Ankara Beşevler’de Mavi At Kafe’deki Mavi Atı Anlamak

1 4.821

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Pandeminin hayatımızda olmadığı bir zaman Ankara Beşevler’de Mavi At Kafe’ye gitmiştim. Bu kafenin en büyük özelliği çalışanlarının tamamının şizofreni tanısı almış bireyler olmasıydı.

Kapıdan içeri girer girmez gitar melodisi dikkatimi çekmişti. Çok zaman geçmeden yanıma çalışan dostlarımızdan biri geldi. Menüyü verdikten sonra merak ettiklerim hakkında sohbet edebileceğimizi söyledi. Çok hoşnut olmuştum. Çünkü mekânda dikkatimi çeken birçok ayrıntı vardı. Mavi at figürü baskılı kupalar ve giysiler, büyük bir kitaplık, girişteki büyük mavi at heykeli, az ötede gitarlar ve madalyalar…

İlk olarak mavi at heykelinin hikayesini sordum. Oldukça etkileyici bu hikâyeyi sizinle paylaşmak istiyorum:

1970’li yılların öncesinde ruh rahatsızlıkları olan hastalar toplumdan tamamen izole ediliyordu. Bu sistem kişiyi tamamen toplumdan uzak tutmayı amaçlarken İtalyan psikiyatrist Franco Basaglia sisteme karşıydı. İyileşmenin toplumla iç içe olarak gerçekleşeceğine inanıyordu ve bu doğrultuda 1971’de San Giovonnu Psikiyatrik Hastanesi’nden içeri sanat ve sanatçıyı soktu.

Hastalar artık eskiye göre özgürdü ve sanatla vakit geçiriyorlardı. Bu zamandan önce bu hastane ve dışarının tek bağlantısı hastanenin işlerini yapan, dışardan içeri girebilen bir attı.

Hastalar için Marco ismini taktıkları bu at dışarıda kendilerinden başka canlıların olduğuna kanıttı. Sanat ile özgürleşen hastalar dayanışma ile devasa mavi bir at heykeli yaptılar ve bu at psikiyatrik hastaların özgürlüğünü, topluma dahil edilmesini temsil eden bir simge haline geldi.

Bu kafenin de isminin hakkını verdiğini düşünüyorum.

Şizofreni tanısı almış bireyler toplum ile iç içe ve kendi aralarında oldukça güzel işler başarmışlar. Kafeyi küçük bir müzik okuluna çevirmişler ve gitar çalmayı öğreniyorlar. Kupalar ve giysileri de kendileri üretiyor. Fotoğraf sergisi açmışlar ve kitaplar yazıyorlar.

Biz neler yapabiliriz?

Kafeden çıktığım an önce insan kimliğim sonra hemşire kimliğim ile bu konuda neler yapılabilir bunu düşündüm.

İnsanların bu tarz yerlerde tanı almış bireylerle iç içe olması hem kendilerine hem tanı almış bireylere iyi gelecektir. Çünkü her insanın her insana katacağı şeyler vardır bu farklı deneyim ve kazanım için Ankara’ya yolu düşenlerin bu kültür ve sanat merkezine uğraması gerektiğini düşünüyorum.

Günlük yaşantımızda toplum olarak damgalamamak, anlamak, destek vermemiz gerektiğini öğrenmeliyiz belki de.

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

1 yorum
  1. Arzu diyor

    Emeginize saglık mavi at kafenin çok önceleri ismini duydum fakat hiç gitme fırsatı bulmamıştım bu güzel yorumunuzdan da etkilenerek pandemiden sonra ilk fırsatta gitmeyi düşünüyorum 😊💚

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.