Gebelerin Beslenirken Dikkat Etmesi Gerekenler Ve Sağlıklı Beslenme Önerileri

0

Beslenme; her bireyin sağlıklı ve kaliteli bir hayat için kullandığı temel yaşam gereksinimidir. Hastalıklardan korunmada, bireylerin büyüme ve gelişmesinde, metabolizma ve enerji dengesinin sağlanmasında, bilişsel aktivitenin sürdürülmesinde etkili olan ve üreme gibi yaşamı devam ettirmek için ihtiyaç duyulan enerjinin temin edildiği gıdaların tüketilmesine verilen isimdir.

Gebelik döneminde vücutta beslenmeyi etkileyen birtakım değişiklikler görülür. Annenin vücudunda büyüyen ve gelişen bir veya daha fazla canlı vardır. Buna bağlı olarak gebede enerji gereksinimi artar ve ihtiyacı olan enerjiyi alabileceği besinlerin tüketiminde değişiklikler meydana gelir.

Gebelik süresince annenin beslenmesi ve yaşam şekli kendi sağlığı için olduğu kadar, bebeğin sağlığı için de önemlidir. Gebelikte beslenmenin amacı hem kendi fizyolojik gereksinimlerini karşılayarak vücudundaki besin öğeleri yedeğini dengede tutmak hem de bebeğin normal büyümesi için gerekli enerji ve besin öğelerini sağlamaktır.

Gebelikte yetersiz ve dengesiz beslenmeye bağlı:

Bebeklerde; Düşük doğum ağırlığı, zihinsel ve bedensel gelişme geriliği, doğumsal özürler, erken doğum, ölü doğumlar ve doğumun ilk aylarında ölümler görülebilmektedir.

Annelerde; kansızlık, kemiklerde yumuşama (osteomalasi), dişlerde çürüme ve kayıp, diş eti çekilmeleri, iyot yetersizliğine bağlı guatr, gebeliğe bağlı diyabet ve hipertansiyon, dengesiz kilo alımına bağlı şişmanlık veya zayıflık ve ölümler görülebilmektedir.

Gebelik döneminde; ilk üç ayda beslenmede günlük 100-150 kalori, dördüncü aydan itibaren beslenmede günlük 300-350 kalorilik artış olmalıdır. Bu kalorilerin %50-60’ı karbonhidratlardan, %8-12’si proteinlerden, %30’u yağlardan karşılanmalıdır. Kalori ihtiyacının %50’si karbonhidratlardan karşılanmazsa artan enerji gereksinimini karşılamak için yağlar ve proteinler kullanılmakta, bunların vücutta aşırı yıkımına bağlı keton cisimcikleri denilen anne ve bebeğe zarar veren artık ürünler oluşmakta, ayrıca proteinler hücre yapımında kullanıldığı için bebekte büyüme ve gelişme geriliği yaşanmaktadır.

Gebe bir kadın günlük ortalama 2200 – 2900 kalori arasında enerjiye gereksinim duymaktadır.

BKİ (Beden Kitle Endeksi)’ne göre gebelikte alınması gereken toplam kilo ağırlığı:

19.8-26,0 kg/m2 (normal BKİ)               11.5-16 kg

26-29 kg/m2 (hafif şişman)                  7-11,5 kg

29 kg/m2 (şişman)                                  7 kg

< 19,8 kg/m2 (zayıf)                                12.5-18 kg

Karbonhidratlar

Enerji için protein ve yağların yıkımını önlerler. Su ve elektrolitlerin vücutta tutulmasını sağlarlar. Bir gram karbonhidrat 4 kalori vermektedir. Karbonhidratların alımı için hamur işi besinlerin tüketimi yerine, süt ürünleri, tahıl ürünleri ve tam buğday ekmeği tüketilmelidir.

