COVID-19 Sürecinde Vitaminler Ve Aşılama Neden Önemlidir?

0

Son zamanlarda bağışıklık sistemini güçlendirmek üzerine pek çok tartışma ortamının oluşması, doğal besinlerden yararlanma konusunda araştırmalar yapıldığını da kanıtlar niteliktedir.

Özellikle COVID-19 sürecinde hangi doğal besinlerden ne kadar almamız gerektiğini, doğal beslenmenin yanı sıra alternatif bağışıklama yöntemlerinin de gündemde olduğunu düşünüp bu konuda farkındalık yaratmak istedim.

Corona virüs de dahil olmak üzere viral solunum yolu hastalıklarından korunmada vücudun makro ve mikro besin ögelerinin; A C D E gibi vitaminler ile çinko, bakır, selenyum, demir gibi minerallerin sağlıklı bir bağışıklık için günlük yeteri kadar alınması gerekmektedir.

Yağda çözünen vitaminlerden olan A vitamini uzun yıllar ‘anti viral’ olarak tanımlanmıştır.

A vitamini eksik olan bireylerde bağışıklık sisteminin baskılandığı; dolayısıyla enfeksiyonlara yatkın hale geldiği gözlenmiştir. Ayrıca A vitamini desteğinin 5-6 yaş altı çocuklarda diyare (ishal) ve kızamık gibi enfeksiyonların görülme sıklığını azalttığı bildirilmiştir. Türkiye Beslenme Rehberi’ne göre yeterli A vitamini alımı yetişkin ve yaşlı erkekler için 750 mcg, kadınlar için 650 mcg olarak belirlenmiştir (Türkiye Beslenme Rehberi [TÜBER], 2015)

Yine yağda çözünen vitaminlerden olan D vitamini de COVID-19 sürecinde en çok tartışılan vitaminlerden biridir.

Yeterli miktarda düzenli olarak güneş ışığına maruz kalmak kadar basit bir kullanım reçetesi olsa da D vitamini eksikliği bulunan -özellikle yaşlı- bireylerin sayısı yadsınamayacak düzeydedir. Güney Yarım Küre’de, Kuzey Yarım Küre’ye göre çok daha düşük görülen COVID-19 kaynaklı ölüm oranları bunu destekler niteliktedir. Aynı zamanda D vitamininin hipoksiye (dokuların oksijensiz kalmasına) bağlı akciğer hastalıklarının ileri evresinde ortaya çıkan kötü gidişatı yavaşlatarak şiddetini azaltabileceği öne sürülmüştür. TÜBER’de yeterli D vitamini alımı yetişkin erkek ve kadınlar için 15 mcg/gün, yaşlılar için 20 mcg/gün olarak belirlenmiştir (TÜBER, 2015).

C ve E vitaminleri gibi bu süreçte önemi artan daha birçok besin alımının yanı sıra aşılama da havaların soğumasıyla gündemimize taşınacaktır.

Pnömokok Nedir?

Aşısı Var Mıdır?

Streptococcus pneumoniae’ nin sebep olduğu ağır solunum yolu enfeksiyonlarının, bakteriyel menenjitin (beyin zarı iltihabı) ve sepsisin (kandaki yaygın enfeksiyonun) majör etkenlerinden biridir. Maalesef ki pnömokoka bağlı bu hastalıklar ölümle sonuçlanabilir.

Ülkemizde 2 yaş altı çocuklarda rutin aşı takviminde bulunmakla birlikte 2., 4., ve 12. aylarda konjuge pnömokok aşısı ücretsiz olarak yapılmaktadır.

Yaşlı bireylerde oluşan pnömoninin başlıca risk faktörleri arasında; eşlik eden kronik hastalıklar, akciğerlerin fonksiyonunda düşüşler, solunum kas gücünün zayıflaması, sık geçirilen enfeksiyon hastalıklar, öksürme gibi fizyolojik olayların tam olarak gerçekleştirilememesi gelmektedir.

 Grip Aşısı Ne Zaman Yaptırılmalıdır?

Her yıl influenza virüsüyle ortaya çıkan enfeksiyon, 1889’dan bu yana yaşanan 5 pandemi ve ölüm oranları dikkate alındığında sanıldığı kadar masum değildir. Grip aşısı her yıl değiştiğinden sonbahar aylarında, Eylül – Ekim en geç Kasım aylarında yaptırılmalıdır.

Özelikle kronik obstrüktif akciğer hastalığı olanlarda viral ve bakteriyel enfeksiyonlar astım ataklarını tetiklemektedir. Bu sebeple KOAH tanısı almış hastalara mevsimsel grip yaşamadan önce pnömokok ve influenza (grip) aşısı önerilmektedir. Yapılan çalışmalar aşılamanın hastalığa yakalanma ve ölüm oranını azalttığını göstermektedir.

Birden fazla ilaç kullananlarda, hastaneye yatış öyküsü olanlarda, tanı süresi 10 yılı aşkın hastalarda grip aşısının daha sık kullanıldığı belirtilmiştir. GOLD klavuzu KOAH hastalığının evresine bakılmaksızın her yıl tüm hastalara grip aşısını, 65 yaş üstü hastalara ek olarak 5 yılda bir pnömokok aşısı yapılmasını önermektedir. Uzun zamandır diyabet hastası olan kişilerde pnömokok (zatürre) aşılaması pnömoni ile ilişkili hastane yatışını önlemektedir. Bu aşılamaların olası COVID-19 bulaşında ağır pnömoni vakalarının görülmesine karşı da koruyucu olduğunu söyleyebiliriz.

Araştırmalara göre aşılamanın en fazla 65 yaş üstü bireylerde olduğu bilinmekle beraber; aşı hakkında bilgi sahibi olunmasına rağmen uygulamaya geçilmede yetersizlikler söz konusudur.

İçinde bulunduğumuz pandemi dönemi de göz önüne alınarak; yaş grubu fark etmeksizin, akciğer hastalığı olmadan da hekimler tarafından bu aşılamalara ulaşım hakkında bilgi almak isteyebilirsiniz.

ttb.org.tr/STED/sted1099/st10998.html

Fatma Çiftci ve ark.: What do Patients Know About Pneumococcal Vaccine?, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Mecmuası 2017, 70 (2)

dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/55595/23188.pdf?sequence=1&isAllowed=y

Yasemin KARAAĞAÇ, Ezgi BELLİKCİ KOYU: Vitamins and Minerals in Viral Infections: A Review Focusing on COVID-19, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi 2020; 5(2): 165-173

dergipark.org.tr/en/download/article-file/1185758

Serap Duru: Yaşlı Hastalarda COVID-19, Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Göğüs Hastalıkları Kliniği, Ankara

www.solunum.org.tr/TusadData/userfiles/file/EJP-EK-SAYI-COVID19-29042020.pdf#page=129

Savaş Özsu ve ark.: The Frequency of Influenza and Pneumococcal Vaccination in COPD, Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği (TÜSAD) Solunum 2011;13(1): 21–25

www.journalagent.com/eurasianjpulmonol/pdfs/SOLUNUM_13_1_21_25.pdf

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.