Bağışıklama Ve Sürü Bağışıklığı Hedefinde İşler Karışıyor Mu?

0 6.362

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Merhaba,

Kuzey yarımküre kışa girerken, iki doz mRNA aşılarının etkinliğinin düşme sürecinin de başlaması salgının seyri konusunda soru işaretleri oluşturuyor. Dünya nüfusunun henüz %38’i tam doz aşılanmış durumda. Gelişmiş ülkelerde bu oran %60-80’ler arasında. Aşılanma hızları istisnasız bütün ülkelerde düşmüş durumda. Küresel günlük yeni vaka sayıları düşme sürecinin sonuna gelmiş gibi. Yeni bir dalga söz konusu olabilir.

Salgına karşı başarı elde etmenin yolu dünya nüfusunun kısa sürede büyük çoğunluğunun aşılanması idi. Bu başarılamadı. Sürecin uzaması salgının yaşlılardan yetişkinlere, onlardan gençlere ve çocuklara doğru yayılmasına yol açtı. İsrail’de 0-19 yaş vakalar tüm vakaların %60’ına dayandı. Vaka sayılarını bir türlü düşüremeyen Birleşik Krallık’ta da benzer durum söz konusu. Yani salgın özellikle aşısız kitleler arasında yayılmaya devam ediyor.

Ancak bu sürecin de sonu yakın olsa gerek. Çünkü hem hastalık gençler ve çocuklar arasında çok yayıldı hem de artık daha önce aşılanmış ancak aşının etkinlik sürecinin sonuna gelmiş yeni bir hassas kitle oluşmaya başladı. Bu kitle de aşılamaya ilk başlanan ileri yaşlı kişilerden başlayarak orta yaş grubuna doğru uzanabilir. Yani “aşısızların salgını” süreci devam ederken, “ aşılarının miadı dolmuşların salgını” başlayabilir. Delta varyantı hakimiyetindeki bu dalga ölümlerde istenmeyen artışlara gebe kalabilir.

Farklı ülkeler ve bu arada ülkemizde de 3. doz aşılara başlama kararları alınırken, bu konuda şu anda yol almış tek ülke İsrail. Özellikle ileri yaşlarda %80’in dolayında nüfusa 3. doz mRNA aşılarını yapmış durumda. Orta yaşlarda da oranlar %60’ların altında değil (Şekil). İsrail’deki gelişmeler 3. doz mRNA aşılarının etkinliğinin süresinin ne olacağı konusunda bize öncül bilgi verecek ve yol gösterecek.

Diğer ülkelerde karmaşık bir dağılım var. Hiç aşı yaptırmayanlar, tek doz aşı yaptırıp ikinciyi olmayanlar, iki doz inaktif aşı olup hatırlatma dozunu almayanlar, tüm dozlarını yaptırdıkları halde aşının etki göstermediği kişiler ve yine tüm dozlarını yaptırdıkları halde zaman içinde bağışıklık düzeyi azalanlar. Bu grupların her biri virüse karşı az ya da çok hassas hale gelecekler. İleride bu gruplara 3. doz mRNA aşılarını yaptırmayanlar da eklenecek.

Önümüzdeki aylarda bir kaos hâkim olacak gibi görünüyor. Kitlesel bağışıklama programlarını yönetmek daha da güçleşecek ve karmaşıklaşacak. Bu karmaşa içinde salgını sonlandırmayı amaçlayan bir toplumsal mücadeleyi sürdürmek ve sürü bağışıklığını sağlayıp sürekliliğini sağlamak çok güç olacak. Bireysel korunma, bireysel bağışıklığı yüksek tutma, aşı yaşının düşürülmesi ve bireylerin ek aşı dozlarını zamanında alması salgının seyrinde belirleyici olacak.  Şu an bireysel korunma önlemleri ne yazık ki salgınla mücadeleye hizmet etmekten çok uzakta.

Öte yandan Avrupa’da kimi ülkeler artan vaka sayılarının etkisiyle tekrar maske zorunluluğu ve benzeri önlemlere geri dönmeye başladı. Ancak dönemsel ve kısmi mücadelelerle salgına karşı yol almanın mümkün olmayacağını öğrendik. Çalışma hayatı, eğitim ve toplu taşıma bu şekilde devam edecekse aşıdan başka tutunacak dal görünmüyor.

Dün sayın Sağlık Bakanı aylardır süren söylemini değiştirerek üstüne basa basa “ Tablodaki aşı oranları bizi yanıltmamalı, 84 Milyon içindeki karşılıklarını dikkate almalıyız. Bir doz aşı olanların tüm nüfusa oranı %67,2’dir. İki doz aşı olanların oranı ise sadece %59. Toplumsal bağışıklığı sağlayabilmek için bu oranın %70’in üzerine çıkarılması gereklidir” dedi.

2 Eylül tarihli (Alakarga dergisinin 6 Eylül baskısı) yazımda vakaların 0-19 yaş grubunda giderek arttığını vurgulayarak “ Bu durumda ülkemizde olduğu gibi sadece yetişkin nüfusun %78’ini tek doz, %60’ını tam doz aşıladık gibi açıklamalarda bulunmak son derece anlamsız bir yaklaşım. Şayet hastalık her yaş grubunda görülüyor ve yayılıyorsa aşılama oranları tüm nüfusa göre verilir. Buna göre Türkiye’de tek doz aşılı oranı %57, tam doz aşılı oranı %44’tür. Yolun henüz ortasındayız ve bu gerçekle yüzleşip daha fazla çabalamalıyız. Yüksek oranlar vermenin aşı olmayanlarda azınlık hissi yaratıp, onları motive edici olumlu psikolojik etkileri olduğu kadar, hastalık riskinin azaldığı duygusuyla rahatlığa sevk edecek olumsuz etkileri de vardır. Ayrıca insanlar bu kadar yüksek aşı oranlarına rağmen neden hala bu kadar çok hastalık veya ölüm görülüyor diye de düşünüp aşıya inançlarını yitirebilirler.” ifadelerini kullanmışım.

Aşı oranlarındaki hızlı azalma yetkilileri doğru yola sevk etmiş. Ancak bu arada kış öncesi çok önemli iki ay da yeterince değerlendirilememiş.

Sağlıkla kalın.

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.