Proteinler

Vücudun yapı taşlarıdır ve fetüsün büyümesi için gereklidir. Aynı zamanda hasar gören dokuların onarımında görev alırlar. Enzim ve hormonların da yapısını oluştururlar. Vücudumuzda protein deposu bulunmaz bu yüzden proteinler günlük olarak alınmalıdır.

Vejetaryenler ve bitkisel ağırlıklı beslenen gebelerin 20 g/gün protein ilavesi yapmaları önerilmektedir.

Tavuk ve balık gibi beyaz et, kırmızı et, süt, yumurta gibi besinler protein yönünden zengindir.

Balık ve kabuklu deniz ürünleri iyi bir protein kaynağıdır ancak eser miktarda civa içerirler ve bu civa bebek gelişimi üzerinde olumsuz etkilere sahiptir.

Yağlar

Karbonhidrat ve proteine göre daha çok enerji verir. Bir gram yağ 9 kaloridir. Yağlar iç organları çevreleyerek dış etkenlerden korur, midenin boşalma süresini geciktirir ve vücudun ısı kaybını önler. Gebelikte ek bir yağ gereksinimi yoktur. Yağ asitleri vücutta sentezlenmez, düzenli olarak beslenme ile alınmalıdır.

Omega-3 bebeğin göz, beyin ve sinir sisteminin gelişiminde rol alır. Erken doğum ve düşük doğum ağırlığı riskini azaltır.

Vitaminler: Büyümeye yardım ederler. Sinir ve sindirim sisteminin normal çalışmasını, besin öğelerinin vücutta kullanımının kolaylaşmasını ve vücut direncinin korunmasını sağlarlar. Meyve ve sebzelerde bol miktarda bulunmaktadır. Gebelikte en çok; yağda eriyen vitaminlere (A,D,E ve K vitamini), suda eriyenlerden C, B6, B12 vitaminleri ve folik asite gereksinim artmaktadır.

A Vitamini

Bebeğin büyüme ve gelişimi, annenin doku gelişimi için gereklidir. Gebeliğin altıncı ayından sonra A Vitamini gereksiniminin karşılanması önemlidir. Gebelikte aşırı karaciğer tüketiminden ve sentetik A Vitamini desteği almaktan kaçınılmalıdır.

Gebelikte özellikle ilk üç ayda A vitamininin vücuda aşırı alımı; düşüklere, doğumsal kalp hastalıklarına ve doğumsal anomalilere (yarık dudak, yarık damak vb.) neden olabilmektedir.

A Vitamini; koyu yeşil, sarı ve turuncu renkteki sebze ve meyvelerde, karaciğer, süt, yumurta sarısında bulunmaktadır.

D Vitamini

Gebelikte D vitamini işlevinin anne ve bebek için tam etkisi tanımlanmamıştır. Ancak düşük doğum ağırlığı gibi gebelikteki bazı olumsuzluklara karşı koruyucu olarak önerilse de gerekliliği, güvenliği ve D vitamini takviyesinin etkinliği tartışmalıdır. Kemik sağlığının yanında doğumdaki kasılmalar için de önemli olduğu çalışmalarda gösterilmektedir.

D vitamininin en iyi kaynağı güneş ışınlarıdır. Besinlerde ise en çok balık yağında bulunur. Ayrıca karaciğer, yumurta sarısı ve tereyağında da D vitamini bulunur.

E Vitamini

Hücre zarlarının bütünlüğünün korunmasını sağlar. Gereksinim gebelikte çok fazla artmaz.

E vitamini; soya yağı, soya filizi, ceviz, fındık ve yumurtada bulunmaktadır.

K Vitamini

Kan pıhtılaşmasında görev alır. Vücutta üretilebildiği gibi yeşil yapraklı sebzeler, karaciğer ve yumurta sarısında da bulunmaktadır.

C Vitamini

Folik asit ve demirin emilimini ve vücutta kullanımını arttırmaktadır.

