Ağrının Nasıl Sınıflandırıldığını Biliyor Musunuz?

0

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Latincede ‘pain’ denen ve ceza anlamına gelmesiyle bilinen ağrının sınıflandırılmaları mevcuttur. Elinize iğne battığında ağrı beyinde algılanır ve vücudumuz ağrıya yanıt olarak elinizi çekmenizi sağlar. Ağrımızın olduğu bölgeyi hissederiz. Acı hissi o bölgede yoğunlaşır ve yaşam kalitemizi düşürür. Birey tarafından sözlü olarak ifade edilmedikçe anlaşılmaz.

Ağrı Nedir?

Ağrının ulusal tanımına bakıldığında; vücudun belli bir bölgesinden kaynaklanan doku harabiyetine bağlı olan ya da olmayan, bireyin geçmişteki deneyimleri ile ilişkili hoş olmayan emosyonel bir durum ve davranış şeklidir.

Ağrı öznel bir durumdur ve çeşitli bölgelerde hissedilebilir. Ağrının tedavisini kolaylaştırmak için çeşitli sınıflandırılmalar oluşmuştur. Bu ayrımı yapmak tanılamayı hızlandırır ve daha etkili tedavi yönteminin belirlenmesini sağlar.

Ağrı kişiden kişiye değişebildiği gibi aynı kişide farklı zamanlarda değişiklik gösterebilir. Kişinin dayanabileceği en hafif düzeyine ‘ağrı eşiği’ denir. Ağrı eşiğini etkileyen birçok faktör vardır.

Bunlar;

  • Psikolojik durum,
  • Kültürel faktörler,
  • Dini inanç,
  • Yorgunluk…

Ağrı eşiğini azaltan faktörler;

  • Uykusuzluk,
  • Yorgunluk,
  • Anksiyete,
  • Korku,
  • Üzüntü,
  • İş kaybı,
  • Stres sayılabilir.

Bunun yanı sıra yeterli uyku, dinlenme, dışa dönük kişilik ise ağrı eşiğini arttıran faktörlerdendir.

Şimdi ağrı sınıflandırılmasını inceleyelim. Ağrı farklı şekillerde sınıflandırılabilir.

  • Süresine göre
  • Kaynaklandığı bölgeye göre
  • Mekanizmalarına göre
  • Duyu şekillerine göre

Süresine Göre Ağrı Sınıflandırılması

Süresine göre akut ve kronik ağrı olarak ikiye ayrılır.

1. Akut Ağrı

Başlangıcı ani ve şiddetlidir. Sıklıkla kaygı eşlik eder. Tedavi ile tam iyileşme sağlanır. Kırık, yanık, doğum ve böbrek taşına bağlı şiddetli ağrılar olduğu gibi basit bir iğne batması bile örnek verilebilir.

2. Kronik Ağrı

Altı aydan daha uzun süren ve beklenen iyileşme süresinin ötesine geçilen ağrıdır. Fiziksel sosyal ve psikolojik faktörleri içine alan karmaşık bir durum.  Bağımsızlık kaybına neden olup kişinin yaşam kalitesini düşürür. Baş ağrısı, bel ağrısı ve kanser ağrıları örnek verilebilir.

Kaynaklandığı Bölgeye Göre Ağrı Sınıflandırılması

Kaynaklandığı bölgeye göre; somatik, visseral ve sempatik ağrılar olmak üzere üçe ayrılır.

1. Somatik Ağrı

Somatik sinir lifleriyle taşınan ağrı anlamına gelir. Ani olarak başlayan, bölgesi kolay tespit edilebilen keskin, batma, sızlama, zonklama şeklinde hissedilir. Travma, kırık, çıkık gibi durumlarda görülür.

2. Visseral Ağrı

İç organlardan kaynaklanan ağrılardı. Yavaş başlar ve bölgesi kolay tespit edilmez. Başka bölgelere yayılır. Apandisit ağrısının göbeğe yayılması gibi yansıma bölgeleri vardır.

3. Sempatik Ağrı

Sempatik sinir sisteminin etkisiyle oluşan ağrılardır. Hastalık geçtikten sonra haftalar ya da aylar sonra şiddeti artarak devam eden ağrılardır. Bu özelliğiyle diğerlerinden farklıdır. Yanma tarzında hissedilir ve üşüme, solukluk belirtileri vardır. Soğukta ve geceleri artar. Damarlardan kaynaklanan ağrılar kozalji denilen yanma tarzında ağrılar örnek verilir.

Mekanizmalarına Göre Ağrıların Sınıflandırılması

Mekanizmalarına göre ağrıların sınıflandırılması ağrı mekanizmasının bilinmesi ve ağrı kesicilerin etki mekanizmasının bilinmesinin uyumuyla   ağrının daha kısa , etkin tedavi edilmesini sağlamıştır. Mekanizmalarına göre nosiseptif, nörapatik, deaferatasyon, reaktif ve psikosomatik ağrı olarak sınıflandırılabilir.

