Anoreksiya Nervoza Hastasının Gözüyle Anoreksiya Nervozanın Tüm Yüzü

0 2.925

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Hiçbir adet muz yediğiniz için saatlerce ağladığınız oldu mu?

Ya da bir bardak süt içtiğin içiniz kendini saatlerce suçlu hissettiğiniz? Ardından sütten aldığın kaloriyi vermek adına gözleriniz kararana değin spor yaptığınız?

Aynaya her baktığınızda kendinizden nefret ettiğiniz ve her aynaya bakışta kilo aldığınızı hissettiğiniz…

Hiç bu durumlar ile karşı karşıya kaldığınız oldu mu?

Şu an bunları okurken belki de ne kadar mantıksız olduğunu düşünüyor. Ve yalnızca bir bardak süt içmiş ya da bir muz yemiş ne olacak ki diyorsunuz.

Evet, sizin için fazla normal olan bu durum anoreksiya nervoza hastaları için fazla ürkütücü olabiliyor.

Üstelik bazı insanların sandığı gibi tüm bunları şımarıklıktan, ilgi odağı olmak istediği için yapmıyor. O sizin gördüğünüz gibi, sizin algıladığınız gibi kendisini ve bedenini algılamıyor.

Anoreksiya Nervoza nedir, belirtileri nelerdir, hastalığa neler sebep olur, psikolojik bir rahatsızlık mıdır, tedavisi var mıdır?

Gelin bu soruların cevaplarını bilimsel araştırmalar ve anoreksiya geçirmiş bir bireyin deneyimlerince inceleyelim.

Anoreksiya Nervoza Nedir?

Anoreksiya Nervoza; beden algısında ve beden imajında bozukluk, kilo almaktan aşırı korkma hali, yemek esnasında genellikle yemeği fazla küçük parçalara bölme, vücut kitle indeksinin normalin fazlasıyla altında olması, aşırı yavaş yeme-yemeyi reddetme davranışları, gün içerisinde aşırı egzersiz yapma, kadınlarda vücut kitle indeksi düşüklüğüne ek uzun süreli adet kesilmesi(sekonder amenore) ile karakterize, hayatı ciddi düzeyde tehdit eden psikolojik ve fizyolojik bir hastalıktır.

Anoreksiya Nervoza Hastalığının Nedenleri Nelerdir?

Anoreksiya nervoza’nın oluşma nedenleri arasında;

  • Sosyo-kültürel etmenler,
  • Genetik faktörler,
  • Kişilik özellikleri,
  • Aile özellikleri,
  • Çocuk istismarı,
  • Travmalar,
  • Zorbalığa uğrama,
  • Cinsel tacizler yer alabilmektedir.

Anoreksiya Nervoza Kimlerde Görülür?

Anoreksiya Nervoza Hastalığının kadınlarda görülme oranı erkeklerden yüksektir.

Anoreksiya Nervoza Hastalığı Nasıl Tedavi Edilir?

Anoreksiya nervoza hastaları sağlık profesyonelleri tarafından multidisipliner (Psikiyatrist, diyetisyen, psikolog) çalışma ile tedavi edilebilir. Ağır anoreksiya hastaları klinikte yatışlı olarak tedavi edilebilmektedir.

Anoreksiya Nervoza Hastasının Özellikleri Nelerdir?

Anoreksiyalı bireyler fazla mükemmeliyetçi kişilik yapısına sahip olabilmekte ve yalnızca yemek üzerine değil tüm hayatı aşırı kontrollü yaşayabilmektedirler.

Anoreksiyalı bir birey ayna karşısında kendisini olduğundan daha kilolu görebilmektedir. Bunun nedeni beden algılarının bozuk olmasıdır.

Bu kanıyı dile getirdiğimizde insanlar mantıksız olduğunu düşünebilir ancak anoreksiyayı deneyimlemiş bir genç kadın deneyimlerinden bahsederken şu cümleleri kuruyor: ’Aynaya baktığımda kendimin çoğu yerde fazlalığı olduğuna inanırdım ve çevremden biri fazlalığım olmadığını dile getirdiğinde asla karşımdakine inanamazdım. Bu durumu şu şekilde açıklayabilirim; Beden algın bozuk olduğu için sanki iki sen var gibi. Bir kendi algıladığın sen, bir de seni gören ve senin algıladığından tamamıyla farklı, seni algılayan diğer insanların algıladığı sen’ ifadesini kullanıyor.