C vitamini; turunçgillerde, yeşil yapraklı sebzelerde, domates, patates ve brokolide bulunmaktadır.

B6 Vitamini

Gebelik döneminde gereksinim artar. Vücudun yapı taşları olan aminoasitlerin metabolizmasında görev alır.

B6 Vitamini; Tahıllarda, bademde, et, süt ve balıkta bulunmaktadır.

B12 Vitamini

Anne ve bebeğin dokularının gelişimini sağlar. Eksikliği düşüklere, sinir sistemi sorunlarına yol açabilir.

B12 vitamini; yalnızca hayvansal kaynaklı besinlerde (süt, yumurta, et vb.) bulunmaktadır.

Folik Asit

Hücre yapımında, sinir sisteminin gelişiminde önemlidir. Folik asit gereksinimi gebelikte iki kat artmaktadır. Gebe, ihtiyacı besinlerden karşılayabildiği gibi dışarıdan da folik asit desteği almalıdır. Folik asit desteğinin gebelik öncesi dönemden başlanıp, gebeliğin ilk üç ayı boyunca alınımına devam edilmesi önerilmektedir.

Folik asit; karaciğer, ceviz-badem-fındık gibi kuruyemişler, koyu yeşil yapraklı sebzeler, tahıl taneleri, yağlı tohumlar, yumurta, süt ürünleri, mayalanmış yiyecekler (mayalanmış ekmek, yoğurt vb.), kuru baklagiller ve portakal suyunda bulunur.

Kalsiyum

Gebelik süresince yeterli kalsiyum alınmadığında gereksinme kemiklerden kalsiyum çekilerek karşılanır. Sık doğumlar, hareket azlığı ve güneş ışınlarından yeterince yararlanamama kemik yumuşaması ve diş çürüklerine neden olur. Kalsiyum emilimini kolaylaştırması için D vitamini de yeterli alınmalıdır. Gebelikte artan kalsiyum alımı anne ve bebeğin sağlığı için önemlidir. Kalsiyum desteği diyetsel kaynaklar yeterli olmazsa kullanılmalıdır.

Kalsiyum; süt, pekmez, susam, fındık, fıstık, kurubaklagil ve kurutulmuş meyvelerde bulunmaktadır.

Gebe günlük 4 fincan süt ya da yoğurt tüketmelidir.

Magnezyum

Kemik ve dişlerin sağlıklı olmasında rol oynar. Eksikliği gebelikte kas kramplarına neden olabilir.

Magnezyum; badem, ceviz, fıstık gibi kuruyemişlerde, tahıl ürünlerinde, yeşil yapraklı sebzelerde bulunmaktadır.

Demir

Gebelikte annede kan volümü ve oksijen tüketimi artar. Bebeğin karaciğeri demir depolamaya başlar. Bu nedende beşinci aydan itibaren demir ihtiyacı iyice artar. İhtiyaç besinlerden karşılanabildiği gibi dışarıdan destek olarak da alınmalıdır. Gebeliğin 12. haftasından itibaren, doğum sonu 3 ay ve toplamda 9 ay olmak üzere destek amaçlı günlük 40-60 mg hap olarak elementer demir alınmalıdır. Demir eksikliği gebe ve emzikli kadınlar ile küçük çocukları etkiler. Erken doğum, düşük doğum ağırlığı ve bebek ölümlerinde artışa yol açar.

Demir; kırmızı et, karaciğer, pekmez, yeşil yapraklı sebzeler, susam, ceviz, badem, üzüm, kayısı ve kayısı ürünleri (pestil vb.), kuru baklagiller özellikle yeşil mercimek ve nohut gibi besinlerde bulunmaktadır.

Demir emilimi hayvansal kaynaklı besinlerde daha iyidir. Demir emilimi C vitamini içeren besinlerle birlikte tüketildiğinde artmaktadır.

Çinko

Dokuların normal bir şekilde büyümesinde etkilidir.

