Aşı Karşıtlığının Nedenleri Nelerdir?

0

Aşı; insanlar üzerinde olumsuz etki yaratmış ve sayısız ölümlere sebep olan salgın hastalıklara karşı vücudumuzu bağışık hale getirerek, korunmamızı sağlamaktadır.

Fakat tarihi eskilere de dayanmakta olan aşı karşıtlığı son yıllarda olmak üzere oldukça artmaktadır. Aşı reddinin artması önlenebilir salgın hastalıkların tekrar gün yüzüne çıkmalarına neden olabilmektedir.

Aşı reddi, tek bir aşıya karşı olmakla birlikte tüm aşılara karşı da olabilir. Aşılanma bireysel değil, toplumsal bir sorumluluktur.

Aşı Karşıtlığının Tarihçesi

Aşı reddinin tarihi 1850-1860’lı yıllara dayanmaktadır. Eski zamanlarda zamanın din alimlerine göre insanlarda görülen salgın hastalıklar tanrının insanlara vermiş olduğu ceza olarak tanımlanmaktaydı. Bu yüzden de tedavisinin doğal yollarla olduğuna, mistik olaylarla ve dini ibadetlerle kendiliğinden geçeceğine inanılmaktaydı. İnsanlar da hastalıklara karşı aşı yaptırmaktan çekinmekteydi.

Fakat sonrasında çıkan zorunlu aşı programları sayesinde herkes düzenli olarak aşılanmaya başlamıştı. Ta ki bir doktorun yaptığı araştırmaya kadar. Doktor sadece 12 kişiden oluşan test grubuyla aşıların çocuklar da otizme yol açtığı iddiasını ortaya atmıştır. Bu iddia sonucunda İngiltere’de bağışıklanma oranında ciddi düşüşler gözlenmeye başlamıştır.

Sonrasında bu yapılan araştırma yayınlanan dergiden kaldırılıp, doktorun lisansı iptal edilse de insanlarda yarattığı etkiler günümüze kadar değişik şekillerde değişerek ulaşmıştır.

Aşı Karşıtlığının Nedenleri Nelerdir?

  • Aşının çocuklarda otizme yol açtığının düşünülmesi
  • Aşının içindeki cıva ve alüminyumun vücudumuza zarar verdiğinin düşünülmesi
  • Aşı olmadan da doğal olarak hastalıklara karşı bağışık olabileceğimizin düşünülmesi
  • Aşı olmanın kısırlığa yol açtığının düşünülmesi
  • Aşıların etkisiz olduğunun düşünülmesi
  • Anne sütünün çocuk için aşıdan daha iyi olduğunun düşünülmesi
  • Aşıların ticari amaçlı olduğunun ve başka bir amacının olmadığının düşünülmesi

Aşılanma sanıldığı gibi otizme yol açmamaktadır. Otizm rahatsızlığı genetik ve doğumsal anomaliler sonucunda meydana gelmektedir. Aşıların içinde bulunan bazı elementler vücudumuza zarar vermeyecek kadar küçük dozlarda olmaktadır. Düşünüldüğünün aksine vücudumuz sadece anne sütüyle doğal bağışıklık oluşturamıyor. Evet, anne sütüyle vücudumuzda bağışıklık oluşuyor fakat oluşan bu bağışıklık pasif ve süresi yaklaşık olarak 6-8 ay arasında sürmekte olup sonrasında aşılarla birlikte bağışıklık sağlanmaktadır.

Aşıların içerisinde hastalıkların içerisinde bulunan antijenler bulunmakta, vücudumuz bu antijenlere karşı antikor oluşturarak hastalıkla karşılaştığımızda vücudumuzun bağışık olmasını sağlamaktadır. Aşıyla oluşan bağışıklık aktif bağışıklık olmaktadır. Aşı sağlıklı bireylere yapılmaktadır ve koruyucudur. Yapılan araştırmalara göre bağışıklanma oranının arttığı yıllarda gebe kalma ve doğum oranları oldukça yüksektir.

Aşılanma programları bebek dünyaya geldiği andan itibaren uygulanmaya başlamaktadır. Aşılanma insan sağlığı ve sağılığının devamı için çok mühimdir. Aşı insanlık tarihi için çok değerli bir buluştur. Kendi sağlığımız için, toplum sağlığı için bu sorumluluğu en doğru şekilde yeri getirmeliyiz. Gerçek olmayan ve kulaktan dolma bilgilerle aşı konusuna yaklaşmamalı, alanında uzman ve bilgi sahibi olan sağlık çalışanlarına tereddütlü olduğumuz noktalar danışılmalıdır.

Unutmayalım, aşılanma oranı ne kadar azalırsa bağışık birey oranı azalır ve unutulan, üstesinden gelindiği düşünülen hastalıklar tekrar ortaya çıkabilir.

Vaccine hesitancy – vaccine refusal. Turk Pediatri Ars 2019; 54(1): 1–2.

http://bilimveaydinlanma.org/content/images/pdf/rapor/asi-karsiti-bilimsel-calismalar.pdf Erişim Tarihi: 24.07.2020

Bozkurt-Bekis, H. (2018), “Aşı Reddine Genel Bir Bakış ve Literatürün Gözden Geçirilmesi”, Kafkas J Med Sci, Cilt: 8, Sayı:1, s. 71-76.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.