Aşırı Düşünme (Overthinking) Sendromuna Yakalanmış Olabilir Misiniz?

0 237

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Merhaba,

Bu yazımda Covid19 pandemisinin etkileriyle çağımızın sorunu haline gelen aşırı düşünme İngilizce adı ile overthinking’den bahsedeceğim.

Aşırı Düşünme Nedir?

Aşırı Düşünme yani Overthinking, geçmişe veya geleceğe dayalı bir konu üzerinde oldukça fazla ve çok uzun süre düşünme anlamına gelmektedir. Bu durumda düşünme, kontrolsüz bir hal almakta ve kişiye zarar verecek boyuta ulaşmaktadır.

Düşünme eylemi, insanları diğer canlı varlıklardan ayıran en önemli özelliktir. Aşırı düşünme olayı basit bir rüzgârı bile kafamızın içinde kasırgaya çevirebilir. René Descartes, “Düşünüyorum, öyleyse varım.” derken, Bertrand Russell bu konuya farklı açıdan değinerek; “Çok düşünmek, hiç düşünmemekle aynı şeydir.” der.

Aşırı Düşünme (Overthinking) Sendromunun Belirtileri Nelerdir?

  • Her şeyi en ince ayrıntısına kadar hesaplama
  • Geçmişte yapılan/yaşanılan olaylarda sürekli takılı kalma
  • Geçmiş için; şöyle olmamalıydı, keşke bunu böyle yapsaydım, keşke o an şunu da söyleseydim, bunu neden yaptım tarzı cümleler kurma
  • Gelecek için; ya şöyle olursa, ya böyle olursa, ya bu sorun karşıma çıkarsa, ya gücüm yetmezse, ya en sevdiklerim ölürse tarzında senaryolar üretme ve o senaryolar kesinlikle gerçekleşecek/gerçekleşiyor gibi davranma
  • Saatlerce olmayacak şeyler üzerinde plan yapma
  • Başka insanlara ait düşüncelerin kişiyi endişelendirmesi
  • Geçmişte yaşanılan utanç verici anların kişinin kafasının içinde tekrar tekrar yaşanması

Aşırı Düşünme (Overthinking) Sendromu Nasıl Tedavi Edilir?

  • Kişi monotonluktan kurtulmalı, zihnini yeniliklere açmalı ve yeniliklerle zihnini yormalı
  • An’a odaklanmalı
  • Kişi, zihnini oyalayacak faaliyetlerde bulunmalı
  • Kişi bu durumu kabullenmeli, farkında olmalı ve kendini bu konu hakkında gözlemlemeli. Neyi, ne kadar süre düşündüğünü hesaplamalı
  • Düşünce hali geldiğinde düşünülenleri kâğıda yazmalı
  • Kişi, fazla düşünmenin bedeninde yol açtığı sorunları incelemeli. Fazla düşünme kişiyi strese sokmakta ve bu durum baş ağrısına, nefes problemlerine, bağırsak problemlerine, uyku bozuklukları gibi fiziksel sorunlara sebep olmakta
  • Düzenli egzersiz yapılmalı
  • Kişi; kendisine, ailesine, kariyerine veya geleceğini olumlu etkileyecek farklı bir duruma yönelmeli
  • Kişi kendisine çözüm odaklı sorular sormalı. “Ben bu noktadan diğer noktaya nasıl geçebilirim?” gibi
  • Yeni ve güvenli bir sosyal ortama katılmalı
  • Kitap okumalı
  • Kişi fazla düşünmek için kendisine zaman ayırmalı. Örneğin 30 dk gibi. Belirlenen zaman dilimi bittikten sonra kendini kontrol altına almalı ve sonraki zaman dilimine kadar kendini yönetebilmeli.

Son olarak;

Aşırı düşünme hali geldiğinde kendinize hatırlatmanız gereken tek şey…

Mükemmel olmak zorunda değilsin, değiştiremeyeceğin şeyler için kendini tüketme, hata yapmış olabilirsin, yanlış eylemlerde bulunmuş olabilirsin ama artık hepsi geçmişte kaldı ve sen  “bugün”desin.

Judith Malika Liberman, “Bir Masal İyi Gelir” kitabında yer alan bir masalda şöyle diyor;

“Kavun mevsimi gelmişti, herkes bilge hocanın kavunu çok sevdiğini bilirdi. Köylüler genelde ilk kavunlar olur olmaz getirirlerdi. Okula getirilecek olan kavunlar heyecanla beklenirdi. Kavunların geldiği günlerden birinde yaşlı bilge, yüzünde çocukça bir tebessümle, sohbet etmek için bekleyen öğrencilerinin yanına geldi ve “Bugün sohbette kavun var.” diyerek mevsimin ilk meyvelerini öğrenciler arasında paylaştırıp her birine kendi eliyle bir dilim uzattı. “Tadına bakın bakalım, güzel mi?” diye sordu. Öğrenciler hep bir ağızdan kavunun çok tatlı ve lezzetli olduğunu söylediler. Birden bir öğrenci “Hocam, lezzet kavunda mı bulunur yoksa ağızda mı?” diye sordu. Bunu duyan diğer öğrenciler hoca tarafından fark edilmek için atlayıp birer cevap verdiler. Biri lezzetin kavunda saklı olduğunu iddia etti, ancak bu sayede kavunu yiyenler aynı fikirde olabilirlerdi. Başka biri tam tersine dilde olduğunu söyledi, sonuçta tadı hisseden dildi. Hatta biri yenmemiş kavunun tadının olmadığını bile iddia etti. Başka bir öğrenci ise tadın aslında kavun ve dilin birleşiminden doğduğunu söyledi. Bir öğrenci “tat beyinde algılanır” derken başkası da “lezzeti kalp hisseder” dedi…

Sonunda hoca yüksek sesle bütün bu tartışmaların önünü kesti ve “Susun. Kavun güzel, yiyin yeter.” dedi.”

Masal sonrasında devam ediyor;

“Zihin kendini çok önemli zannedip yaşamımız üzerine dev bir filtre çekebilir. Kıyaslar, analiz eder, öngörmeye çalışır. Bütün bunlarla meşgul olup bizi hissizleştirir. Oysa bazı şeyleri anlamadan, anlamlandırmadan sadece keyfini çıkarmak gerekir. Isır, ye. Lezzetliyse hazza teslim ol.”

Ve Halil Cibran’dan bir alıntı ile bitiriyor; “Sadece güzelliği keşfetmek için yaşarız. Gerisi bir tür beklemedir.”

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.