Çinko; et, karaciğer, peynir, buğday, kuru fasulye ve kabuklu deniz ürünlerinde bulunmaktadır.

İyot

Normal beyin gelişimi, tiroid hormonlarının düzenli salgılanması ve büyüme için gereklidir. Ciddi iyot yetersizliklerinde kısırlık, düşük doğumlar, ölü doğumlar, bilişsel fonksiyon bozukluğu ve düşük ağırlıklı doğum sıklığında artış görülmektedir. İyot yetersizliği anne ve fetüste guatr gelişim riskini arttırır. Gebe, emzikli kadınlar ve gebe kalmayı planlayan kadınların iyot takviyesi kullanması önerilir.

İyot; su ve deniz ürünlerinde, iyotlu tuzlarda bulunmaktadır.

Gebelere iyotlu tuzlar ile yemek yapmaları önerilmektedir.

Sodyum

Metabolizma dengesinin sağlanmasında rol alır. Günlük alınması gereken miktar yemeklere atılan miktar ile aynıdır. Sofra tuzunda bulunmaktadır. Gebelikte hipertansiyon durumu olmadıkça tuz tüketimi kısıtlanmamalıdır. Fakat yemeklere fazladan tuz eklenmemeli, kuruyemiş, sucuk gibi tuz açısından yoğun gıdalar mümkünse tüketilmemelidir.

Su

Vücut dengesinde oldukça etkilidir. Gebe bir kadın günde en az 10 bardak sıvı almalı, bu sıvının en az 4-6 bardağı su olmalıdır.