1. Nosiseptif Ağrı

Nosiseptörler ,sinir sistemi dışındaki tüm doku ve organlarda bulunan reseptörlerdir. Nosiseptör denilen ağrı algılayıcılarının mekanik, kimyasal ya da termal olarak uyarılmasıyla oluşan ağrılardır. Kas ve eklem ağrıları örnek verilebilir.

2. Nörapatik Ağrı

Beyin ve sinir dokusundaki hasar sonucunda ortaya çıkan ağrıdır. Aralıklı ,kısa süreli ve batıcı tarzda bir ağrıdır. Ağrı oluştuktan daha sonra hissedilir. Travma ya da diyabet gibi metabolik hastalık nedeniyle nosiseptörlerin doğrudan etkilenmesi sonucunda oluşmaktadır. Yanma, karıncalanma, soğukluk ve elektrik çarpması gibi hisler oluşturmaktadır. Çoğunlukla kronik ağrıdır. Şeker hastalarında sinirlerin harabiyeti sonucu oluşan diyabetik nöropati bel fıtığı ağrısı gibi ağrılar örnek verilebilir.

3. Deaferatasyon Ağrı

İlginç ağrı tiplerinden biridir. Sinir sistemlerinin bir bölümünde oluşan travma sonucunda iletilmemesidir. Yanıcı özelliktedir. Duyusal kaybın olduğu bölgede hissedilir. İlk birkaç ay içerisinde tedavi edilmezse çok uzun süreli geçmeyen inatçı ağrılara dönüşebilir. Herhangi bir uzvunu kaybedenlerde ortaya çıkan fantom ağrısı adı verilen ağrılar, nevralji ağrıları örnek verilebilir.

4. Reaktif Ağrı

Vücudun çeşitli olaylara karşı bir reaksiyonu olarak, ağrı algılayıcıların uyarılmasıyla ortaya çıkar. Halk arasında kulunç olarak bilinen kas ağrıları, örnek olarak verilebilir.

Reaktif ağrılardan birisi olan miyofasyal ağrı; sürekli, künt, derin, sızlayıcı niteliktedir.

Vücudun değişik bölgesindeki kasların uyarılmasıyla ağrı yayılır ve bu noktalara tetik nokta adı verilir. Bu noktaların uyarılmasıyla sıçrama meydana gelir.

5. Psikosomatik Ağrı

Ağrı oluşturacak doku hasarı olmaksızın ortaya çıkan ağrıdır. Ağrıya neden olabilecek yapısal bir rahatsızlık yoktur. Psikojenik kaynaklı ağrılarda ağrı gerçek gibi algılanır ve ciddi kaygı bozuklukları hayattan zevk almama gibi belirtiler eşlik eder. Hasta toplumsal sorunları,  ekonomik sorunlarını ağrı gibi algılayıp toplumun dikkatini çekmeye çalışır.

Duyu algısına göre sızlama ,yanıcı ,batıcı ve kolik ağrı şeklinde sınıflandırılabilir.

Sızlama şeklinde ağrılar bacakta ve diş ağrılarında görülür. Yanıcı tarzda ağrılar nöropati olarak adlandırılan şeker hastalarında sinir harabiyeti sonucunda görülür. Batıcı tarzda ağrılar genellikle göğüs ve karın ağrılarında görülür. Kolik tarzında ağrılar içi boş olan organların tıkanmasıyla oluşan aralıklarla oluşan ağrılardır. Böbrekte ve karında görülür.

Ağrıyı inceleyen tedavisinde farklı yöntemler araştıran ağrı bilimine Algoloji adı verilir. Bu bilim dalı ülkemizde yeni yaygınlaşmaktadır. Geçmişte ağrı belirli hastalıkların yanında belirti olarak kabul edilse de şu anda başlı başına hastalık olarak tanımlanmıştır.

Siz de ağrı hakkında araştırmaları gelişmeleri öğrenmek istiyorsanız IASP adı verilen uluslararası ağrı araştırmaları derneğine bakabilirsiniz.

Özer Serap, (2019), Olgu Senaryolarıyla İç Hastalıkları Hemşireliği (İstanbul, İstanbul Tıp Kitabevleri) 50-54

Çöçelli, L. ve Bacaksız ,B. (2008) Ağrı Tedavisinde Hemşirenin Rolü, Gaziantep Tıp Dergisi. 14:53-56 İnternet Üzerinden Erişim: 09.09.2021

https://www.istanbulcerrahi.com/tr/bolumlerimiz/agri-klinigi Erişim Tarihi:09.09.2021

http://e-kutuphane.teb.org.tr/pdf/raporlar/agri_v_akilci_analje/6.pdf Erişim Tarihi:09.09.2021

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.