1. Dünya Savaşının Diğer Cephesi: Bulaşıcı Hastalıklar ve Salgınlar

0 2.802

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Merhabalar,

Bugün sizlerle bir sağlık profesyoneli olarak beni etkileyen, tarihte bizler için savaşan insanların verdiği mücadelenin ötesinde sağlık konusunda yaşadıkları zorlukları anlatan 2 tane anıyı paylaşmak istiyorum.

Yüzyıllardır insanlar arasında çeşitli savaşlar var. Bu savaşlar birçok insanı çeşitli yönlerden etkilemektedir. Düşününce şu an bile yeni savaşlar yeni hastalıkları, onlar ise yeni seçenekleri karşımıza çıkarmaktadır.

Ben de ilk yazımda sizlere tarihte önemli yer edinen 1. Dünya Savaşı’nda yaşanan sağlık hikayelerinden bahsetmek istiyorum.

Hepimizin bildiği gibi 1. Dünya Savaşı yılları sadece bir savaş olmaktan ziyade yokluğun, açlığın, sefaletin ve hastalık olaylarının yaşandığı yıllar olmuştur.

Peki, bu yıllarda hastalıklara yönelik kullanılan ilaç ya da bitkisel yöntemlerin neler olduğunu hiç merak ettiniz mi?

Bu sorunun cevabını uzun uzadıya anlatmak yerine 2 tane yaşanmış olayla size durumun ciddiyetini açıklamak istiyorum.

Diğer Cephe: Bulaşıcı Hastalıklar ve Salgınlar

Öncellikle cephede savaşan askerler sadece düşmanla değil; çiçek, tifo, kolera, dizanteri gibi bulaşıcı hastalıklarla da savaşmıştır. Bu çoklu mücadeleye ve sağlıksal bağlama dair yer alan anı çok az. Ancak 2 tanesi var ki çok çarpıcı…

İlk olarak Nurettin Peker’den bahsetmek istiyorum.

İstanbul doğumlu Nurettin Peker Balkan Savaşı’ da yer almıştır. Trakya’da Hadımköy’de görev yaparken dizanteri ve kolera salgınlarından her gün binlerce askerin ölümüne şahit olur. Ölüler gömülür, kireçlenir, askerler mezar kazarken dahi ölüyordur.

‘’Doktor Yüzbaşı Burhan Bey’le daha önce hazırladığımız doğal bir ilacı kullanarak hayatımızı kurtardık. Kolera göbekten akrep sokmuş gibi büyük bir acıyla başlayıp, insanı ölüme götüren ve salgın halinde geldiği kasaba veya şehir neresi olursa olsun ortalığı kırıp geçiren korkunç bir hastalıktı. Burada bizi kurtaran ilaç; bir şişe Metaksas konyak, 2 limon, 6 kinin, dövülmüş bir miktar sarımsak karıştırılıp süzülerek bir kerede içiliyordu. Ölüm korkusuyla bu sıvıyı içtiğimde ağzımın bütün derileri soyulmuş gibi olmuş, felç olmuş gibi bir süre bir şey yiyememiştim.’’

Tifüs salgınında da Tifüs’ e yakalanan Peker, tedavinin sadece ‘bit ayıklama’ ve ilaç olarak da kinin ve ‘’İngiliz tuzundan’’ ibaret olduğunu aktarıyor. Savaşta bir yedek subay olan Faik Tonguç ise anılarında tifüsü doktorun önerisiyle sadece süt ve yoğurt yiyerek pislik içindeki hastane yerine, köydeki bir evde bir altın karşılığı aldırttığı tavuk suyu çorbasıyla geçirdiğini aktarıyor. Öte yandan ilginç bir detay ise tifüs salgınında “Sahra Fırını” usulüyle bitlerin temizlenmesinin gerçekleştirilmesiydi.

Ne kadar zorlu geçmiş değil mi?

Düşünsenize savaş anında tüm olumsuzluklar yetmezmiş gibi bir de sağlığınızla ve onu korumakla mücadeledesiniz.

Bir diğer anıya bakacak olursak;

Askerliğini er rütbesiyle yapan İbrahim Arıkan, kampta ‘Dizanteri’ olduğunda Rum doktor ‘ekmek yememesini, aksi takdirde bağırsaklarının delineceğini söyler ve günde 3 bardak ‘kan şurubu’* içmesini önerir. İki gün sonra çorba yemeğe başlatılır.

(Kan şurubu: İçeriğinde kınakına, siyah üzüm, meyan kökü, keçi boynuzu, hünnap, karanfil, tarçın, kuşburnu, ardıç, gibi bitkisel gıdalar olan bir karışım.)

Bunun gibi çok sayıda örneklerin verileceği yıllarda insanlar davul, zurna ile savaşa giderlerken bir de görünmeyen yüz olan açlık, pislik, yokluk, kimi zaman sıcak, kimi zaman soğuk ve kol gezen ölümle karşı karşıya kalıyorlardı. Bu koşullara sağlık personeli eksikliğini ve ilaç yokluğu koşullarını da eklersek, savaştan sağ çıkmanın ne denli zor olduğunu anlayabiliriz.

Nurettin Peker, Tüfek Omza. (Hazırlayanlar Orhan Peker-Hilal Akkartal), Doğan Kitap, İstanbul, 2009.

Şerif Güralp, Bir Askerin Günlüğünden, Çanakkale Cephesinden Filistin’e.Güncel Yayıncılık. İstanbul 2003

İbrahim Arıkan, Harp Hatıralarım. Timaş Yayınları, İstanbul, 2007

 

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.