Gebeler İçin Sağlıklı Beslenme Önerileri

  • Yüksek kalorili olduğu ve kan şekerini hızlı yükseltip düşürdükleri için günlük şekerli besin tüketimi sınırlandırılmalıdır.
  • Suni şeker tüketimi yerine bal ve pekmez gibi ürünler tercih edilmelidir.
  • Bal, pekmez ve reçel tüketiminde günlük 1 yemek kaşığı geçilmemelidir.
  • Günlük 1 kâseyi açmayacak şekilde şerbetli tatlı yerine sütlü tatlılar tercih edilmelidir ve tatlılara tarçın ilave edilerek tüketilmelidir. Tarçın tokluk hissi oluştur ve tekrar eden tatlı tüketimini engeller.
  • Hazır çorba, salam, sosis, sucuk gibi katkı maddesi içeren besinler mümkün olduğu kadar seyrek tüketilmelidir.
  • Kuru meyve ve yemişler yoğun enerji yanında, demir ve kalsiyum gibi mineraller yönünden zengindir. Herhangi bir ara öğünde avuç içi kadar tüketilebilir.
  • Yenilen besinlerin değerini korumak ve kansızlıktan korunmak için yemeklerle birlikte çay içilmemelidir. Yemek yedikten 1-2 saat sonra çay içilebilir.
  • Kafein içeren besinler kalsiyum atılımını kolaylaştırmaktadır. Bu nedenle gebelikte kahve tüketimi azaltılmalıdır. Günlük kahve sayısı en fazla 2 fincanla sınırlandırılmalıdır.
  • Kola ve hazır meyve suları tüketilmemelidir. Onun yerine taze sıkılmış meyve suları, süt ve ayran gibi doğal ürünler tercih edilmelidir.
  • Sebzelerin ve makarnanın haşlama suları dökülmemelidir.
  • Kuru fasulye, nohut ve barbunya gibi baklagiller iyice yıkandıktan sonra ıslatılmalıdır.
  • Hazır et ürünlerinin ızgarası tüketilecekse iyi pişmiş olmasına dikkat edilmelidir.
  • Bal yerine pekmez tüketilebilir, pekmez daha değerli bir besin kaynağıdır.
  • Beslenmede aynı besin öğelerini taşıyan yiyeceklerden ucuz olanları tercih edilebilir. Muz yerine elma, et yerine kuru baklagiller ve yumurta gibi.
  • Pirinç yerine B vitamini ve posadan zengin bulgur tüketilmelidir.
  • Özellikle bebeğin büyümesinin çok hızlı olduğu gebeliğin ilk üç ayında, gebenin oruç tutması önerilmemektedir.
  • Yine de oruç tutulacaksa yiyeceklerin çoğu iftarda, daha azı sahurda tüketilmelidir.
  • İftar protein değeri yüksek besinlerle yapılmalı, sahurda süt ürünleri, meyve, sebze gibi kalsiyum ve vitamin yönünden zengin besinler tercih edilmelidir.
  • Öğün sayısının azalması açlık, bulantı, kusma ve mide yanması gibi sorunları arttırmaktadır. Bu yüzden günde 3 ana 3 ara öğün olmak üzere toplamda 6 öğün beslenilmelidir.
  • Sebze ve meyveler kesilmeden önce yıkanmalıdır.
  • Kesilen sebzeler bekletilmeden pişirilmelidir.
  • Sebzeler kendi suyu ile ya da çok az su ilave edilerek pişirilmeli, sebzenin piştiği su atılmamalıdır.
  • Sebzeler kısa sürede pişirilmelidir.
  • Patatesler kabukları soyulmadan kaynamış suya atılarak haşlanmalıdır.
  • Köpek balığı, kılıçbalığı, uskumru gibi metil civa düzeyi yüksek balıklardan kaçınılmalıdır.
  • Haftada 2 kez konserve ton balığı, somon, karides, yayın balığı tüketilmelidir.
  • Gebelikte haftada yaklaşık 340 gr balık ve deniz ürünleri tüketilmelidir.
  • Gebelikte katı yağ yerine bitkisel kaynaklı sıvı yağ tüketilmelidir.
  • C vitamini besinlerin hazırlanması, pişirilmesi ve saklanması sırasında çok çabuk kayba uğramaktadır. Bu nedenle C vitamini içeren besinler uzun süre hava ve su ile temas etmemelidir.
  • Folik asit kaybını önlemek için et ve sebze yemekleri, kendi suları ya da çok az miktarda su ilave ederek pişirilmeli, yemekler tekrar tekrar ısıtılmamalıdır. C vitamini içeren besinlerle tüketimi önerilmektedir.
  • Portakal suyu bir tatlı kaşığı pekmezle tatlandırılarak içilebilir. Sebze yemekleri et ile pişirilerek tüketilebilir. Bu demir emilimini arttıracaktır.
  • Süt ürünleri ve kafein-tein içeren besinler (çay, kahve vb.) demir içeren besinlerle beraber tüketilmemelidir. Bu besinler emilimi bozmaktadır.

Barger, Mk., Maternal Nutrition And Perinatal Outcomes. Journal Of Midwifery & Women’s Health. 2010;55:502-511.

Baysal, A., Beslenme. Hatiboğlu Basım Ve Yayım San. Tic. 11. Baskı,2007:426-429.

Coşkun, A., Kızılkaya Beji, N., Şahin, N., Oskay, Ü., Rathfisch, G., Aslan, E., Güngör, İ. Hemşire Ve Ebelere Yönelik Kadın Sağlığı Ve Hastalıkları Öğrenim Rehberi . İstanbul: Nobel Tıp Kitapevi 2016:337-346.

Kızılkaya Beji, N., Hemşire Ve Ebelere Yönelik Kadın Sağlığı Ve Hastalıkları, İstanbul Nobel Tıp Kitapevi 2015: 331-334.

Köksal, G., Gökmen, H., Çocuk Hastalıklarında Beslenme Tedavisi. Hatiboğlu Yayınları 2000:67-83.

Position of the American Dietetic Association: Nutrition and Lifestyle for a Healthy Pregnancy Outcome. Journal of the American Dietetic Association. 2008;108:553-56.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.