Aşının Tarihi Ve Aşı Karşıtlığı İle İlgili Bilmeniz Gerekenler

0 204

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Aşının ülkemizde çok eskiye dayanan bir tarihi vardır. Biliyoruz ki aşı üretimi için çalışmalar ilk Osmanlı İmparatorluğu Döneminde başlamıştır.

1721 yılında İngiltere Büyükelçisinin eşi Lady Mary Montagu ülkesine yazdığı bir mektupta İstanbul’da çiçek hastalığına karşı “aşı denilen bir şey” (varilasyon metodu) yapıldığını hayretle bildirmiş (kendisi bu hastalığı daha önce geçirmiştir ve yüzünde izleri kalmıştır), aşıyı çocukları için talep etmiştir.

O günden bugüne mektup, aşı yapımına ilişkin ulaşılmış en eski belge özelliği taşımaktadır. Ve yine boğmaca, difteri, çocuk felci gibi hala günümüzde çocukluk aşı takvimimizde de yer alan aşılar da bu dönemde başlamış olan aşı üretiminin devamını oluşturmuştur.

Benzeri bir durum, Cumhuriyet döneminde de devam etmiş, 1928’de Hıfzısıhha Enstütüsü ile üretim merkezileştirilmiştir. 1940’lı yıllara kadar tifo, tifüs, difteri, BCG, kolera, boğmaca, tetanoz, kuduz aşıları seri üretimle oluşturulmuştur.

Ülkemizde 1981 yılında Genişletilmiş Bağışıklama Programı önemli bir uygulama olmuş, bu çerçevede altı hastalığa (tüberküloz, difteri, boğmaca, tetanos, çocuk felci ve kızamık) karşı aşı yapılırken, bu sayı günümüzde 13’e yükselmiştir. Şu an çocukluk dönemi aşı takvimimize baktığımızda bunları ve yapıldığı dönemleri görmemiz mümkündür.

Bir dönem sonra her ne kadar aşı üretimimizi durdurup, satın almaya başlamış olsak da aşılar her dönem bizim için önemli bir primer koruma basamağı oluşturmuştur.

1970’li yıllarda çiçek hastalığının yaygın aşı çalışmaları ile tüm dünyada ortadan kaldırılması ve yine ülkemizde poliomiyelitin son olarak 1998 de yaşanmış olması, bu tarz bulaşıcı enfeksiyonların, zamanında oluşturmuş olduğu sorunların, sakatlıkların ve ölümlerin aşılama ile önüne geçildiğini bize göstermektedir.

Ve hatta şu an yaşamakta olduğumuz pandemi sürecinde de aşının ne kadar büyük bir nimet olduğunu da herkes fazlası ile idrak etmiştir.

Tüm bu gelişmeler, aşının önemsenmesi, üretimi, aşı programlarının sayıca arttırılması ve insanların bu konuda bilinçlendirilmesi toplum sağlığımız açısından önemli bir yere sahip olsa da büyük yollar kat etse de son yıllarda maalesef dünyada ve yakın zamanda ülkemizde ciddi ölçüde bir aşı karşıtlığı ortaya çıkmıştır.

Daha da fenası bu karşıtlık kendini hemen göstermiş ve Türkiye’de 2016 yılında yüzde 98 olan aşılama oranımız, 2017 yılında yüzde 96’ya gerilemiştir. Ülke genelinde 2017 yılında 85 çocukta kızamık görülürken, 2018’in ilk üç ayında kızamık vaka sayısı 44’e ulaşmıştır.

Bu sadece yakın zamanda verilerine sahip olduğumuz tek bir örnek. Bu süreç devam ettikçe, ilerleyen yıllarda ne tür verilerle karşılaşacağımızı bilemeyiz; ama olumsuz sonuçlarının olacağını anlamamız zor olmasa gerek.

Peki, insanlar neden son yıllarda aşıyı reddetme eğilimi gösteriyor?

Bu konuda yapılmış araştırmalar, elde ettiğimiz genel kanılar bize şunları söylüyor:

  • Aşının içeriğine güvenmeme
  • Aşıya güvenmeme, aşının zararlı olduğunu düşünme
  • Dini sebepler (domuz ürünü olduğu düşüncesi)
  • Yan etki olacağını düşünme
  • Aşıların yurt dışı kökenli olması
  • Basından olumsuz haberler duymak
  • Geçmiş olumsuz deneyimler
  • Ebeveynin sağlık tutumları ve eğitim düzeyleri.

Bu yargılara bakarsak özellikle, yanlış bilgilerin kulaktan kulağa ve kaynağının ne olduğunu bilmeden yayılması, üstelik tüm bunlara kısa sürede inanılması, yanı sıra aşı konusunda farklı komplo teorileri oluşturulması, yine teknolojinin günümüzde etkisini düşünürsek, sosyal medyada doğruluğu olmayan bilgilerin aktarılması, bunların her birinin ,aslında yukarıda yazan yargılar içerisinde en baskın sebepler olduğunu da söylemek yanlış olmaz.

Biz Bu Konuda Ne Yapabiliriz?

Dünya Sağlık Örgütü 2019’da çözüme kavuşturmayı planladığı 10 küresel sağlık sorunun başında “aşı karşıtlığı” na yer vermiştir.

Son yıllarda, aşı reddi vakalarının ülkemizde hızla artış göstermesi üzerine Sağlık Bakanlığı tarafından “asi.saglik.gov.tr” adıyla bir web sayfası oluşturulmuş, aşı konusunda doğru ve sağlıklı bilgilendirme yapmak ve toplumsal farkındalık oluşturmak amaçlanmıştır.

Bulaşıcı enfeksiyonların; ekolojik değişiklikler (özellikle iklim değişiklikleri), nüfus artışı, göçler, savaşlar, kentleşme, cinsel davranışlar, madde kullanımı, uluslararası seyahatlerin artması, ticaret, gıda teknolojisi, ilaçlar, mikrobiyolojik adaptasyon ve değişimler gibi etkenlere bağlı olarak artış göstermesi ve bu zaman dilimini de referans alarak baktığımızda ilerleyen yıllarda da büyük etkilerinin olacağını belirtebiliriz.

Toplum sağlığında; koruyucu hizmetleri birinci sırada baz aldığımızda aşılamanın primer koruma da çok büyük bir rolünün olduğunu sağlık çalışanları olarak, topluma, en başta ebeveynlere doğru kaynaklar eşliğinde, bilinçli bir şekilde, tüm bunların gerçeklik payı olmadığını, aşı  reddinin toplum sağlığımıza ciddi zararlar verme olasılığının yüksek olduğunu ve yaşadığımız pandeminin de zaten bu konuda ne büyük bir örnek olduğunu, etkili iletişim kanallarını ve bu konudaki bilgilerimizi doğru kullanarak anlatmalıyız.

Aşı konusunda, geçmişten bugüne kadar oluşan bu toplum bilincinin, zamanla elimizden kaymasına izin vermeden, yanlış inanış ve tutumların önüne geçmeli ve doğru bilinci yeniden inşa etmeliyiz.

https://asi.saglik.gov.tr/ Erişim Tarihi: 02.06.2020

T.C. Sağlık Bakanlığı Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü. Sağlık İstatistikleri Yıllığı 2017. Haber Bülteni, 2018.

Gür E. 2019.Vaccine hesitancy – vaccine refusal. Türk Pediatri Arsivi ;54(1): 1–2.

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.