En çok yakındığı durum ise insanlar oluyor. Ve anoreksiya sürecindeki deneyimlerinden, hissettiklerinden, neden tedavi olmayı kabul ettiğinden şu sözlerle bahsediyor: ‘İnsanlar genellikle bize karşı acımasız yorum yaparlar ya da bana denk gelen insanlar öyleydi diyebilirim. Kısacası Anoreksiya tedavi sürecimde beni en dibe çekenler insanlar olmuştu. Tedavi sürecimi hem çok zorlaştıran hem de acı çekmemi tetikleyen etmendi bu. Özellikle hem cinslerim, arkadaşım dediğim insanlar, bazen de beni yargılamaz dediğim ve güvenerek başvurduğum sağlık profesyonelleri. Kendi içimde birçok savaş veriyordum bu savaşa ek delicesine kalori hesabı yapıyordum. Örneğin günlük 800 kalori aldıysam aşırı suçluluk hissetmeye başlamıştım özellikle son zamanlarda. Zihnimde sürekli besinlerin kalorileri uçuşuyordu. Zaman zaman gün içerisinde normal aktivitelerimi yapacak enerjim dahi olmayabiliyordu. Sürekli göz kapaklarım yarıda dolaşıyordum. Daha sonraları bir öğünde 100 kalori almak fazla gelmeye başlamıştı. Her şey kontrolden çıkmaya başlamıştı yine de kilo vermekten zevk alıyordum. Hayatta zevk aldığım ve beni mutlu eden, başardığımı hissettiğim tek etmen zayıf bedenimdi. Aşırı zayıf olmayı başarmam dışında sanki bir hiçtim. Evet, bir hiç gibi hissediyordum kendimi. Hasta olduğumun farkındaydım ama kabul etmek istemedim asla, çünkü korkuyordum ya kilolu olursam ya kontrolü kaybedersem tedavi olduğumda. Hayattaki tek başarım olduğunu hissettiğim kilomu kaybetmek aşırı derecede dehşet vericiydi (Anlattıklarım size abartılı geliyor belki ancak o dönem zihnimi ziyaret etme şansınız olsaydı eğer gerçeğin paylaştıklarımdan çok daha karmaşık olduğunu görebilirdiniz).

Tedavi olmayı uzun bir süre reddetmiştim ta ki kontrolümü fazlasıyla kaybedene değin. Kilo verdikçe bunun alt bir limiti olmadığının farkına varıyorsunuz. Bir bağımlılık gibi, fazlasıyla zevk verici. Kendime iyilik yapmıyor aksine hayatıma son veriyordum aslında. Zehirli bir zevkti, fazlasıyla zehirleyici. Bir nevi bilinçli ötenazi gibi adlandırıyorum o dönemlerimi. Üstelik yaptıklarıma bilinçli olarak devam ediyordum. Sonra hayallerimi hatırladım, yapmak istediklerim vardı, dünyaya bir iz bırakmadan yok olmak istemiyordum, fayda sağlamak istiyordum, üstelik beni seven birçok insan vardı onları daha çok üzmeye değer miydi? Ben bu değildim. Biliyordum. Ben bir hiç değildim, değerliydim. Her insan gibi bende değerliydim. Bir şeyler yapmak istiyordum. Sıradan bir şekilde yok olup, silinmek istemiyordum hayattan. Ve tedavi olmaya karar verdim. Bu karar sandığınız gibi kolay verilecek bir karar değildi. Tedavi sürecimin psikolojik olarak çok fazla acıtıcı olacağının farkında olsam dahi tedavi olmaya karar vermiştim. Tedavi sürecimde her kilo alışımda insanların kilo almışsın, bacağın kalınlaşmış, artık zayıf görünmüyorsun gibi birçok söylemine maruz kaldım ki az çok bu söylemleri tahmin edebiliyordum çünkü insanlar beni yargılamayı çok severdi üstelik daha 2-3 kilo almışken yargılamalar başlamıştı. Ne kadar acımasızca değil mi? İnsanlarca dış görünüşün nedeniyle sürekli yargılanmak. Aslında hayatım boyunca zayıftım. Çocukluğumdan bu yana. Hatta daima aşırı zayıf. Hala zayıftım ancak tedavi sürecimde her aynaya baktığımda, tartıya çıktığımda her şey kâbus gibi geliyordu, gözyaşlarıma engel olamıyordum.

