olabildiğince eş zamanlı olmadıkça toplumların %60’ının aşılanması da bu sorunu ortadan kaldıramayabilir. Yani salgını sönümlendirmede yetersiz kalabilir. O ana kadar toplumun yüzde 60’ını aşılamış olabilirsiniz ancak bu aynı anda toplumun %60’ında bağışıklık oluştuğu anlamına gelmez.

Dünya nüfusunun büyük çoğunluğunu kısa bir süre içinde aşılayabilseydik, bu salgını sonlandırabilirdik. Ancak bu koşullarda plansız bir aşılama çalışmasının etkileri sınırlı kalacaktır. Öncelikle her bir aşının oluşturduğu bağışıklık süresini saptamak, bu süreyi dolduran kişilere “tekrar” aşılarının düzenli olarak yapılması gerek. Bunun için de öncelikle yeterli aşı üretimi ve dağıtımına ihtiyaç var. Ardından kapsamlı bir kayıt sistemi ve bireysel takip gerekiyor. Bu yolla toplumlarda hassas kişi sayısını minimuma indirmek şart. Aşıların eczanelerde satılıp, isteyenin keyfi olduğunda aşı yaptıracağı bir ortamda salgını yenmek zor.

Demem o ki, aşı kısa zamanda pandemiyi kökten çözecek bir enstrüman değil henüz. Aşıyı bulduk ancak şimdi çok organize bir uygulama sürecine gereksinim var. Bu arada da bireysel ve merkezi önlemlerin sürmesi gerekiyor. Daha alınacak yol var.

Sağlıkla kalın.

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.