Anksiyete (Kaygı) Nedir ve Anksiyetenin Yaşamımızdaki Yeri Neresidir?

0

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Merhaba sevgili okurlar,

Bu yazımda günlük yaşantımızda sıklıkla duyduğumuz ve kullandığımız anksiyete(kaygı) teriminden, durumundan bahsetmeye çalışacağım, şimdiden tüm okurlara keyifli okumalar diliyorum.

Öncelikle hepimiz bir dakikalığına duralım ve düşünelim.

  • Anksiyete her daim hayatımızda var mıdır?
  • Anksiyete duygumuz hangi durumlarda devreye girer?
  • Yaşadığımız bu anksiyete duygusuyla yeterli şekilde baş edebiliyor muyuz?

Zihninizde birçok ifadenin belirdiğini görür gibiyim. Şimdi gelin birlikte bu soruların cevaplarını bulmaya çalışalım.

Hepimizin korkuları, endişeleri var değil mi?

Hayatımızın belirli dönemlerinde kaygı, korku ve stres içerisinde var olmaktayız. Anksiyete durumu öncesinde yaşadığımız korkuların gelecekte de yaşayabileceği hissinden doğan kaygı halidir. Geçmiş yaşantısında kediyle olumsuz bir deneyimi olan bir kişi korku duygusunu yaşamıştır fakat bu duyguyla baş edemediyse bundan sonraki süreçler içerisinde tüm kedilerden korkma davranışı gösterecektir. Kedinin kendisine zarar vermemesine karşın zarar verebilme düşüncesiyle kişi kaygı içerisine girerek anksiyete duymaya başlamaktadır. Kalp hızla atmaya başlar, vücut sıcaklığı yükselir, terleme ve titreme görülür.

Bu belirtiler size tanıdık geldi mi?

Anksiyete var olduğumuz sürece bizimle varlığını sürdürecek olan fakat kontrolü ve yönlendirmesi bizim elimizde olan bir duygulanım, durumlar bütünüdür. Yeterli derecede yaşanılan anksiyete bizi dinamik tutmakla birlikte hayata karşı gayret ve şevkimizi arttırarak olumlu etkiler ortaya koymaktadır. Yaratıcılığımızın artmasında, bir sorunun çözümü esnasında veya yapılacak işin en iyi şekilde yerine getirilmesinde önemli derecede etkisi olmaktadır. Burada hareketle hayatımızda bir parça anksiyete bizi canlı tutmaktadır.

Fakat anksiyetenin her zaman olumlu etkileri olmamakla birlikte olumsuz, ilerleyen ve kronik sorunlara yol açtığı da sıklıkla görülmektedir. Anksiyete duygumuz olması gerektiğinde daha fazla ve güçlüyse, devamlı bizimle birlikteyse ve belirli bir süreden sonra baş edemediğimiz bir hal alıyorsa burada yaşantımız için çanlar çalmaya başlıyor demektir. Bu kaygılar nesnelere, yaptığımız işlere karşı olabileceği gibi yaşantımızın devamında aldığımız kararlar ve düşüncelerimizi etkilemeye kadar gidebilmektedir.

Örneğin gençlerin en çok dile getirdiği ve içerisinde bulunduğu sınav kaygısı, hayatlarının önemli bir bölümünü almakta ve bu durum olumluya çevrilemediğinde ilerleyen dönemler içerisinde kar topu şeklinde büyüyerek aşılması daha zor sorunlar haline gelmektedir. Evlilik anksiyetesi olan bir birey tam anlamıyla içerisinde bu soruna çözüm bulamadan evlendiğinde kendisine fark etmeden büyük bir sorumluluk yükleyerek bu olumsuz yaşantının ortasına kendisini ve eşini atmaktadır.

Çoğu zaman anksiyete korku ve stresle karıştırılmaktadır. Fakat stres dışarıdan bireye gelen dış bir baskıdır. Bu gelen baskının bireyler tarafından öznel şekilde değerlendirilmesiyle anksiyete ortaya çıkmaktadır. Korku ise gerçekte var olan veya algılanan nesne, cisim veya bireye karşı duyulan olumsuz duygulanım olmakla birlikte akuttur, geleceğe atfedilen bir durum söz konusu değildir. Anksiyete ise kronik olmakla birlikte geleceğe yönelik de duyulan korku, endişe ve bunaltı hali içerisinde olunmasıdır.

Yoğun ve şiddetli anksiyete günlük yaşamın olağan akışında ilerlemesini engellemekle birlikte sosyal yaşantıyı sekteye uğratmasıyla bireyleri zor durumlarla baş başa kalmasına neden olarak devam eden süreç içerisinde kişileri yalnızlaşmaya doğru götüren durumlar söz konusu olmaktadır. Her şey bizlerde gizlidir lakin baş edemediğimiz, üstesinden tek başımıza gelemediğimiz durumlarda destek ve yardım almak oldukça insani ve normal bir durumdur. Umarım, yazının başında zihninizde canlanan sorulara, sorunlara cevap niteliğinde bir yazı olmuştur.

Tüm okurlara anksiyeteleriyle başa çıkabildikleri, hayatlarına entegre edebildikleri ve bunu sorun olmaktan çıkarıp normalleştirebildikleri günler diliyorum.

Binbay, Z., Koyuncu, A., Sosyal Anksiyete Bozukluğu ve Duygudurum Bozuklukları Birlikteliği, Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar-Current Approaches in Psychiatry 2012;4(1):1-13 doi:10.5455/cap.20120401.

Uzbay, T. İ., Anksiyetenin Nörobiyolojisi, Klinik Psikiyatri,  2002;Ek 1:5-13.

Gürhan, N., Ruh Sağlığı ve Psikiyatri Hemşireliği, Ankara Nobel Tıp Kitabevleri, Eylül 2016;349-401.

Oflaz, F., Yıldırım, N., Psikiyatri Hemşireliği, Psikiyatri Hemşireliği Derneği Yayınları No:1, 2020 Ankara, 358-369.

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.