İnsanlar sürekli yargılıyordu. Her geçen gün daha çok ve daha çok… Yalnızca beni değil sizi de yargılıyorlardır ve bu yargılama herhangi bir özelliğinize karşı olabilir. Bazı insanlar sizi yargılıyor ve sizin mutsuz olmanız onları besliyor, onları mutlu ediyor aslında. Bu tip insanlar hayatta amacı olmayan insanlardır bence. Kendilerini eksik gören insanlar. Sizin kusurlarınızı ya da zaaf noktalarınızı keşfederler ve sizi aşağı çekmeye çalışırlar. Bir nevi kendi eksikliklerini ört pas etmeye çalışırlar. Sizi ne kadar çok aşağı çekebilirlerse o denli mutlu hissederler. Buna asla izin vermeyin, evet demek kolay yapmak zor ama ne olursa olsun hayatta güçlü kalın. İnsanların ne dediğini önemsememeye çalışın.

Peki, sen bunu başarabiliyor musun? Derseniz. Ben de çoğu insan gibi eskiye oranla azalmış olsa dahi zaman zaman bu insanların beni aşağı çekmelerine ne yazık ki izin veriyorum ki anoreksiya dönemimde her sözcüğe fazlasıyla takılarak kendimi yıpratıyordum, daha çok diyet yapıyordum. Ama güçlüydüm ve gücümü asla ne olursa olsun kaybetmeden savaştım daima savaştığım gibi. Ve tedavi sürecimde savaşımın karşılığını da aldığımı düşünüyorum. Aslında hayatın her karesi bir savaştır. Savaşmadan hayatta kalamazsın. Hepimiz bir şekilde hayatta kalmaya çalışıyoruz, herkesin içinde farklı bir amacı var gerçekleştirmek istediği değil mi?

Zorbalara, kıskanç insanlara, tacizcilere boyun eğmeyin. Daima dik durun. Basit insanların hayatınızı altüst etmesine müsaade etmeyin. Zor anlarınızda size destek olmak yerine, sizi anlamaya çalışmak yerine sizden kaçan insanları çıkarın hayatınızdan. Size her şeye rağmen yanınızda duracak insanlar gerekiyor, kaçıp giden değil.

Kendinizi sevmeye çalışın, unutmayın ki hiç kimse mükemmel değil, siz değerlisiniz bunu sakın unutmayın. Pes etmeyin ayrıca gerçekten hayatta imkânsız denen bir şey yok bunu tedaviyi onayladığımda kabullendim çünkü tedaviye onay vermemin imkânsız olduğunu sanıyordum. Sadece zannediyormuşum.

Ne olursa olsun sen değerlisin, kendine güven, savaş ve güçlü kal. Kendi içindekilere ses ver, potansiyelinin, yapabileceklerinin farkında ol. Hayat her şeye rağmen devam ediyor. Yaşadığın, savaştığın ve güçlü kaldığın her an hayallerin için bir şansın var’ diyor.

Genel olarak baktığımızda anoreksiya nervozanın kişinin tüm hayatını hem psikolojik hem de fiziksel etkilediğini görebiliyoruz.

Ayrıca Anoreksiyalı kişilerin depresyon gibi psikolojik rahatsızlıklara daha yatkın olduklarını dile getirebiliriz hatta depresyon nedenli anoreksiya da oluşabilmektedir.

Yazıma son verirken insanların dış görünüşlerini sürekli yargılayan insanlara şunu sormak istiyorum;

Gerçekten bunu neden yapıyorsunuz?

Sizden zayıf olabiliriz, kilolu olabiliriz, sizden farklı göz rengine, saç rengine, ten rengine sahip olabiliriz, sizden kısa olabiliriz-uzun olabiliriz…

Neden, neden sizden farklı olmamız bu denli gözünüze batıyor?

Krıng, A. M., Johnson ,S.L., Davıson, G. , Neale, J., Anormal Psikolojisi (Abnormal Psychology, Twelfth Edıtıon DSM 5 Update), Wıley, Nobel Akademik Yayıncılık( Şubat 2017).332-359

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.